
Saat sabahın 05.00’inde evinin önüne gelen askerin, “Boşalt boşalt” diye bağırması üzerine kapının önüne koşan Beyza Oğuz, “Bekle oğlum sana bir poşet getireyim” diyor ve içeri koşuyor. Elinde poşetle geri gelen kadına asker yeniden bağırıyor. Kadın hala ne olduğunu anlamadan elinde poşetiyle şaşkın bir şekilde askerin yüzüne bakıyor. Askerin bağırışını kesen Zazakî bilen bir adam kadına dönerek, “Anne poşet istemiyor evini boşalt diyor” diyerek cevap veriyor. Kadının anlam vermediği bir şekilde kolundan tutularak kapısının önüne fırlatılıyor.
Yaşatılanlar unutulmadı
Hiç Türkçe bilmeyen ve “Boşalt” kelimesini “Poşet” olarak anlayan Beyza Oğuz şimdi 80’li yaşlarda. O gün köyünde normal bir yaşam sürerken, bir anda evinin ateşe verildiğine tanıklık etti. Askerin her şeyi yaktığını gördüğünde ise çok sevdiği gözü gibi baktığı tavuk ve kuzularını tandırda saklayarak kurtarmaya çalıştı. Yarım yamalak hatırlayabildiklerinin ağırlığı altında köyünü hiç terk etmeden yaşayan Beyza ninenin tanıklık ettiklerine Licê’nin Koçera köyü Newala Direj mezrasında yaşayan yaşlılar hiç unutmuyor.
Köyleri yakıldı
20 haneli mezranın tamamı 1993 yılında çevresindeki tüm köy ve mezarlarla birlikte yakıldı. Mezranın kadınları cami yanında sıraya dizilerek, karşılarında erkeklerin üsteleri çıkarıldı ve sırtları zincirlendi. Mezra sakinlerine mezralarını terk etmeleri için 3 gün süre verilerek ölümle tehdit edildi. Ansızın yerle bir edilen yaşamlarına ve tehditlere rağmen hiçbiri kapılarının önünden ayrılmadı. Gençler kısa bir süreliğine Amed merkeze gönderildi, köyün yaşlıları ise yakılan evlerinin yerine çadırlar kurdu. Bu çadırlarda yeniden yaşamlarını inşa etmeye çalışırken, bir yanda da topladıkları taşlarla evler inşa etmeye başladılar. Defalarca köy basıldı ancak buna rağmen köyün tek bir sakini evini bırakıp gitmedi. Amed merkeze giden gençler de köylerine geri döndü.
Mezralarını hiç boşaltmadılar
Yakıldığında 20 hane olan mezra hala 20 haneli. Asker ve özel harekat timleri tarafından kuşatma altında olan mezra, bombalanan ve yakılan ormanlarını, arazilerini izliyor, çevre köylerin yaşadıklarını yakından takip ediyor. Kulakları telefonda, gözleri bombardıman alanında olan mezranın sakinleri yeniden köylerin boşaltılmasının kaygısı içerisinde yaşıyor. Tüm Licê’nin köy sakinleri gibi burası da köylerini terk etmemenin kararlığında. Mezralarını hiç boşaltmayan yurttaşlar, “Asker yine gelip bizi dışarı atsa da biz yine çadır kurar köyümüzde kalırız” diyor.
Mezra sakinlerinden Hasret Oğuz, köyünü çok sevdiğini ve köyünde kalmak istediğini dile getirirken, “Biz burada yaşamak istiyoruz. Barış istiyoruz. Biz iyilik ve huzur istiyoruz. Gelseler de biz köyümüzden gitmeyiz. Köyümüzden ayrılmak istemiyoruz” dedi.
‘Evimizi yaktılar, bizi dışarı attılar’
Mezranın yakıldığına tanıklık eden ve mezrasından hiç ayrılmayan 67 yaşındaki Hayriye Yumak, mezranın yakıldığı günü şu cümlelerle anlatmaya çalıştı: “Bizi caminin yanına götürdüler sıraya dizdiler. Adamları topladılar ayaklarına sopalarla dövdüler ve sırtlarını zincirlediler. Kadınlara gidin dediler. Biz caminin yanında evlerimize doğru gittiğimizde hepsinin ateşe verdiklerini gördük. Biz sadece durup izlemekle kaldık. Biz onlara bir şey diyemedik. Evimizi yaktılar bizi de dışarıda attılar.”
Şimdi bomba yağdırılıyor
“Biz yine neden sürgün edilelim” diye sorarak, son dönemlerdeki bombardıman ve köy boşaltmalarına tepki gösteren Yumak, “Biz köyümüzde yaşamak istiyoruz. Biz köyümüzdeyiz; bizi öldürseler de katilimiz olacak onlar ama biz buradayız. O zamanlar bomba yoktu gelip evimizden çıkarıp yaktılar şimdi üzerimize bombalar yağdırılıyor” dedi. Bugün yaşananların vahşetine işaret eden Yumak, 93’te yakılan evinin yerine çadır kurduğunu şimdi aynı durum karşısında yine direnerek köyünde kalacağını söyledi ve ekledi: “Biz kendi toprağımızı bırakmayacağız.”
‘Öldüreceklerini bilsem gitmem’
Saliha Oğuz ise “Beni öldüreceklerini bilsem bu köyden çıkmam. Biz buradayız geliyorlarsa gelsinler. Ben buradan hiç ayrılmadım, çadır kurdum burada kaldım. O zaman silah, bomba yoktu evi yakıp gittiler. Ama şimdi her yeri bombalıyor tarıyorlar” dedi.
“Bizim can güvenliğimiz var mı?” diye soran Selim Oğuz, “Günlerdir bombardıman altındaki köylerde yaşayan akrabalarımızdan haber alamıyoruz. Topraklarımızda bir lokma ekmeğimizle huzur içinde yaşamaya razıyız. Ona da izin vermiyorlar” diye konuştu.
ŞERİFE ORUÇ/DİHA/AMED