Bir şirket düşünün piyasa değeri 1 trilyon dolar. Evet milyon, milyar değil trilyon dolar. Elma ile armut şeklinde karşılaştırma olmakla birlikte, Türkiye’deki tüm vatandaşların 2017 yıl içinde ürettikleri toplam mal ve hizmetlerin yani gayri safi milli hasılanın 851 milyar dolar olduğunu düşünecek olursak bu rakamın büyüklüğü daha iyi ortaya çıkıyor. Diğer bir deyişle bir şirketin değeri ülkenin yarattığı katma değerden daha fazla. Bu değer borsada işlem gören hisse sayısı ve işlem gören hissenin değerinin çarpımı ile bulunuyor.
Hangi şirket bu diye merak edecek olursanız eğer Iphone telefonları, Mac Book bilgisayarları üreten Apple firması diyebiliriz. Gerçi geçtiğimiz günlerde şirketin Genel Müdürü Tim Cook, kendileri için talihsiz diyebileceğimiz bir açıklama yaptı. Artık eskisi kadar telefon satamıyoruz, hedeflediğimizden daha az kar elde edeceğiz dedi. Bir de üstüne bu düşüş Çin’deki satışlardan kaynaklanıyor diyerek hedef gösterdi. Satışlar düşmüş vah vah! Oysa her sene yeni bir model çıkarıyordunuz, insanlar yemeyip içmeyip hatta böbreğini satıp alıyordu. Ne oldu „gelo“ size? Neyse tam bu noktada kapitalist sistem yapısı itibarıyla krizlere gebe olduğunu, doğası gereği sürekli büyümek zorunda olduğunu ve büyümediği zaman kriz doğduğunu hatırlamak lazım. Apple’ın başına gelen tam da bu. CEO hiç işini bilmiyor, bazıları gibi bunu gizlesene ve sadece iyi olan kısmı makyajlayıp kamuoyuna sunsana ama acemilik işte.
Konumuza dönecek olursak bir teknoloji şirketinin değeri nasıl 1 trilyon dolar olabiliyor? İlk aklımıza gelen muhtemelen firmanın telefon, bilgisayar, dijital saat satışlarından tüm gelirini elde ediyor cevabı olur. Şirketin geçtiğimiz yıl sonu faaliyet raporunda yer verilen gelir tablosuna baktığımızda telefon satışından 141 milyar dolar kazanmakla birlikte ücretli uygulamaların kullanımına aracılığı da içeren servisler kaleminden 30 milyar dolar kazandığını görebiliriz. Bir de müşterilerinin veri gizliliğine gösterdiği hassasiyet var. CIA, FBI vb kuruluşların cep telefonun açılmasını sağlayan parola bilgilerinin paylaşılması taleplerine müşteri gizliliği deyip olumsuz yanıt verdi. Kırabiliyorsan şifreyi kendin kır biz paylaşmıyoruz dedi. Devletler kullanıcı bilgileri istediğinde anında paylaşan firmalara nazaran bu cevap da Apple’ın imajını parlattı ve değerini yükseltti.
Dünya geneline baktığımızda en yüksek değere sahip diğer şirketler sırasıyla Amazon.com, Alphabet, Microsoft ve Facebook. Bu şirketlerin iki ortak özelliği var ki birincisi Amerikan kökenli olması ve ikincisi teknoloji şirketi olması. Alphabet hepimizin bildiği Google’ı da kapsayan bir şirket, bir de herkesin kullandığı sosyal medya platformu Facebook nasıl bu kadar değerli olabiliyor. Aslında her ne kadar serbest piyasa ekonomisi denilse de bu şirketleri piyasayı elinde tutan, tekel olan ve ilk fırsatta büyüme potansiyeli olan küçük rakiplerini yutan dev imparatorluklara benzetebiliriz. Gelir kalemlerine de bilançolarından baktığımızda, Alphabet’in 111 milyar dolarlık gelirinin yüzde 99’u Google’da yayınlanan reklamların gelirinden oluşmakta. Durum Facebook’ta da benzer şekilde 41 milyar dolara yakın gelirinin yüzde 99’u reklam gelirinden geliyor. Reklam deyip geçmeyelim aslında önce bize ücretsiz sundukları ürünler aracılığıyla verilerimizi toplayıp analiz ediyorlar, sonra bu verileri şirketlere reklam satarken kullanıyorlar. Bizim Google’da yaptığımız bir internet araması daha sonra haber sitesinde kenarda reklam olarak bize geri dönüyor. Benzer şekilde Facebook’ta beğendiğimiz gönderiler veya paylaşımlarımız analiz edilerek daha sonra ana sayfamızda bize sunulan reklama dönüşüyor.
Rojava’da bir gün (Demokratik Modernite ilkelerini benimsemiş) bu boyutlarda büyük bir teknoloji şirketi çıkar mı bilinmez ama kişisel olarak bu benim hayalim. Seçimde 3-5 puan fazla almak için Kürt kazanımlarına saldırmak isteyen birileri rahat dursa, anayasa çalışmaları sonuçlansa ve inşa çalışmalarına odaklanılsa neden olmasın? Güney Kore mesela 1980’lerde oldukça fakir bir ülke iken doğru adımlarla ve uzun vadeli planlar ile bugün Samsung ve LG gibi dünya çapında büyük teknoloji markalarına ev sahipliği yapıyor.
Sahi uzak doğu ve teknoloji demişken Huawei şirketinin geçtiğimiz günlerde finanstan sorumlu genel müdür yardımcısı Amerika’nın talebi üzerine Kanada’da gözaltına alındı, Amerika’ya gönderilmesi talep edildi ama sonra kefaletle serbest bırakıldı. Bir de Trump, Huawei ve ZTE firması ürünlerinin Amerikan devlet dairelerinde kullanımının güvenlik gerekçesiyle yasaklanmasını gündeme getirdi. Sizce bunun Apple’ın satışlarının düşmesiyle bir alakası var mıdır? Yok canım bence desem de sorunun cevabını çıkar çatışmaları bağlamında siz çok iyi biliyorsunuz. Anlatmaya gerek yok. Her şey ortada.