Benim tansiyonumu tavana fırlatma. İstesen de yapamazsın, bütün projeleri çökmüş olan kuru gürültünün ustası, yapamazsın. İşkembeden atma. Senden önce de vardı ve muhtemelen senden sonra da olacaktır bağırmayı böğürmekle karıştıranlar. Ama bak, hepsinin sarayı başına yıkıldı. Yağıp gürlemekten vaz geç! Nefret fışkıran bakışlarını görmekten bıktım. Ve daha kötüsü tiksinti veriyor her cümlen bana. Çünkü insan yok senin cümlelerinin içinde, ahlak yok, adalet yok. Din sadece bir aldatma aracı senin dilinde. Irkçılık kokuyor, kan kokuyor, ölüm tadı var sanki her bir vurgunda…
Böğürüyorsun, çünkü korkuyorsun. Kendini, "boynu giyotinde bir koyun" gibi düşünüyorsun, yaptığın hırsızlıklar, yolsuzluklar aklına geldikçe. Bu nedenle insanın mutluluğu, halkların özgürlüğü, gençlerin geleceği, çocukların yaşamı yer almıyor senin cümlelerinde. Kürt denince çıldırıyorsun, rengin atıyor, morarıyorsun. Ermeni, ya da Êzîdî, ya da Alevi ya da Rum ya da senden olmayan herhangi birisi senin önünde bir kırmızı şaldır burnundan soluyarak tepinerek saldırman için. Seni gördükçe "affedersiniz ama bu da insan" demek zorunda kalıyorum her zaman. Aynaya baksan kendin bile korkarsın kendinden o an. Çünkü sen ışıktan korkuyorsun; ve güneşin pırıl pırıl aydınlattığı bu dünyada, aydınlık tek karabasanındır şimdilerde.
Bir savaşı böylesine iştahla isteyen bir yaratığı nasıl tanımlayabilirim ki başka?
"Soyun kurusun" demiyorum, kuruyacak zaten, biliyorum. Bak, ne Dehak kaldı, ne Firavun, ne Mussolini, ne Hitler, ne de Franco falan bu dünyada. Ve kötülüğün adı oldu hepsinin adları. Saddam da kendi topraklarında kendi ipiyle asıldı. Bütün korkun kaçınılmaz sonundan.
Kanı, zulmü, ölümü böylesine hararetle isteyen birisinin insani değerlere sahip olduğunu söylemek mümkün müdür? Mümkün değilse sevgili okurlarım, bırakın ben de bir kez içimi dökeyim, bu savaş çığırtkanına kusmak üzere olan midem temizlensin. Affedin.
***
Hemen erken seçim olmayacak. Önce koalisyon, arkasından belki de altı ay ya da bir yıl sonra erken seçim. Kendi iktidarı için bütün Türkiye’yi yakmaya hazır Neron. Biliyoruz ki normal bir süreç yaşandığında erken seçimde de HDP’nin oyları artarak yükselecek. Bunu o da biliyor. Sonucu değiştirecek şey, yaratılacak olağanüstü haller olacaktır. Olağanüstü haller, "iktidar savaşlarının" halklara kesilen faturasıdır.
Genel Kurmay başkanının yenileneceği Ağustos ayına AKP’li bir hükümetle gidilmek istendiği için normalleşme olasılıklarının önü engelleniyor. Çünkü normalleşme, diktatörlerin ve palyaçolarının hesap verdikleri, cezalandırıldıkları süreçlerin adıdır. Çünkü normalleşme, halkların hesap sorabildiği özgürlük aydınlığıyla ışıldayan günlerin adıdır. Çünkü normalleşme, savaş suçlularının uluslararası mahkemelerde, büyük insanlığın önünde tek tek yargılandıkları süreçlerin adıdır.
Bekleyin, biz de size inat, normalleştirmekteyiz!
***
Rojava’ya mı saldıracaksınız? Öz evladınız IŞİD canilerinin bunca kanlı cinayetlere rağmen engelleyemediği bu özgürlük yürüyüşünü engellemek için ordular mı salacaksınız insanlığın, kardeşliğin ilk kez yeşerdiği bu topraklara?
Ucunda savaş yani ölümler olmasa, sadece burnunuzu değil bütün varlığınızı boka sokacaksınız diye sevinirdim. Hatta teşvik bile edebilirdim sizi, ’çocuklarınızı gemicikleriyle birlikte yanınıza alarak gidin de batın kendi çamurunuzun içinde’ diyerek.
Ama savaş, savaşan kim olursa olsun, yoksulların katliamı demektir. Sizler, yani egemenler ve çocukları gitmeyecekler savaşa, biliyorum. Savaş, kadının, çocuğun, kültürün ve bilimin soykırımı demektir.
Rojava’ya mı saldıracaksınız? Bu ateş sizi yakar, unutmayın! Sarayınızla birlikte yerle bir eder yalan ve talan ile kurduğunuz saltanatınızı. Benden söylemesi!