Bir Kemal Pir!

Nubar OZANYAN yazdı —

14 Temmuz 2020 Salı - 11:03

Gerçeğin gözlerinin içine korkmadan bakan ve karşısında doğru tutum alanlar, her daim özgürlük savaşçıları ve sanatçıları olmuştur. Bunlar önceleri hep bir avuç insan olur. Sayıları fazla olmaz.

Gerçeği yok sayanlar, alt üst ederek manipüle edenler ise her daim egemenler ve onların savunucuları olmuştur. Özgürlük arayıcıları ve savaşçıları hakikate dayalı tarih bilinci ve belleğine sahip olmazsa yürüyüşleri sakat kalır. Bundandır ki 14 Temmuz Ölüm Orucu Direnişi’ne ve 5 Nolu Amed Zindan tarihine dönüp defalarca bakıp, yaşananları tekrar okumak, devrimin öncü ve komutanlarının yaşam ve direniş pratiklerinden öğrenmek, doğru dersler çıkarmak gerekir. Beyinlerinden bir an olsun eksik olmayan özgürlük fikri ile ve çıplak bedenleri ve elleriyle direnenlerin tarihini defalarca okumak, ölüme korkusuzca yürüyüşlerinden her defasında öğrenmek gerekir.

14 Temmuz, bir direniş zaferidir. Bugün, ölümden sağ kurtulup yaşayan her 5 Nolu Zindan tutsağı, yiğitliği, mertliği, devrime bağlılıkları ve ölçü tanımaz fedakarlıklarıyla öncüleşen 14 Temmuz şehitlerine çok şey borçludur. Özgürlük uğruna canlarını severek feda edenler, binlerce kez saygı ve minnetle anılsa yine de eksik kalır.

Amed şehrinde adına 5 Nolu denilen zulüm koridorlarında, ölüm hücrelerinde, acımasız bir vahşetin cehennemi andıran sessizliği içinde sadece işkence ve çığlık seslerinin duyulduğu bir zindan vardı. 5 Nolu zindanda devletin kişiliksizleştirip kimliksizleştirme ve diz çökertme uygulamalarına karşı onurlarıyla direnen 14 Temmuz direnişçileri yaşadı. Onların öncülüğünü örnek almak, ayak izlerine basarak yürümek bugün her devrimcinin vazgeçilmez görevidir. Sadece Kürt halkı değil özgürlük düşleyen, adalet arayan, faşizme karşı direnen her milliyetten, her inanç ve cinsten devrim serüvencisinin öğreneceği acı dolu dersler vardır. Yoldaşlığı, devrime sonsuz bağlılığı öğrenmek vardır. En barbar işkenceler karşısında ölüm pahasına da olsa özgürlük uğruna direnmek vardır.

Bizler, zulümle kuruyan zindanda bir direniş kıvılcımının sessiz insanları nasıl ayağa kaldırdığına tanık olduk. Faşizmin insanları bedenen teslim alabileceği ancak manevi olarak teslim alamayacağını yaşadık. Ruhen teslim alınmayanların beklediği o kıvılcımın çakılması halinde ayağa kalkışın nasıl görkemli olacağına tanıklık ettik. 5 Nolu Zindan denilince zulümle paramparça olanların nasıl direnişle tek parça olduğu bir mekandan ve tarihten bahsedilir. Anaların evlatlarına şehit düşünce “ölürsen ağlamayacağım” sözünün verildiği bir direniş tarihinden bahsedilir.

Her zindan çıkışlı anlatıcının “eksik”, “yaşananları tam olarak yansıtmaktan aciz” olarak ifade ettiği bir yer nasıl olabilir ki? Ne yaşandı, nasıl yaşandı ki anlatılanlar “eksik” olarak tanımlandı. Demek ki yaşananlar ne sıradan ne de olağandı. Yaşananları olağanüstü yapan neydi? Olağanüstü yaşananlara karşı koyan, diz çökmeyenler bu muazzam direniş gücünü nereden aldı? Hangi bilinç ve irade, hangi amaç ve bağlılık vardı ki; olağanüstü olanlara karşı olağanüstü direniş ortaya konuldu?

Her gün, her saat ve anın, birkaç yılın bitmeyen zaman yolculuğunda işkence dolu yaşamın sıradan olduğu söylenebilir mi? Sıradan bir bilinç ve iradenin işkenceyi durduramayacağı açık değil midir? Direnişle teslimiyetin, ihanetle bağlılığın kesintisiz karşı karşıya gelip çatıştığı iki ayrı yaşam ve anlayışın birbirinden kalın ve keskin çizgilerle ayrıştığı bir süreçti. Yıkılan, ihanet eden, un ufak olup tozlara karışanlar olduğu gibi kendi küllerinden ateş üretenlerin yaşandığı bir zaman dilimiydi. Her devrimci, her yurtsever ateşle sınanıyordu. Direnenlerin sayıları teslim olanlardan daha fazlaydı. Aynı vahşet altında direnenler olduğu gibi yenilip teslim olanlar da oldu. Yine aynı vahşet altında yeniden direnip teslimiyeti paramparça edenler de oldu. Herkes ateş içinde sınav verdi. Çürükler ayıklandı. Direnenler öncüleşerek özgürlüğe yürüdü.

İhanetin büyük olduğu yerde direnişte büyük olur. Alçalmanın olduğu yerde zirvelere çıkanlar da olur. Her şeyin bu kadar iç içe birlikte görünür şekilde yaşandığı yerdir 5 Nolu Zindan. Sıra neferlerinin direniş içinde nasıl kahramanlar haline geldiği, bazı yöneticilerinin nasıl sıradanlaşıp düşkünleştiği görüldü.

14 Temmuz direnişi denilince akla öncelikle büyük komutan Kemal Pir gelir. M. Hayri Durmuş gelir. Devrime özgürlüğe gönül vermiş Ali Çiçek, Akif Yılmaz gelir. Onlardan bahsedilmeden onların muazzam fedakarlıklarından heybetli duruşlarından söz etmeden 5 Nolu Zindan anlatılabilir mi? Keza onları ölüm yolculuklarında yalnız bırakmayan İbrahim Kaypakkaya’nın Partizancı yoldaşından bahsetmemek mümkün mü?

Kemal Pir’in dostuna ve yoldaşlarına sevgi dolu bakan gözleri, asla düşmanlarının karşısında yere bakmamıştır. Son derece içten, samimi, yoldaş canlısı bir insandı Kemal Pir. İlk ölüm orucu direnişinde zaferle sonuçlanmayan yürüyüşünden sonraki dönemde yeniden direniş fikri gelişir. “Yeniden başlatan ben olmak istemiyorum, biri başlasın ikincisi ben olurum!” diyen Pir Kemal sözünde durur. Kararlarını çok yönlü düşünerek veren, en zor an ve en karmaşık sorunlarda ilk danışılan M. Hayri Durmuş arkadaşın 14 Temmuz ölüm orucu kararına ilk yanıt Kemal Pir arkadaştan gelir. Ve çocuk gülüşlü komutan son yolculuğunda işkencecilere “Bırakın arkadaşlarımın yanında öleyim” talebi işkenceciler tarafından kabul görmez. Son nefesini verirken bile yoldaşlarına olan büyük bağlılık örneğini ortaya koyar.

“Mezarıma borçlu yazın” diyen M. Hayri Durmuş arkadaşın bu sözü ardından ne denebilir ki? Davası uğruna korkusuz ve hesapsızca giden özgürlük öncüsünün bu kadar mütevazi ve bir o kadar erdemli bu davranışını bütün devrimciler örnek almalıdır. Akademi ve karargah girişlerine, her üniversite, her mektep duvarına mutlaka yazılması ve her defasında mutlaka okunması gereken bu erdemli devrimci sözü önce hafızaya ve sonra da yüreklere kaydetmek gerekir.

Ölümü öldüren Hayri, Kemal, Ali, Akif arkadaşlara büyük saygı ve minnetle…  Sayısız isimsiz direnişçilere… Halen bilincini bayrak yapmaya devam edip dağlarda zindanlarda çöllerde direnen 5 Nolu Zindan direnişçilerine onur ve şan olsun.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.