
Munzur Dêrsim A.Ş, peynir üretimini geliştirmek için 2006 yılında Ulaşılabilir Yaşam Derneği tarafından kuruldu. Bazı eksiklikler yüzünden uzun dönem faaliyete geçemeyen Munzur Dêrsim A.Ş, yönetimini değiştirerek 20 Haziran 2012’de nihayet üretimini başlattı.
Şu an iki aydır üretimini hızlı şekilde sürdüren Munzur Dêrsim A.Ş, maalesef halen hammadde sıkıntısı yaşıyor. Bunun için ek projeler yapıldı. Projelerden birisi Pulur A.Ş (Ovacık) mandırası hammadde sağlamak için kurulan özel bir şirkettir.
Munzur Dêrsim A.Ş’nin temel amacı ticari kârdan ziyade sosyal içerikli projeler. Asıl amaç, Pulur’da (Ovacık) yaşayan dar gelirli ailelere maddi yardım sağlamak, sosyal destek vermek. Bunun için Ovacık’ın bir çok köyünden toplam 81 aile seçilmiş. Bu aileler, özellikle köyleri boşaltılmış, bir iki hanesi kalmış, yoksulluk içinde yaşam mücadele veren aileler.
Bu aileler zaten kendi tecrübeleri doğrultusunda hayvancılık ile uğraşıyorlar. Bu uğraşları ise Munzur Dêrsim A.Ş tarafından tasdik ediliyor ve özelilkle Pulur ve çevresinde hayvancılığı tekrar geliştirmek amaçlı çok çeşitli girişimler sağlanıyor.
Bu girişimlerden biri, şirket temsilcilerinin düzenli olarak köylüler ile özel toplantılar düzenlemeleri. Bu toplantılarda köy halkının ihtiyaçları tespit ediliyor ve ihtiyaç şekline göre ortak görevlere ortak karar veriliyor.
Bu çalışmaların köylerinden göç etmek zorunda bırakılan ailelere de yardımı oluyor. 81 ailenin sadece hammaddeyi bulma yükümlülüğü yok, aynı zamanda şirketin doğal ortakları.
Şu anda 3 çeşit peynir üretiliyor. Kaşar (Munzur Kaşar), tulum (Munzur Tulum) ve beyaz peynir (Munzur Peynir). Üretim merkezi, Pulur’un Kedek köyünde… Üretim merkezinde üç kadın, dört erkek işçi çalışıyor. Üretim merkezinde kadın kotası bulunuyor.
Büyük ilgi görüyor
Şirket muhasebesinden sorumlu Şehriban Yerlikaya şunları söylüyor: “Munzur Dêrsim A.Ş, halkımız tarafından büyük bir ilgi ile karşılanıyor. Bu yöntem ile insanlar her ay belirli kazanç sağlıyor. Mandıraya sütünü düzenli veren köy halkı aylık olarak düzenli bir miktar para alıyorlar. Bu ortalama 800 ila 1000 YTL arasındadır. Bu aileye önemli katkı sunuyor.”
Farklı projeler
Proje sadece bu haliyle kalmayacak. Munzur Dêrsim A.Ş’nin bir diğer projesi entegreye yönelik projedir. Proje kapsamında evsiz olan veya göçe zorlanıp da halen göçebe hayatını yaşayan ailere ev şeklinde yaşam alanı kurmak oluyor. Ayrıca makina ile sağımın yapılıp, sütün Munzur Dêrsim A.Ş’ye verilmesi de gündemde. Proje ile köylünün daha fazla hayvan sahibi olması, zamandan kazanması ve daha fazla kazanç sağlaması amaçlanıyor. Ayrıca hayvancılık sadece süt değil et sağlamak için düşünülüyor. Et entegre tesisleri ile de üretici hem kendi et ihtiyacını karşılayacak hem de dışarıya et satmış olacak. Şirketin, ayrıca tereyağı, kaymak,krema, lor gibi farklı yan ürünlerin satışı içinde çalışma yürüttüğü belirtiliyor.
Tesisin sosyal yaşama katkısı konusunda Şehriban Yerlikaya şunları söylüyor: “Bakın, Ovacık’ta üretim olmuyor. Üretim olmadığı içinde insanlar kış aylarında evlerinde rehin olurlar. Erkekler kahveden çıkmaz, kadınlar evlerinden çıkmaz eve hapistir. Bu da insaları kısırlaştırır. Sosyal yozlaşma, işte bu yüzden ortaya çıkıyor. Sosyal yozlaşma, kültürel yozlaşma, özenti yaşam işsizlikten dolayı gelişiyor. Uyuşturucu maddelere bağlanan bir çok gencimiz vardır. Bu yaygınlaşmasının temel nedenlerinden birisi ise üretimin olmamasıdır. İnsanlar ve özellikle gençler para kazanamıyor, boşluğa düşünce de kendilerini oyalayabilecek tuzaklara düşüyor. Gençler şehir dışına, il dışına gidip çalışıyorlar. Bu bölgenin daha da gerilemesine sağlıyor. İstanbul gibi metropollerde konfeksiyonlarda, fabrikalarda ve benzeri ağır beden işlerinde çalışıyorlar. Ama kendi ilinde hayvancılık yapması gençliğe de kazanç sağlayan bir iştir.”
Munzur Dêrsim A.Ş, bir devlet yardımı veya uluslararası fon desteği almadan kendi finansmanını sağlıyor. İnsanları hayvancılığa yöneltmek önemli bir sorundur. Yem, önemli bir sorundur. Pulur’a dışarıdan yem ve saman geliyor ve insanlar kendi yem ve samanlarını üretmiyorlar. Üretici dışıradan yüksek fiyatla saman almak zorundadır. Yem için de bu geçerlidir. Gençler dışarda çalışırsa ailenin saman ve yem bulmadaki problemi daha da büyüyor. Anne veya babanın yapacağı sadece yazın hayvanları otlatmayla yetinmesi oluyor. Kış için her hangi bir çözümü bulunamıyor. Zira, tarla ekilemiyor. Burada ne yazık ki genç nüfus azalıyor.”
‘Sistem çalışmaya teşvik ediyor’
Sohbete, Munzur Dêrsim A.Ş Müdürü Emiralı Yıldız ile devam ediyoruz. Emirali Yıldız çalışmalarını ve Pulur halkı üzerindeki gözlemlerini şu ifadelerle dile getiriyor: “Bu sistem insanı üretime teşvik eden bir sistemdir. İnsanlara paralarını ödüyoruz, giderleri sağlıyoruz. Gelirler ile ise paralarını geri ödüyoruz. Bu sistem ile zor durumda kalan bir çok ailemiz geçimini sağlayabiliyor. Kimi aileler var ki ‘biz seneye daha çok inek alacağız, daha çok keçi alacağız’ diyor. Bu tarz katılımları ve canlılık ise bizleri gönülden sevindiriyor. İsteseydik ülkenin herhangi bir yerinde bir farbrika kurar onun ile büyük paralar kazanır, kapitalist zırvanın içi boş bir halkası olabilirdik. Fakat bizler, bu mandıra projemiz ile kendi halkımıza önemli bir yardım sunuyoruz ve geçimlerini düzenli sağlayabilmeleri için elimizden gelen her türlü imkanı sağlıyoruz. Kimi insanlarımız kaymakamlık kapılarında kömür için saatlerce bekliyor. Bir çuval un için kapı önlerinde saatlerce bekliyor. Biz halkımızı başkalarına muhtaç veya dinleci pozisyonunda görmek istemiyoruz. Halkımız çok güzel şeylere layıktır. Kimi aileler ise halen ülke dışında yaşayan akrabalarına veya ülkemizin içinde biraz durumu iyi olan aile ferlerine sırtını dayamış onun eline bakıyor. Bizler buna da karşıyız. Niye dilensin ki! Niye baskasının eline baksın! Niçin devlet kapılarında un, kömür ya da temel gıda maddeleri için beklesin! Kendisi üretsin, üretime katkı versin, düzenli ve huzurlu bir hayat yaşasın. Tek dileğimiz de budur zaten.
Ovacığın has peyniri tulum. Kaşar ile yeni yeni tanışan bölge halkı bu konuda üretime artı bir ilgi göstermektedir. İkinci avantajımız ise bölgenin sütü olmasıdır. Yani hiç bir katkısı yoktur ve o şekil doğal bir şekli ile hijyenik standartlar altında üretilmektedir. Kaşar ve tulum peynirimiz bundan dolayı birinci sınıftır. Yani bu peynirlerin kreması ve yağını almıyoruz. Başka marketlerde satılan diğer peynirlerde kreması ve yağı alınıyor. Biz almıyoruz ve olduğu gibi doğal bir peynir üretimini sağlıyoruz.”
Sürekli iletişim
Köylülerle sürekli iletişim halinde oldukları vurgulayan Yıldız, “Anket tarzında bir araştırmayla onların taleplerini dinledik. Aynı zamanda kendi taleplerimizi de onlara iletiyoruz. Üreticilerin özellikle sütün hijnenik olmasına dikkat etmesi gerekiyor. Süt akşama kadar kalamaz, bu sütü bozar. Ki köylülerimiz çoğunlukla öğlenleri veya akşamları hayvanlarını sağıyorlar. Bu ise bize zararlı sütün vermesini sağlar. Bizler ise bunu düzeltip, köylülerimizin hayvanlarını düzenli olarak sabahları sağıp, elde etikleri sütü bize hijyenik şekilde ulaştırmalarını sağlıyoruz. Bunu daha da yaygınlaştırmak için önümüzdeki günlerde köy toplantılarını düzenleyeceğiz. Bu toplantılar bir neve bir kısa eğitim semineri gibi olacaktır. En uygun şekilde hayvanlar nasıl sağlanır? Sütü tozdan kirden korumak için güyümler nasıl kullanılır? En hijyenik yöntem hangi yöntemdir? Nelere dikkat edilmesi gerekiyor? Ve benzeri konuları halkımıza anlatacağız. Ki projemiz çok önemli bir katkı sunuyor. Çiftçisi faydalaniyor, esnafı faydalanıyor, bölgemiz kalkınıyor. Bundan dolayı umarım bu projemiz uzun vadeli bir proje olur ve daha da geniş bir kesimin katkısı olur”diyor.
NİHAL BAYRAM/RIZA AYDOÐDU/PULUR