O kendine çok güvenli devlet başkanları, bakanlar, çok bilmiş ekonomi uzmanları, kravatlarının düzgün bağlanmış olmasının yarattığı güvenlerini bir gece de kaybettiler. Pasaportlarındaki ABD vizelerini kontrol ettiler. Ekonomik krizin altından kalkabilmek için orta sınıfın bankalardaki parasına el koydular. Onlar sırça köşklerinde her şeyi yapabileceklerini zannediyorlardı. Böyledir insan evladı en çok kendi inanır.
Orta sınıf da dahil oldu isyana. Sol bile ne olduğunu anlamadı. Herkes sokaklara döküldüğünde sol teorisini tetkik ediyordu. Sokaktakiler taş atıyorlardı panzerlere. Polis nişan alıp vuruyordu. Molotoflar yağıyordu polis otolarına, panzerlere ve paralarını ödemeyen bankalara. İki hafta da beş başkan kovdular. İkisi hükümet binasının çatısından helikopterle kaçtı. ABD yakındı, gidiverdiler. Ancak giderken şaşkındılar. Hiç bir zaman kaldırım taşlarının, şişelere doldurulmuş gaz yağının kendilerine ulaşacaklarını düşünmüyorlardı. Koca devlettiler onlar. Bir iki, üç beş ayaktakımı nasıl onları kovabilirdi. Her sabah dudaklarını büzerek aynada kendilerine bakarken, ayna onlara yalan söylemiş olamazdı. En kudretli onlardı. Nasıl yıkabilir bir kaç kaldırım taşı, fitili tutuşturulmuş şişe...
Devleti bir koca makine zannediyorlar. Bu onların yanılgısı. Basit bir tanımı var aslında. Üstte koca bir ideoloji ve altında hiyerarşi sıralanmasına tabi, altlar, üstler, diplomalar ve kayırmalar toplamı. Yani bu bir sistem. Yani ordu, hakim, yargıçlar filan da var. Ancak siz bazılarını sevmeseniz de avukatlar, gazeteciler, haber ajansları, yazarlar, çizerler de var. Siz ben bu oyunu bunlarsız oynamak istiyorum derseniz aslında kendinizi yıkarsınız. İyice komediye dönüşür her şey. Koca bir makine zannettiğiniz şey bir bakmışsınız kafanıza çökmüş. Dedim ya devlet onların cüppelerinden, yazdıklarından ve müfredatlarından ibaret. Bazılarını çektiğinizde logo bozulur. Birden aynanın karşısında başkanı olduğunuzu sandığınız şeyin kalmadığının farkına varırsınız. Çok geç olur. Yok devlet başkanlarını çok sevdiğim için uyarmıyorum. Boyunları devrilsin inşallah. Nasıl olsa beni dinlemezler diye yazıyorum. Sadece ben yazdım demek için.
Biraz önce yüz bin kişi isyanın 10. Yılını kutladı. 10 yıl önce isyanda, bu meydanda binlerce kişiyle yapılan her kararı doğrudan aldıkları, büyük halk toplantılarına katılıyordum. Ölenlerin cenazeleri kaldırılıyordu. Diego’nun kolu kopuyordu. Gizlice cezaevine kamera sokup çektiğimiz görüntüleri, sonraki toplantılarda gösteriyorduk. Havada yanık lastik ve keskin gaz kokusu oluyordu. Şimdi ise Arjantin sokaklarında. İsyan öncesinin hükmeden figürleri atıldıkları köşelerden biraz biraz ortaya çıksa da popülist bir sol! iktidar yakın zamanda yapılan bir seçimle yeniden seçildi. Beğenin ya da beğenmeyin isyanın hükümeti var iktidarda.
Gene tabi ki beni dinlemeyeceksiniz ama siz yok olacaksınız, geriye işlediğiniz suçlar kalacak. Kaçacak bir helikopteri olmayanlar, kendiniz için endişelenin, yeni bir bağırsak spazmı sonucu bokun içine siz batıp kalmayasınız?
*’Ekoloji ve Kent tartışmaları’ devam edecek ama öyle sıkıştırıyor ki yaşananlar.