Bir öfke üzerinde*

Kadın Haberleri —

10 Haziran 2021 Perşembe - 23:00

  • Kadın sünneti Covid döneminde yeniden canlandı, ancak aktivistler risk altındaki kız çocuklarını kurtarmak için ellerinden geleni yapıyor.

HABER MERKEZİ

Ifrah Ahmed, Somali'deki endişeli annelerin aramalarıyla telefonu çalmaya başladığında, onun bir etki yarattığını anladı.  Kadınlar, kadın sünneti geçirdikten sonra kızlarının saatlerce kanaması olduğunu ve ne yapacaklarını sordu. Ifrah onlara tıbbi yardım almalarını söyledi ve muhtemelen bunu yaparak hayat kurtardı.
Anneler, Temmuz 2018’de Galmudug kentinde sünnet olduktan sonra kan kaybından ölen 10 yaşındaki kız çocuğunun hikayesini duydukları için aradılar. Bu olay, ülkede kadın sünnetinden kaynaklı komplikasyon sonucu doğrulanmış ilk ölüm olarak dünya çapında ilgi gördü. Zira bu tür suçlamalar genellikle reddedilirdi. 

Kendisi de sünnet edildi

Ifrah’ın kendisi de çocukken sünnet edilmişti ve 10 yaşındaki kız çocuğunun ölümünden üç yıl sonra kendisi ve diğer birçok aktivist, bu taban yaklaşımının çok büyük duygusal ve fiziksel zarara neden olan ve çoğu zaman öldüren bu uygulamayı sona erdirmede hayati önem taşıdığına inanıyor.

Somali başbakanına toplumsal cinsiyet konularında danışmanlık yapan Ifrah, “Yerelden aktivistler, hükümet lobisinde, çocuklar adına konuşmada ve toplumda kadın sünnetinin riskleri konusunda farkındalık yaratmada büyük rol oynuyor” diyor.  “Eğittiğimiz, bölgede yaşayan yerel aktivist olmasaydı, kızın ölümünün gerçekliğini bilemezdik… Başka hiçbir kızın kanamadan ölmesini istemiyorum.”

Covid’de geri dönüş

Aileler Covid’den dolayı sokağa çıkma yasağı sırasında sünnet uygulamaya geri dönmesi, milyonlarca kız çocuğunu daha kadın sünneti riskiyle karşı karşıya bıraktı. Büyük ölçüde sınırlanmış olan Kamerun dahil birçok ülkede yeniden ortaya çıktı.

Kadın sünneti prosedürü birçok nedenden dolayı gerçekleştiriliyor. Bazı topluluklarda evlilik için bir ön koşuldur, kültür ve din de bunu haklı çıkarmak için kullanılır. 

Küresel ve yerel yaklaşım gerekiyor

Birleşmiş Milletler (BM), uygulamaya son vermek için 2030 yılını bir hedef tarih belirledi. Kendisini kadın sünnetini ortadan kaldırmaya adamış BM programının başkanı Mireille Tushiminina’nın önünde büyük bir görev duruyor ve tabandaki kampanyacıların oynaması gereken rolün farkında. ‘Kadın sünnetini ele almamız için bütünsel bir yaklaşıma sahip olmamız ve farklı düzeylerde -küresel, bölgesel ve ulusal- müdahalelerde bulunmamız gerekiyor. “Kadın sünneti sosyal bir normdur ve herhangi bir müdahalenin bağlama özel olması gerekiyor” diyerek, aktivistlerin yerel dilleri konuşma becerisini örnek olarak veriyor.