
Siyasi irade baskısı
Komisyonun toplanmamasına tepki gösteren Milletvekili Levent Gök, "Bu toplantılar gerçekleşmedi. Toplantıların yapılmayışına gerekçe olarak da tarafımıza inandırıcı bir bilgi verilmemiştir. Bu durum, Uludere Komisyonunun raporunun açıklanmamasına yönelik bir siyasi irade olduğunu ortaya koymaktadır. Kamuoyu raporu, kimin hangi değerlendirmelerde bulunacağını önemle ve ilgiyle beklemektedir. Bu nedenle, Uludere raporunun tartışılması ve kamuoyuyla paylaşılması için Uludere Alt Komisyonu'nun derhal toplantıya çağırılmasını talep ediyorum” dedi.
Hükümet Adliye'yi işletmiyor
Ertuğrul Kürkçü ise katliamın üzerinden neredeyse 1 yılın geçtiğini ancak bulundukları yerin başladıkları yer olduğunu belirterek, bir şey yapılmadan boşuna geçen bir yıldan söz ettiklerini kaydetti. Katliamın yaşandığı gün ortada olanların bugün silikleştiğini söyleyen Kürkçü, “Adliye görevini yapmıyor, hükümet adliyeyi işletmiyor Genelkurmay ise belgeleri saklıyor” dedi. Komisyon toplantısının yapılamamasına değinen Kürkçü, komisyonun mutlaka toplanması gerektiğini ancak komisyonların AKP’nin çoğunluğu ile çalıştığını kaydetti.
Beklenen rapor: Faillerini bulamadık
Kürkçü, komisyon toplantılarının rutin olmadığını başkanın çağırdığı zamanlar toplanıldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: “ Bizler yapılmasını isteyince de toplantı erteleniyor. Asıl mesele toplandığımız zaman yeni hiçbir husus ortaya çıkmıyor. Hep aynı yerde dönüp duruyoruz. Başkan uzmanlara rapor yazdırıyor. O raporu getirip ortaya koyacak bundan kaçış yok. Başkan tarihleri ileriye atıyor. Böyle bir konuda komisyon başkanının sorumlulukları olmalıdır. Yarın toplansak rapor çıkar. Keşke deseler ki Roboskî değil Uludere’dir ama emir veren şuradadır diye ama Başbakan ad meseleleri ile insanları uyutmaya çalışıyor. Roboskî köylülerinin dediği gibi karar verilmeyecek. Başbakan da bunu ima ediyor. O istediği baskıyı yapsın biz onunu komitesi değil meclisini komisyonuyuz. Bu eninde sonunda bitecek ama bu komisyon failin kim olduğunu bulamadık diye bir rapor yayınlayacak asıl kötü olan da budur.”
SERHAT ÇAYAN / ANKARA/ANF