Kürt aydınları, Kürt kurumlarının yetkilileri, Kürt yurtseverleri bugün İsviçre’nin Cenevre kentinden başlayıp Fransa’nın Strasbourg kentinde son bulacak, onsekiz gün devam edecek bir yürüyüşe başlayacaklar.
Yürüyüşün amacı Kürtlerin statüsüzlüğünü, İmralı adasında sayın Öcalan’a uygulanan olağanüstü milli rejimi, bu olağanüstü rejim nedeniyle kendisine uygulanan tecrit içinde tecridi, Türk Ceza İnfaz yasasında yapılmak istenen değişiklikle, bugüne kadar uygulanan tecrit içerisinde tecride yasal kılıf uydurulmasını protesto etmek, eğer kalmışsa demokrat dünya kamuoyunu(!) bu konuda duyarlı kılmaktır. Kürtler statüsüz yaşamanın bedelini çok ağır bir biçimde ödemiş bir halktır. Kürtlerin statüsü olmuş olsa idi Kürdü katletmek o kadar kolay olmayacaktı. Kürtlerin statüsü olsa idi Kürdün varlığı inkar edilmiyecekti.
Dili, kültürü, tarihi sömürgeciler tarafından ipotek altına alınmayacaktı. Kürtlerde siyasal bir obje olarak kabul edilip, olmayan dünya kamuoyunda adam gibi muamele görecekti. Partileri, gazeteleri, radyoları, Tv’leri yasaklanmayacak, kendi vatan topraklarında özgürce yaşayacak, tespih taneleri gibi dünyaya yayılıp, sürgün oldukları yerdede meşru olmayan yasaklarla karşı karşıya kalmayacaktı. Bu nedenle Kürtler tez elden hukuki bir statüye sahip olmak zorundadırlar.
Kürtler bundan ondokuz yıl önce YRWK (Yekitiya Rewşenbira Welatperesta Kurdistan) öncülüğünde Bonn’dan Brüksel’e yürümüşlerdi. Üçyüz elli kilometrelik yolu oniki günde katetmişlerdi. Yürüyüşün ismi “Bonn-Brüksel Özgürlük Yürüyüşü” idi. Büyük bir imanla, coşku içerisinde yürüyüşümüzü noktalamıştık. Brüksel’deki Türk Büyükelçisini oldukça yormuştuk.
Avrupa Parlamentosu önünde geceleyin meşaleli yürüyüş yapmıştık. Tertip komitesinin acemiliği sonucu Emirdağlıların bulunduğu mahallede bir düğün salonu konaklama yeri olarak tutulmuştu. Türk Büyükelçisinin örgütlediği faşistler mahalleye girdiğimiz gibi bize küfürler, hakaretler, taşlar yağdırmışlar, Avrupa’nın göbeğinde ikinci bir Madımak olayı yaratmak istemişlerdi. Brüksel polisinin gecikmeyen müdahalesi ve soğukkanlı davranışımızla komployu boşa çıkarttık. Olayı duyan Kürdistanlı’lar Avrupa’nın her tarafından gelerek etrafımızda güvenlik çemberi oluşturmuşlardı. Yürüyüş müddetince çeşitli konularda seminerler vermiş moral geceleri tertiplemiştik. Aachen’da bulunan arkadaşlar yürüyüşçüleri otonomcuların kullandığı Hitler zamanında kalma yerin on metre altındaki bir sığınakta misafir(!) etmişlerdi.
Ondokuz sene sonra bu sefer Cenevre’den Strasbourg’a yürüyeceğiz. Ondokuz yıl önceki yürüyüşümüzün yaşlı delikanlıları gorbehişt İ.Şerif Vanlı ve Faqi Hüseyin aramızdan ayrıldılar. Birisi Loussan’da diğeri Tetvan’da ebedi istirahatgahlarında yatıyorlar. Gözleri torunlarında ideallerinin torunları tarafından gerçekleştirilmesini bekliyorlar.
İki kaybımız daha var. Birisi yürüyüş boyunca arkadaşlarının ayaklarını üşenmeden pansuman eden, tedvileri ile canla başla uğraşan, okuduğu şiirleri ile yürüyüşçülere moral aşılayan Dr.Rodi yaşamına Köln’de kendi eli ile son verdi. Şimdi Kovancılar’da yatıyor. Okuduğu enfes parçalarla yüreklerimizi serinleten “Hewler’in” yazarı Hozan, aksiyon adamı gerilla Serhat, Türk ordusuna esir düştü. Ardından da şehit oldu. Mezarı belirsizlerin listesindedir. Apê Musa türküsünün yazarı ve bestecisi Aşık Zamani dükkanında saz yapıp tamir ediyor. Arasıra görüyorum. Eski günleri anımsıyoruz. Ünlü panelistimiz, eksperimiz(!) Yalçın Küçük Silivri yerleşkesinde Ergenekon davasının sanığı. O zamanlar keşif kolu olduğunu ben dahil bazılarımız biliyorlardı. Kendisini Haymana cezaevinde deşifre etti. Yaşa, yaşa gör tamaşa.
Kürtler statüye kavuşuncaya, Kürt halkı, siyasal tutsaklar ve de Öcalan özgürlüğüne kavuşunca Kürtler kendi toprakların özgürce yaşamaya başlayınca bu uzun yürüyüş bitecek. Bonn-Brüksel yürüyüşünde kırk yedi yaşındaydım. Brüksel’e kadar fire vermeden yürümüştüm. Şimdi altmışaltı yaşındayım. Tedavi oluyorum. Yine yollardayım. Fransa hududuna kadar yürümeye çalışacağım. Şimdilik bu kadar. Haftaya görüşmek dileği ile.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 30 Ocak 1950 tarihinde Şark Postası gazetesi M.Anter tarafından İstanbul’da yayınlanmaya başlandı.
* 1 Şubat 1992 tarihinde Rewşen dergisi ilk önce Avrupa’da daha sonra İstanbul’da yayınlanmaya başlandı
* 2 Şubat 1968 tarihinde Suriye’de yapılan nüfus sayımında 120 Kürt vatandaş olarak kabul edilmedi. Bu sayı bugün 250.000 civarındadır. Harici denen bu Kürtler vatandaşlık hukuku ve insan haklarından yararlanamamaktadırlar.
* 3 Şubat 1975’de Ankara SBF İsmail Beşikçi’nin üniversiteye dönme talebini reddetti.
* 4 Şubat 1983 tarihinde Paris Kürt Enstitüsü kuruldu.
* 5 Şubat 1988 tarihinde Diyarbekir’de görülen PKK davasında 146 sanıktan 20’sine idam, 13’üne müebbet hapis cezası verildi.