- Şehit oğlu Seyithan Güzel ile başının dik olduğunu belirten Bediha Güzel, "Bizi bitirmek istediler ama Kürtler bitmedi. Ne kadar çok öldüysek o kadar da ayağa kalkarak direndik” dedi.
İstanbul'daki taziye ve anmaya katılan şehit Seyithan Güzel'in annesi Bediha Güzel, oğlunun gerillaya gittiği günü anlatırken şunu paylaştı: "Evden çıktı, bir anda arkasına dönerek, tekrar sıkı sıkı sarıldı. ‘Anne sütünü helal et’ dedi, ben de ‘tu şîr helalî, uğurlar olsun’ dedim."
Seyithan Güzel (Çiya Amed), 2016'da İstanbul’dan gerillaya katıldı, 4 Mayıs 2020'de Zap alanında şehit düştü. Amed’in Pasur (Kulp) ilçesinde 1994’te dünyaya gelen Güzel’in ailesi, aynı yıl köylerinin yakılması ve baskılar sonucu İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı. Güzel, şehadetinin açıklanmasının ardından İstanbul’da düzenlenen programla anıldı. Güzel’in annesi Bediha Güzel, oğlunu ve mücadelesini MA'ya anlattı.
'Uğurlar olsun' dedim
Köyde maruz kaldıkları devlet baskısına dikkat çeken anne Bediha Güzel, şunları söyledi: “İstanbul’a geldiğimizde oğlum küçüktü. Ama çocuk yaşında bile kişiliğini belli ediyordu. Bazen ‘sen bu kadar şeyi nereden biliyorsun’ derdim. O da ‘nasıl bilmeyeyim anne’ diyordu. Bana ‘partizan ne demek biliyor musun’ diye, sorardı. Ben de bilerek ‘hayır bilmiyorum’ derdim. Bunun üzerine ‘nasıl bilmiyorsun o senin dilin, sen yürüyüşe gittiğinde polisler neden başındaki yazmayı alıyor’ derdi. Bir defasında yürüyüşe gitmiştim polisler de başıma taktığım yeşil, sarı ve kırmızı yazmayı almıştı. Eve geldiğimde, ‘Kürt olduğumuz için bunu bize yapıyorlar’ demişti. Daha 10 yaşında bunları söylüyordu. Oğlumun hikayesi çok uzun onu anlatsam saatler, günler yetmez. Askere gitmesi gerektiği zaman da, ‘onlara askerlik yapacağıma gider kendi halkımın askeri olurum’ dedi. Öyle de yaptı. Bir gün, ‘Anne sana bir şey diyeceğim ama babama söyleme. Ben Kandil’e gideceğim’ dedi. Ben de ‘uğurlar olsun’ dedim.”
Düşmanın yanında ağlama
Bediha Güzel, oğluyla son anını şöyle dile getirdi:“Normalde beni çok sık aramazdı. Ancak o gün üst üste arayarak ‘neredesin’ diye sordu. Dışardaydım evin başındaki sokağa geldiğimde arkadan biri ‘anne, anne’ diye bağırdı. Baktım Seyithan’dır. Daha sonra eve geçtik. İşi olduğunu ve bir hafta gelmeyeceğini söyledi. Evden çıktı, bir anda arkasına dönerek, tekrar sıkı sıkı sarıldı. ‘Anne sütünü helal et’ dedi, ben de ‘tu şîr helalî, uğurlar olsun’ dedim. Daha sonra atkısını istedi, boynuna taktı. Yine dönüp, ‘Eğer bana bir şey olursa sakın düşmanın gözü önünde ağlama. Beni zılgıtlarla karşıla, sana aldığım kesk, sor û zeri de omuzlarına at’ dedi. Ağlamaya başlayınca, ‘Ez ji Mensur ne çêtirim’ dedi. Mensur, amcasının oğluydu 2011’de şehid düştü. Sonra vedalaştı gitti, bu oğlumu son görüşüm oldu.”
Aynı zamanda yoldaşımdı
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Bediha Güzel, şöyle konuştu: “Barış istiyorum. Benim yüreğim yandı, hiçbir annenin yanmasın. Başım diktir, oğlumla gurur duyuyorum. Kürt halkının, dağdaki yoldaşlarının ve Önder Apo’nu başı sağ olsun. Önder Apo, özgürlüğüne kavuşmadan bu sorunlar çözülemez. Bu süreçte yüzlerce şehidin ismi açıklandı. Bizi bitirmek istediler ama Kürtler bitmedi. Ne kadar çok öldüysek o kadar da ayağa kalkarak, direndik. Benimle yaşayan çok anısı var. O benim oğlum değil, yoldaşımdı. Ev arkadaşımdır, yol arkadaşımdı, iş arkadaşımdı. Benim başım diktir; Kürdistan’ın şehididir.” İSTANBUL