“Bir yüzyıl daha kaybetmek istemiyoruz”, bu söylem (serzeniş), Kürdistan’ın 4 parçaya bölünmesine neden olan Lozan Antlaşmasının yapıldığı kentte yani Lozan’da yankılanıyordu. Bu defa, Kürt halkının çağrıları ve öfkesi sadece Kürdistan’ı 4 parçaya bölen emperyalist güçlere değil, aynı zamanda 4 parça Kürdistan’daki siyasi partilereydi.

Bu kez çok farklıydı, sadece alışık olduğumuz renkler ve simalar Lozan’dan seslenmiyordu. 4 parça Kürdistan’ın renkleriyle Kürdistan için gelmişlerdi. Kürdistan ve Kürt halkının geleceği adına aralarında sanatçı, aydın ve siyasetçilerinde olduğu yüzü aşkı isim, Lozan’dan Cenevre’ye iki günlük Ulusal Birlik Yürüyüşü adına bir aradaydı.

Geçerlilik süresinin bitmesin birkaç yıl kala Lozan Antlaşmasının imzalandığı binanın önünden Kürt halkı adına siyaset yapan partilere sesleniyorlardı: Artık ulusal birliğimizi inşa edin…

Kürdistan’ın 4 parçaya bölünmesine ev sahipliği yapan Lozan’da yaratılan bu birlikteliğin, tarihi bir anlamı olduğu kadar, Kürt halkının yıllardan beridir arzuladığı bir tabloydu. Bu gerçeği iyi bilen veya derdi bu halkın değerlerini korumak olanlar bu yürüyüşte yerini almışlardı.

“Kürdistan ve Kürt halkının geleceği bir yüzyıl daha sömürgeci güçlere emanet edilmek istenirken, bizler bu halkın sanatçıları, aydınları olarak sessiz kalamayız…” diyerek başlayan konuşmalar, 4 parçadaki Kürt partilerine yapılan “Ulusal birliğimizi inşa edin, bu tarihi bir sorumluluktur. Bundan kaçamazsınız” çağrısıyla sona eriyordu.

Kuşkusuz ki; 4 parça Kürdistan’dan yoğun bir şekilde sanatçı ve aydınların bu yürüyüşte yer alması, yürüyüşe farklı bir boyut kazandırdığı kadar, bir kadarda yürüyüşü daha da anlamlı kılıyordu. Kürt halkı adına mücadele eden hiçbir partinin propagandası yapılmadan gerçekleştirilen iki günlük bu yürüyüşte, en anlamlı mesajlar yine Kürt halkının sanatçılarından geldi.

Birinci günün akşamında verilen ulusal birlik konserinde, hep birlikte sahneye çıkan sanatçılar seslendirdiği ezgilerde Kürt halkının özlemini duyduğu o birlikteliği ortaya koyarken, aynı zamanda Kürt siyasetine önemli mesajlar veriyordu. Kürtçenin farklı lehçelerinde söylenen her bir ezgi, o kadar anlamlı ve zengindi ki, kimi zaman salondakileri alıp Kürdistan’ın yok edilmek istenen bin yıllık kadim tarihine götürüyordu, kimi zaman ise Kürdistan’ın 4 parçasında hiç bitmeyen acılara ve direnişlere tanıklık ettiriyordu…

Zaten sanat ve sanatçı, değil midir içinden geldiği toplumun tarihine tanıklık eden, sanatçı ve sanat değil midir kendi halkının sesi olan. Her şeyden öte sanatçı değil midir, kimi zaman kendi halkının acısını ve mutluluğunu kendisine üretip kaynağı yapan, kimi zaman ise halkı adına sorumluluk alan.

İşte tam da bu sorumluluk duygusuyla, yürüyüşün bir bölümünde söz alan değerli sanatçı Xelîl Xemgîn, Türk devleti ve ona bağlı çeteler tarafından Til Rifat’a katledilen Êfrînli çocukların fotoğraflarını da eline alarak, Kürt partilerine sesleniyordu:

“Biz Kürt sanatçıları, artık katledilen çocukların feryadını, çocuklarını toprağa veren anaların ağıtlarını duymak istemiyoruz. Yaşadığımız acılar karşısında artık stranlar üretip, söyleyemiyoruz. Böyle giderse bu halk, artık sadece çocuklarını toprağa veren anaların ağıtlarını duyacak. Size, Kürt halkı adına siyaset yapan sizlere sesleniyoruz, bir yüzyıl daha kaybetmek istemiyoruz. Hiçbir siyaset, Kürt halkının ve Kürdistan’ın geleceğinden önemli olamaz. Bir araya gelerek, ulusal birliğimizi inşa etmek tarihi bir görevdir. Bu tarihi görevden kimse kaçamaz. Kimsenin ama hiç kimsenin, bu halkın geleceğine ve değerlerine ihanet etmeye hakkı yoktur…”

İki gün boyunca bunun gibi yapılan önemli ve anlamlı çağrılar ne kadar yerine ulaşır veya ne kadar dikkate alınır bilinmez ama, gerçek olan o. ki; Kürt halkı bu süreçten kaçan kim olursa olsun onu asla affetmez…

Evet, sömürgeci güçler, Kürdistan’ı ve Kürt halkını yeniden bir yüzyıl daha statüsüz kılmaya çalışırken, büyük bedeller verilerek elde edilen kazanımları yok etmek isterken, Kürt halkı adına siyaset yapan hiçbir parti ulusal birliği inşa etme gibi tarihi görevden kaçamaz. Son söz ulusal birlik yürüyüşçülerinin olsun: “Bir yüzyıl daha kaybetmek ve sömürge altında yaşamak istemiyoruz. İşgalciliğe karşı ulusal birliğimizi inşa edin…”