
Köyleri 1990’lı yıllarda yakılıp yıkılan birçok yurttaş için yaşam alanı olan Mardin’in Nusaybin ilçesinin Kanika, Kışla, Yenişehir, Abdülkadirpaşa, Dicle ve Fırat mahallelerinde 316 gündür devam eden yasakla birlikte yıkım da sürüyor. Mahallelerin büyük bölümü yıkılırken, yıkım için sırada bekleyen evlerin sahipleri de her gün sabahtan akşama kadar bölgede nöbet tutuyor.
Evleri Fırat Mahallesi’nde olan ve şimdi kentin farklı mahallelerinde ikamet eden yurttaşlar, sabahın erken saatlerinden itibaren tel örgülerin yakınına gelerek beklemeye başlıyor. Kimileri tüm aile bireyleri ile gelirken, bekleyenler arasında 80 yaşlarındaki yaşlıdan henüz yeni doğmuş bir kaç aylık bebeğe kadar rastlamak mümkün. Günlük ihtiyaçlarını yanlarında getiren Nusaybinliler, tüm günlerini tellerin etrafında kepçenin hareketlerini izleyerek geçiriyor; anılarının bir bir yıkıldığına şahitlik ediyor.
40 bin kişi yaşıyordu
Bir taraftan her gün sıra sıra evler yıkılırken diğer taraftan da yıkılan molozların arasındaki demirler ayıklanıyor, kepçelerle yuvarlak toplar haline getirilerek, TIR’lara yükleniyor. Demirlerinden ayrılan molozlar da başkaca TIR’lara yüklenerek son sürat mahalleden çıkartılıyor. Daha önce 40 bini aşkın kişinin barındığı bölgede şimdi ise sayılı ev, moloz yığınları ve kepçelerden başka bir şey görünmüyor.
Az hasarlılar da yıkılıyor
Her gün yeni bir hareketliliğin yaşandığı bölgede gezen mühendisler, merkezden aldıkları emirler doğrultusunda, yeni kararlar uyguluyor. Mühendisler tarafından, son olarak hasar tespiti sırasında az hasarlı olarak belirlenen evlere dahi yıkılacak anlamına gelen “Y” harfini konuluyor. Bu haberin duyulması üzerine telleri aşarak içeri giren halk, neden bu yazının konulduğunu sorduğunda ise, “Ankara’da genel müdürler tel örgülerin içindeki herşey yıkılacak diye haber yolladılar. Yıkım devam ederse zaten hepsi yıkılacak” yanıtını alıyor.
Bir umutla evine bakıyor
Kucağında bebeği ile bekleyen Hatice de “Bu bebek yasak başlamadan karnımdaydı. Bütün herkes ‘çık mahalleden düşük yapacaksın’ diyordu. Son güne kadar kaldım sonra da çıkmak zorunda kaldım” diye yaşadıklarını anlatıyor. Hatice şimdi ise kucağında çocuğuyla evini gözlüyor.
70 yaşlarındaki Naife, “Bizim ikinci kez evimiz yıkılıyor. Köyümüzü yaktıklarında da üzerimizdeki elbiselerimizle çıkmıştık şimdi de öyle çıktık. Şimdi de bu evimiz yıkıldı. Bizim evimiz Kürdistan’ın özgürlüğünün sadakası olsun. Onlar ne yaparsa yapsın Kürdistan özgürleşecek” diyor.
Evinin yıkılışını tel örgülerin kenarına çökerek izleyen Ayşe, herkese söylüyor: “Evlerimizi ilk andan bırakmasaydık bunları yaşamazdık. Sonra tel örgüleri çektiler. Biz Rojava için tel örgüleri kaldırırken kendi evlerimiz için kaldırmadık. Hata ettik.”
DİCLE MÜFTÜOÐLU / AYNUR İNEDİ / DİHABER / MARDİN