Cumhuriyete kadar kör topal kendi mecrasında akan, dönemin görece özerk koşullarından yararlanarak büyüyen, gelişen Kürt ekonomisi adeta Cumhuriyet döneminin altında ezilmiştir. Yeni kurulan hükümetin, devleti ve ekonomiyi devleştirme politikası Kürtler için açlık, yoksulluk ve mevsimlik göç anlamına gelmiştir. 

Henüz Cumhuriyet kurulmadan toplanan İzmir Ekonomi Kongresi’nin en önemli ilke kararı ekonomiyi yerli ve milli yapmaktır. Cumhuriyetin ilk on yılında uygulanan liberal politika ortamından nispeten daha az etkilenen Kürdistan ekonomisi özellikle 1932’de değişen devletçi politikalarla yok edilmiş ve her geçen gün daha da geriye gitmiştir.

Misal 1930’larda gelişmişlik bakımından Türkiye’nin 3 önemli şehrinden biri olan Amed uygulanan makro politikalar sebebiyle düzenli olarak son sıralara kadar geriletilmiştir.


Amed’in Yıllara Göre Gelişmişlik Sırası* (TUİK verileri)

Yıllar  1930 1970 1997 2003 2011

Sıra      3.    40.    57.    63.    67.


Her ne kadar “bölgesel gelişmişlik” farklılıklarını ortadan kaldırmak için kalkınma planları uygulanmış olsa da bu planlar özü itibarıyla yukarıda sözü edilen makro planları geliştirmekten başka bir işe yaramamıştır. Teşvik, hibe ve yatırım kararları Kürt coğrafyasına komşu olan çeper şehirlerin refah seviyesini yükseltirken Kürt kentlerini ekonomik olarak çoraklaştırıp, ekmeğe muhtaç hale getirmiştir. Buna bağlı olarak Kürtlerden mobil ve sağdan sola savrulan bir işçi sınıfı yaratıp bizi “Mevsimlik İşçilik” gibi bir fenomenle tanıştırmıştır. 

Meselenin vahametinin daha net anlaşılması için Amed örneği üzerinden gitmeye devam edersek 1930’larda 3. sırada bulunan kent kademeli olarak 70’lerde 40.sıra, 97’de 57. sıra 2003’te 63. sıra ve en nihayetinde 2011’de 67.sıraya kadar gerilemiştir.

Hasılı, İzmir İktisat Kongresi “yerli ve milli” ekonomiye vurgu yaparken pratikler bu “yerli ve milli” tanımına Kürtlerin girmediği çok net ortaya koyuyor. Hem akademik çevrelerin hem de siyasetçilerin sık sık vurguladığı Kürt illerindeki ekonominin savaştan ve yaşanan şiddetten dolayı bu kadar geri kaldığı tezi ise istatistiğin sert duvarına çarpıyor. Az çok Kürt tarihi hakkında fikri olanlar 1938 ile 1984 yılları arasında Kürt coğrafyasında nerdeyse yaprak kımıldamadığını bilir. Görece “şiddetsizlik” ortamında Kürtlerin ekonomik gerilemesi durmamış, aksine çok sert düşüşler yaşamaya devam etmiştir. Misal bu “fetret” devrinde Amed 3. sıradan 53. sıraya kadar gerilemiştir. 

Şüphesiz savaş ve şiddet ortamları ekonomin gelişeceği doğal mecralar değildir ama Kürt illerinin ekonomik olarak geri bırakılması sadece bununla alakalı değil çok daha zekice hazırlanmış uzun soluklu planlamaların eseridir. Hayatın doğal akışına ters olan, Kürt coğrafyasının Kürtler için “cazibe merkezi” olmaktan çıkartılması şeklinde özetlenecek bu politikanın başarılı olma şansı bulunmamaktadır.  

Nitekim her alanda olduğu gibi ekonomide de Kürtler arasında dayanışmacı ve alternatif yöntemler tartışılıyor ve bu alanda tohumlar ekilmeye başlandı. Yarının ekonomisine merkezi planlar değil yerelin gücü yön verecek.