DAİŞ’in Kerkük saldırısı Güney Kürdistan’ın büyük bir tehlike altında olduğunu gösterdi. Akabinde ortak direniş güçlerinin başlattığı karşı saldırı ve elde ettiği başarı ise ulusal birliğe en fazla Güney Kürdistan’ın ihtiyacı olduğunu kanıtladı. Bu başarı, Güney Kürdistan’da ortak direniş güçlerinin ilk başarısı değil. Daha önce Rabia’da, Celewla’da ve Mahmur’da ortak mücadelenin başarıyı getirdiğine şahit olduk.
Kobanê’de yaşanan 134 günlük destansı direnişle elde edilen zafer, DAİŞ faşizmine karşı doğru askeri strateji ve taktiği gösterdi. Kobanê, bir yandan diğer savaş cephelerine büyük moral kaynağı ve motivasyon sağlarken, öte yandan başarının mümkün olduğunu kanıtladı.
Kobanê’de Kürtler, Araplar, sosyalistler birlikte direnerek başarıyı elde ettiler. Eğer birlik halinde mücadele etme tarzı, dört yandan kuşatılan Kobanê’de zaferi getirmişse, neden işgal altındaki diğer bölgelerde aynı sonucu vermesin?
Kobanê direniş tarzı, aslında Şengal’de de denendi. Zafere ramak kalmıştı. KDP peşmergelerinin ortak mücadeleden, cepheden çekilmesi, özgürleştirme hamlesinin uzun bir zamana yayılmasına yol açtı. Bu çekilme, Şengal’in bir bölümünün hala işgal altında olmasının tek nedenidir. Bu hata hala düzeltilmeyi bekliyor.
Ortak mücadele gerçeği ve yol açtığı sonuçlar, Güney Kürdistan halkı ve partileri için büyük önem arz ediyor. Çünkü Güney Kürdistan’da çok ciddi bir DAİŞ tehdidi ve tehlikesi var. Ortak mücadele, askeri ve siyasi birlik olmadan güneyin kurtuluşu mümkün olamaz.
Bu gerçeğin en fazla Güney Kürdistanlı güçlerce görülmesi, anlaşılması gerekiyor. Birliğe gelmeyen duruşlardan vazgeçilirse başarı ve zafer kaçınılmaz sonuç olacaktır. Peşmergenin ortaklaştırılması tartışmasını bu yönlü arayışın bir sonucu olarak yorumlayabiliriz. Eğer bu farkındalık gelişirse, Kürt birliğinin ve başarının önündeki en büyük engel ortadan kalkmış olacaktır.
Eğer DAİŞ belasından ilelebet kurtuluş planlanıyorsa, direnişe toplulukların da öz savunmayla katılması kabul edilmeli hatta teşvik edilmelidir. Böylece DAİŞ’in ikmal yolları ve takviye imkanları ortadan kaldırılabilir. Kobanê direnişi örnek alınırsa, DAİŞ’in yaşadığı hezimetin aynısının Kerkük’te yaşatılması elbette mümkündür.
Kürdistan’ın dört parçasında da rüştünü ispatlamış askeri güçler ve siyasi partiler var. Böylesi bir ortaklaşma, her türlü tehlike ve tehdit karşısında ayakta kalabilecek güçlü siyasal, diplomatik ve askeri güç anlamına gelecektir. Böylesi bir güç, ihtiyaçlar temelinde dört parça Kürdistan’da da özgürlük savaşı verebilir.
Ulusal bir ordunun kurulmasının hiçbir zaman olmadığı kadar nedeni ve koşulları var. Bu hem ihtiyaç, hem gereklilik hem de zorunluluk. Bölgemizin durumu ve DAİŞ işgali altında bulunan Güney Kürdistan topraklarının özgürleştirilmesi sorunu, birliği dayatıyor.
Kerkük saldırıları ve buna karşı gelişen direniş ve Şengal’in durumu, PKK’nin 'ortak komutanlık’ fikrini bir zorunluluk haline getirdi. Böylesi bir gelişme, en fazla da Güney Kürdistan için hayati değerde bir ihtiyaç. Dolayısıyla ulusal birlik ve ortak savunma, en fazla Güney Kürdistan’a kazandıracaktır.