Bîrnebûn Ortaanadolu Kürtleri’nin diasporada çıkardıkları derginin ismidir. Avrupa’da belli bir zaman diliminde Kürtçe olarak yayınlanıyor. Elime geçtikçe zevkle okuyor ve Bîrnebûn’dan çok şeyler öğreniyorum.
Diaspora Yunanca kökenli bir kelimedir. Kendi öz vatanından kopma, ülkesinin dışında yaşamayı ifade eder. Kopma anlamında da kullanılır.
Avrupa’da yaşayan Kürtler de vatanında koparılmış azınlık olarak yaşayan, ancak kendi vatanlarında statüsüz yaşadıkları için Avrupa ülkelerinde de statüsüz yaşayan azınlık hakları bile olmayan bir topluluktur.
Ortaanadolu Kürtleri vatanlarından koparılmış olarak yaşayan Kürtlerdendir. Osmanlı döneminde Kürdistan’ın çeşitli bölgelerinden padişah fermanı ile İçanadolu’unun Konya, Kayseri, Kırşehir, Aksaray illerine serpiştirilmişlerdir. Diasporada yaşamalarına karşın Kemalist rejim tarafından asimile edilememiş kendi öz benliklerinden kopartılamamışlardır. K.Kürdistan’da nefes, nefese yürütülen özgürlük mücadelesi özbenliğini yitirmeyen Ortaanadolu Kürtlerinide tetiklemiş, özgürlük mücadelesinin saflarına katmış, onlarda mücadele sürecinde yüzlerce evlatlarını şehit vermişlerdir.
Bîrnebûn’larla ilk temasım bundan yaklaşık yirmiüç yıl önce Konya DGM’de yargılanan bir müvekkilimin duruşması nedeniyle olmuştu. Duruşma’dan bir gün önce Konya’ya gitmiştik. Bir gece Cihanbeyli’ye bağlı Yeniceoba’da rahmetli Nuri Özdemir’in evlerinde misafir kalmıştık. Akşamleyin annesi bize yer sofrası açtı. Üzerinde aynen Kürdistanlı kadınların giydiği üç etek vardı, çocukları ile kendi anadili olan Kürtçeyi konuşuyordu. Nuri Özdemir, Konya’dan HADEP milletvekili adayı olmuştu bir dönem. Daha sonra 2008 yılında arabasında kulak memesinin arkasından arabasında tek kurşunla ölü olarak bulunuyor. Kardeşinin bana anlattığına göre ağabeyinin ölümü kontgerillanın yargısız infazı’na benziyormuş. Ancak resmi kayıtlara intihar olarak geçmiş. Kardeşi Recep ile sevgili Nebi Kesen’in cenazesinde karşılaştım. Yirmiüç sene öncesine gittim. Daha sonraları hem ülkemde hem de Avrupa’da Bîrnebûn’larla sıkı, sık karşılaştım. Unutamadıklarımdan biriside Şehit Av.Faik Candan’dır.
Bîrnebûn’lardan bir tanesi olan çok değerli, yeri zor doldurulabilecek ekonomist Dr.Nebi Kesen’i Pazartesi günü Hamburg-Altona’da toprağa verdik. Nebi yurtsever, birleştirici, akademisyen yeri doldurulamayacak bir insandı. Dönem, dönem Özgür Politika ve Yeni Özgür Politika’da birlikte köşeleri paylaştık. Kürt meselesi, diaspora Kürtlerinin sorunları, ekonomi ve Kürt ekonomisi üzerine yazılar yazıyordu. Yazılarını ilgi ile okuyordum. Yazılarında akademik kariyeri gereği slogan atmadığı için belki yazıları çok okunmuyordu (Bizim gazetede köşe yazarlarının kaç kişi tarafından okunduğu puanlandığı, sonuçlarıda yazıldığı için biliyorum), ama belli bir okuyucu kitlesi vardı. Yazıları ile okuyucularının kafasını açıyor, sorunlara bilimsel olarak parmak basıyordu.
Yaşamı boyunca Kürtlerin birliği, çoğulcu düşünmeleri konusunda çaba sarfeden sevgili Nebi’nin cenazesinde de her görüşten, her partiden Kürtleri, aydınları bir araya getirmeyi bildi. Cenazesinde her inançtan (Müslümanı, Alevisi, Hıristiyanı) insanlar ve inanmayanlar da vardı. Cenaze namazını mezarlıkta birlikte kılarak dini vecibelerimizide yerine getirdik. Tabutunun üzerine Kürdistan’ın sembolü olan ala çar reng örtülmüştü. Cenaze namazından sonra defnedileceği yere kadar arkasından ağır adımlarla yürüdük. Bu yürüyüş sırasında bir arkadaşı ya da akrabası teyp’ten ünlü bir Kürt ozanının şarkısını çalıyordu. Nebi’yi dualarla, ala renginle, Kürtçe şarkılarla defin ettik. Uzun lafın kısası Nebi’mizi Kürt örf ve ananelerine uyarak ebediyete yolculadık. Kederli ailesine, dostlarına, mücadele arkadaşlarına onu seven tüm Kürdistanlılara başsağlığı diliyorum. Nebi artık yaşadığımız müddetçe yüreğimizde yaşatacağımız BÎRNEBÛN’ umuzdur!
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* Kürt bilgesi, şeyhülmuharirini, yazarı, Dicle Talebe Yurdu kurucularından, Kürt Haklarını Koruma Komitesi üyesi, 49’lar, 23’ler ve DDKO davasının sanığı, Apê Musa Anter kurulan alçakça bir tuzakta kontgerilla güçleri tarafından Diyarbekir Seyrantepe’de 20 Eylül 1992 tarihinde şehit edildi.
* Sömürgeci İran ve Irak rejimleri arasında sekiz yıl süren, Kürdistan’ın güneyi ve doğusunda sürdürülen, başta Halepçe katliamı olmak üzere onbinlerce sivil Kürdün yaşamını yitirmesine neden olan savaş 22 Eylül 1980 tarihinde başladı.