Bunca hayhuy içinde, mevsim normallerinin çok üstünde seyreden hayatın bu hengamesine uymuyor insanın nabzı. Serinletici, ferahlatıcı şeyler özlüyor insan.
Kendini özne sanan ama sistemin çarkları içinde nesneleşmiş insana karşı Mehmet H. Doğan’ın; “Şiirdeki ‘Ş vitamini’, akıp giden zaman içinde hep diri tutar insanı” düsturuna yaslanarak bazen bir ezgi ya da bir şiir panzehir olabilir diye düşünürüm.
İlginçtir Sezai Karakoç da “Taha’nın Kitabı”nda şiiri, acıyı dindiren ve kişiyi dinlendiren bir yapı olarak ele alır.
***
‘Şiir, alışkanlıklara karşı bir yaylım ateşidir’ ya Cemal Süreya için; Onun da bir vitamin göndermesi var. Hem bir şiirine isim yapmıştır… ‘Ð Vitamini’
“Bilginlerimiz sağolsunlar /Bir vitamin buldular / Çalışınca azıcık / Yumuşak G vitamini / Ulusalcılık”
Cemal Süreya politiktir şiirlerinde. Hükümetler de onun hışmından kurtulamazlar; “Bu hükümet / Pir Sultan'a pasaport vermiyor / Onu anladık / Yunus Emre'ye de / Basın kartı vermiyor / Onu da anladık / Ama bu hükümet / Ferman çıkarmış Karacaoğlan'ı Otobüse bindirtmiyor”
***
Mezapotamya’nın en hareketli dönemlerini görmüş, bizzat yaşamış, acı çekmiş bir şair Cegerxwîn.Toplumsal şiirlerinin yanında bireysel, lirik şiirlerin de şairi;
“Ez ji xew rabûm, gulfiroşek dî / Pir gelek şa bûm, gul bi dil didî./ Gul bi dil didî / Hebû me yek dil, tev jan û kul bû / Ne bûme bawer, gul bi dil bidî / / Gul bi dil bidî / Bazar me kir go, ser bi ser nadim / Ê gulperest bî, can û dil didî / Can û dil didî…(Uykudan uyanınca bir gül satıcısı gördüm / Çok mutlu oldum çünkü gönül verene gül veriyordu / Bende de bir gönül vardı, acı ve ızdırap dolu, bu yüzden / Gönül verene gül verdiğine inanamadım / Pazarlık ettik, dedi ki: Bire bir vermem / Gülü seven kişi canını da verir gönlünü de..)
***
Bu yıl 105. doğum yıldönümünde anılan Rıfat Ilgaz da 1940 Kuşağı'nın önemli şairlerinden. ’Fedailer Mangası’ından yani. O da kuşakdaşları gibi yalnız sanatıyla değil, direnen pratiğiyle de bilinir. “Aydın mısın?" adlı şiirinde bu konuda görevlerini yerine getirmeyen aydınlara seslenir;
"… Kaldır başını kan uykulardan / Böyle yürek böyle atardamar / Atmaz olsun / Ses ol ışık ol yumruk ol / Karayeller başına indirmeden çatını / Çabuk ol / Tam çağı işe başlamanın doğan günle / Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden / Her satırında buram buram alın teri / Her sayfası günlük güneşlik / Utanma suçun tümü senin değil / Yırt otuzunda aldığın diplomayı / Alfabelik çocuk ol / …Benden geçti mi demek istiyorsun / Aç iki kolunu iki yanına / Korkuluk ol."
***
Şêrko Bêkes, modern Kürtçe şiiri omuzlayan şairlerden. Kültür bakanı iken, kültür politikaları hükümetle ters düşer. Şiirlerinin sansürlenmesi üzerine Bêkes "Şiirimin tek bir dizesini otuz bakanlığınıza değişmem" der ve istifa eder.
“li îranê / çar zarokênfaris / tirk / ereb û kurd / wêneyê mêrikekî çêkirin / yekem, serê wî / duwem, laşê wî // sêyêm, dest û piyê wî / çarem çek danî ser milê wî! (İran’da / Fars / Türk, Arap ve /Kürt dört çocuk / bir adamın resmini çizdiler / birincisi, başını / ikincisi, bedenini / üçüncüsü, kollarını ve bacaklarını / dördüncüsü bıraktı omzuna silahı)
Hoş kalın, şiirsiz ve aşksız kalmayın.