
Hayatını tekerlekli sandalyede sürdüren Hüseyin Mutlu, Stuttgart kentinde 200 HDP’li müşahidi, telefonla organize ediyor. Mutlu, “Engelli olmak, mücadele etmeye engel değildir” sözleriyle kendi yaşam manifestosunu bir çırpıda ortaya koyuyor.
Hüseyin Mutlu, Dêrsim’in Pülümür İlçesinin Elmalı Köyü’nde 1965 yılında dünyaya geldi. Ailede 6 kardeşten biri olan Mutlu, 13 yaşındayken kırık kolunun tedavisi için babası tarafından Almanya’ya getirildi. 2001’de babasını, 2009’da ise annesini kaybeden mutlu, şu anda kız kardeşinin yanında kalıyor. Kırık kol tedavisi için geldiği Almanya’da başka bir hastalıkla tanıştı. Yıllardır bu ülkede yaşıyor.
İyi bir devrimci, sosyal ilişkileri güçlü bir aktivist, yardımsever ve iyi bir organizatör… Mutlu’nun layık olduğu nitelemeleri saymak gerekiyor ancak, “Beni sakın övme” cümlesiyle de beni uyarmayı ihmal etmiyor. “Benim yaptıklarımı herkes yapar” diyerek bir bakıma rahatsızlığını ifade ediyor. Ancak yaptığı iş hiç de öyle kolay bir iş değil. Seçim çalışmalarında görev yapan 200 HDP’li müşahidi elindeki telefonla organize ediyor.
Sadece seçim ile ilgili çalışmada değil, Stuttgart çevresinde olan biten bütün aktivitelerde onu görmek mümkün. Daha önce de Heilbronn’da başkalarına yardım etmek için bastırdığı flayerleri dağıtırken görmüştüm onu.
Kas erimesiyle tanıştı
Hayat öyküsünü şöyle anlatıyor Mutlu: “Almanya’ya gelmeden önce eşekten düşüp kolumu kırdım. Kolumun tedavisi için sınığcıya götürdüler. Sınığcı kolumu bağladı ama ters tuttu diye yeniden kırdılar. İki hafta sonra yine olmadı yine kırdılar. Tam 3 defa, kolumu düzeltmek için kırdılar, gittiğim doktorlar da çareyi bulamadı. Babam beni tedavi için Almanya’ya getirdi. Buradaki doktor babama, ‘senin oğlunun başka bir hastalığı var’ dedi. Tıp dilinde SMA dedikleri bir tür kas erimesi hastalığıydı. Almanya’ya geldiğimde 13 yaşımdaydım. 2 yıllık mecburi okula gittim. ‘Meslek eğitimi yapabilirsin’ denildi. Tabii bu arada hastalık da ilerlemişti. Okul öğretmeni hastalığı fark edince eğitim almamı pek uygun görmediler. Tedavisi olmayan bu hastalık 3 aşamalı. Bu hastalığa yenik düşmemek için vücudun dengesini sağlaması gerekiyor. Yorgunluktan uzak durulması gerekiyor.”
Kahve içerken, “Kendimde son zamanlarda biraz düşüş görüyorum” diyen Mutlu, vücuttaki dengeyi tutturmak için haftada iki defa fizyo-ergo terapi ve jimnastik tedavisi alıyor.
Mutlu 2009’dan sonra tekerlekli sandalyeye mahkum olmuş. Ailesinin ise büyük desteğini her daim hissetmiş.
Aile ortamında bulduğu sevgiyi ve desteği Hüseyin Mutlu şu şekilde dile getiriyor: “Annem vefat ettikten sonra iki defa yere düştüm. Bir defasında ayağımda, diğerinde ise baldırımda kırıklar oluştu. Ondan sonra kalkamadım. Tekerlekli sandalye kullanmaya başladım. Bu süreçte ailemin bana verdiği desteğini inkar edemem.”
‘Herkes elini taşın altına koymalı’
İş yapmamayı önemli bir sorun olarak gören ve eleştiren Mutlu, seçimde HDP için oy kullanmamayı büyük duyarsızlık olarak niteliyor ve şu ifadeleri kullanıyor: “İş yapması gereken birçok insanımız var ama bir türlü yapmıyor nedense. Aslında benim yaptığımı herkes yapabilir. Seçim çalışma sürecinde Platform’da yer aldım. Dêrsim komisyonunda yer alıyorum. Eğer insanları seviyorsak, onlar için birşeyler yapmamız gerekiyor. Ben şu anda fiziki olarak belki bir şey yapamam ama şu anki etapta halen beynim işlev görüyor. Böyle olunca da insanlık için çalışıyorum. İnsanlarımızda çok duyarsızlık var. Seçimin sonuna geldik, kullanılan oylar belli. Halen seçimden haberi olmayan insanlarımız var. Bu durum sadece seçmene ait değil, genel anlamda bir duyarsızlık söz konusu.”
‘Organizasyonu ben yapıyorum’
Yeğeni ve ağabeyinin kendisine yardımcı olduğunu dile getiren Mutlu şunları söyledi: “Kendisini müşahit olarak kaydetmek isteyen arkadaşların TC kimlik numaralarını aldık. Kim hangi gün müşahit olarak görev alacağını bildirdi. Bununla ilgili bir düzenleme yaptım. Yeğenim ve abim benim kararlı olduğumu görünce bana yardımcı oldular. Stuttgart’a oy kulanmak için hafta içi 5, hafta sonu 10 sandıkta oy kullanılıyor. Bu durumda HDP olarak bu müşahitlerin organizesini ben yürütüyorum. 200 kişi bize başvurdu. Bu kişilerin her biri farklı günlerde ve farklı zamanlarda müşahit olmak istiyorlar. İşte bunları ayarlamam gerekiyor. Elimde telefonla hemen devreye giriyorum, ta ki gelemeyenlerin yerine başka birini bulana kadar insanları arıyorum. Çok sosyal bir insanım. Stuttgart Migrasyon kurumunda ilticacılara yardımcı oluyordum. Terapist evi geldiğinde yapmam gereken hareketleri yapıyorum. Kitap okuyorum. Derneğe gidiyorum. Miting, panel ve diğer etkinliklere katılıyorum.”
31 Mayıs’ın oy kullanma işleminde son gün olduğunu vurgulayan Hüseyin Mutlu, tüm HDP seçmeninin sandık başına giderek iradesini sandığa yansıtması çağrısında bulunuyor.