SELMA AKKAYA / PARİS

Fransa’da oy kullanma işlemi bugün 9. gününde.

En yüksek oy kullanma merkezi olan Paris’te 8 günün sonunda kullanılan oy sayısı toplam 35 Bin 309’u bulurken Fransa Cumhuriyeti genelinde ise 89 Bin 943’te olduğu kayıtlara geçti.

Gün içinde kadınlar, inşaat işçileri seçim sandığının yolunu tutuyor. Oy kullanma işlemi sırasında seçmenler ciddi sorun yaşanmazken, kimi dönem yaşanan sorunların kaynağının yine AKP seçmeni olduğu gözüküyor. Sandık başında, partiler adına görevlilerin dışında sandık görevlisi konsolosluğun memurları ya da TC adına Paris’te öğretmenlik yapan görevliler bulunuyor. Söz konusu görevlilerin herhangi bir partiyle ilgisi bulunmuyor.

Oy kullanma işlemi sırasında sandık başındaki bir kadın görevli, oy kullanmaya gelen bir seçmene yanındaki kişiye pusulayı göstererek ”Şuraya basacaksın mührü” demesi üzerine müdahale ediyor. ”Bana müdahale edemezsiniz” diyen AKP seçmeniyle sandık başında yaşanan tartışmanın ardından duruma müdahale ediliyor ve ardından AKP’li seçmen kabine girerek oyunu kullanıyor.

HDP kadının hakkını arıyor

Oy kullanma işlemi sonrasında kabinden çıkan AKP seçmeni, sandık başında bulunan kadın görevlilere, ”bir o... dan mı akıl alacağım” cümlesiyle başlayan ve devamında küfürlerin havada uçtuğu bir durum yaşanıyor. Sandık başında yaşanan bu durum karşısında, tüm partilerin sandık başındaki görevlileri kendi kadın arkadaşlarını savunmaktan aciz bir yerde dururken, HDP’li müşahitler sandık başındaki kadınların hakları için müdahil oluyor! Durumu konsolosluk yetkililerine taşıyor ve olayın tekrarlanmaması için, tüm önlemlerin alınmasını talep eden HDP’li müşahitler, böylesi bir olayın yaşanmaması için tüm müdahaleleri gerçekleştireceklerini ifade ediyor.

70 yıllık öykü!

Oyunu kullandığı halde günlük olarak o alanı ziyaret eden, gelip orada bulunan seçmenlerle sohbet eden HDP gönüllüleri mevcut. Bunlardan biri de FEDA çalışanı Mustafa Gökpınar, Paris’in Mustafa Hocası evinde televizyon ekranından tüm haberleri izlemekle yetinmeyip, günlük olarak gelip seçim alanında bir dolaşıp sonuçlara bakarak yeniden evin yolunu tutuyor.

1950 yıllarda Efrîn’den ailesi Pazarcık’a göç ettiğinde o daha çok küçüktü. Ne ailesi ne de kendisi bir tek kelime Türkçe bilmeyen Hoca’nın okul kayıt dönemi 1955 yılı geldiğinde, hem Türkçe hem de Kürtçe bilen bir komşuları aracılığıyla okula kaydı yapılır. Okula başladığında bir tek kelime Türkçe anlamayan Hoca’ya sıra arkadaşı tercümanlık eder. O dönem ki ilkokul öğretmeni, ”ona söyle okuyup büyüdüğünde o da benim gibi bu kravattan takacak” der. O anda Hoca’nın tüm odak noktası büyüyüp o kravatı takmaktır. Yıllar içerisinde Mustafa Hoca, başarılı bir öğrenci daha sonra öğretmen olduğu yıllarda kravatı hep takar ama o arada kaybettiği bir şey vardır: Anadilini unutmuştur artık. “Bir kravatın peşindeki öykümde asilime edilmiştim” diye tarif ediyor Mustafa Hoca bu süreci.

Yıl 81. Darbenin etkisi onun ocağına da düştüğünde ülkeyi terk ederek Paris’te bulur kendisini. Efrîn’de aynı dönem Paris’e yerleşen bir kuzeniyle yolları kesiştiğinde, Mustafa hoca kuzeniyle iletişim kurmak için, bu kez Türkçe’den Kürtçeye çevirmen bulur! Mustafa Hoca, Efrîn’den Pazarcık’a göç yıllarında kaybettiği Kürtçesi,  asimile edilmiş Kürtlüğü  ile  bu kez Paris’te yeniden buluşur. Şimdi Demokratik Alevi Federasyonu’nun gönüllülerinden. Bir HDP sevdalısı...

Oy kullanma işleminin yapıldığı Paris konsolosluğunun yanındaki kahvede yaşam öyküsünden bu kesitleri bize aktarırken, aynı zamanda oy kullanmaya gelmemiş diğer seçmenlere, gazetemiz aracılığıyla sesleniyor: ”Burada seçimler bazen sakin, bazen yoğun bir şekilde devam ediyor. Gündemi takip edenler biliyorlardır, üzerimizde ne gibi oyunlar oynandığını. Erdoğan’ın videosunu gördüyseniz, HDP hakkında her şeyi açık açık söylüyor zaten. Bizler, Kürtler, devrimciler, aleviler, demokratlar, Türkiyeli aydınlar, bizim sabrımız biterse, inadımız başlar. Biz bugün inatla buradayız. Çalışmaya devam edeceğiz. Erdoğan’ın iktidarına son vermek istiyor isek, gelip buraya yığılalım ve oyumuzu kullanalım!”