Şakran Cezaevi’nde 123 gündür açlık grevinde olan ve refakatçi olmadan hücreye atılan Rahşan Aydın, ailesi aracılığıyla şu mesajı gönderdi: “Siz daha kötü durumdasınız, asıl siz kendinize dikkat edin, biz direniyoruz, ya siz?”
Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevinde olan Bahattin Alkış, bu zorlu sürecin taşıyacağı yegane limanın, kuşkusuz özgürlük limanı olduğunu belirterek, “Bedeli ağır olsa da umut edip emek sarf ettiğimiz, özgür ve onurlu yarınlardır” dedi.
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 161. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 123, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 122, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 113. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 106, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 103. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 92. gününe girdi. 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. 1 Mart’tan itibaren ise tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ (3 Mart), Tayip Temel ve Murat Sarısaç (8 Mart) da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız, 148; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 98; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 52 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.
Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Silopi eski İlçe Başkanı Bahattin Alkış da açlık grevinde. 2009-2010 yılları arasında bu görevde bulunan Alkış, 2011’de ‘KCK operasyonları’ kapsamında tutuklandı; 2012’deki açlık grevi eylemlerinde de yer aldı. 31 Ocak’ta 20 arkadaşıyla birlikte kararlı ve iradeli bir şekilde yine açlık grevine dahil olduğunu belirten Alkış, eylemlerine dair ailesi aracılığıyla mesaj gönderdi. Alkış, “2012’deki tarihi direnişin son evresinde süresiz-dönüşümsüz açlık grevine girdim. O tarihte tecrit kırıldı ve çözüm sürecine geçildi. Bilinmelidir ki içinden geçtiğimiz bu zorlu sürecin bizi taşıyacağı yegane liman, kuşkusuz özgürlük limanıdır. Tarih bizlere diyor ki; halkların haklı mücadeleleriyle özgür bir dünya kurulur. Bedeli ağır olsa da umut edip emek sarf ettiğimiz özgür ve onurlu yarınlardır. Bütün yurtsever halkımızın bize moral vermesini bekliyoruz.”
Siz daha kötü durumdasınız
Şakran 1 Nolu Kapalı Kadın Cezaevi’nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan Rahşan Aydın, eyleminin 118. gününde hakkındaki ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından onaylandığı için hücreye alınmıştı. Rahşan’ı ziyaret eden ailesi, tutsakların taleplerini ileterek, kızlarının durumu ile ilgili bilgi verdi.
Kızı haklı nedenlerle açlık grevine girmiş olsada canının yandığını belirten anne Altun Aydın, “Rahşan’ın morali yüksekti. Bize de moral verdi. O iyi ise biz de iyiyiz” dedi. 2 yılı aşkın süredir Şakran Cezaevi’nde tutsak olan Rahşan, ilk tutuklandığında 7 ay kadar Diyarbakır Cezaevi’nde ardından Şakran ve bir yıl kadar Elâzığ Cezaevi’nde kaldıktan sonra tekrar Şakran Cezaevi’ne sürgün edildi. Bu şekilde ailelere de işkence yapıldığını ifade eden Rahşan’ın kardeşi Delal Aydın, “Ablam HDP’de çalışıyordu. Herkesin yardımına koşan yetenekli biriydi. Hem duygusaldı hem de inatçı. Özgürlükçüydü ve herkes için istiyordu özgürlüğü. O nedenle girdi açlık grevine” dedi.
Siz direnmiyorsunuz
Rahşan’ın moralinin son derece iyi olduğunu aktaran Delal, “Tecrit her yere yansıdı. Herkes kötü durumda ama Kürtlerin durumu çok daha zor. Kimse ses çıkarmıyor, ses çıkarmak isteyeni hemen tutukluyorlar. Rahşan, ‘Siz daha kötü durumdasınız, asıl siz kendinize dikkat edin, biz direniyoruz ama siz direnmiyorsunuz’ dedi. Dışarıdan destek bekliyorlar” diye konuştu.
Baba Osman Aydın ise Adalet Bakanlığı’na giden Barış Anneleri’nin geri çevrilmesine tepki göstererek, şöyle dedi: “Devletin hesabına gelmiyor annelerle görüşmek. Saldırılarla ailelere geri adım attırmak istiyorlar. Kimsenin ses çıkarmasını istemiyor. Başkaları da ses çıkarır diye korkuyor. Bu anneler çocukları içeride, ciğerleri yanıyor. Hükümet annelere zulmederek içerideki direnişi kırmak istiyor. Eğer yüz binler sokağa dökülseydi hükümet annelere zulmü sürdüremezdi. ‘Bunları içeri aldık şimdi de ailelerini susturamıyoruz’ diyorlar. Aileler bunu kabul etmeyecek, kendileri yenilgiye uğramıştır.”
AMED
Biz de açlık grevindeyiz
Açlık grevinde olan 22 yaşındaki Süleyman Acun’un annesi Mahbube Acun, kendilerinin de bir nevi açlık rgevinde olduklarını söyledi.
İzmir Ödemiş T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 22 yaşındaki Süleyman Acun, 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde. Acun, 90’lı yıllarda devletin baskısından ötürü Mardin’in Dargeçit ilçesinden Adana’ya göç etmek zorunda kalan ailenin 7 çocuğunda biri. 2016’den bu yana tutuklu bulunan Acun, en son 3 Nisan’da görüştüğü ailesine “Direniyoruz. Taleplerimiz gerine getirilene kadar mücadele edeceğiz. Siz de dışarıda ses çıkarın” dedi.
Annesi Mahbube Acun ise ayakta dahi zor durabilen tutsakların morallerinin yüksek olduğunu söyledi. Acun, kendilerinin de çocuklarıyla birlikte açlık grevinde olduklarını dile getirdi.
İnsani ve hukuki tutum yok
Urfa 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki açlık grevinde olan Sinan Çelik, cezaevi yönetiminin eylemcilere karşı insani ve hukuki bir tutum sergilemediğini, görevli doktorların ise kontrole geldikleri zaman politik tavır aldığını söyledi.
Sinan Çelik, Urfa 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 5 Ocak’tan beri açlık grevinde. 4 yıldır cezaevinde tutulan 24 yaşındaki Çelik’in annesi Şöhret Çelik, 3 ayı aşkın süredir açlık grevinde olan oğlunun artık telefonda konuşacak halinin dahi kalmadığını dile getirerek, eylemcilerin sağlık durumuna dikkat çekti. En son telefon görüştüğü oğlu Çelik’in, “Cezaevinin tutumu insani ve hukuki değildir. Başlattığımız günden beri düzenli bir sağlık kontrolü yapılmıyor. Vitamin ihtiyacımızı karşılamıyor. Görevli hekimlerin tavrı hekimlik etiğine uygun değildir. Nadir de olsa kontrole geldikleri zaman bize karşı politik tutum sergilemektedirler. Taleplerimiz kabul edilene kadar grevi bırakmayacağım” dediğini aktaran anne Çelik, başta Adalet Bakanı olmak üzere devlet yetkililerine seslendi.
Kürt halkına karşı yürütülen politikalarının dünya bir benzerinin olmadığını söyleyen anne Çelik, “Tutuklu anneleri Adalet Bakanlığı ile görüşmek istedi fakat randevu dahi verilmediler. Hani adaletiniz? Çıkıp bir de adaletli ülke olarak bahsedeceksiniz, adaletiniz bu mu? Öcalan üzerindeki tecridi kaldırsınlar. Nerede AİHM? Bunlar annelerin sesini duymuyor mu?” diye sordu.
Bir gözünü kaybetti bağırsakları kanıyor
Şakran Cezaevi’nde açlık grevinde olan yazar İlhami Çınar’ın bağırsaklarından kan geliyor ve bir gözünü kaybetti.
İzmir’in Aliağa ilçesinde bulunan Şakran 1 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 5 Ocak’tan beri açlık grevinde olan yazar İlhami Çınar’ın sağlık durumu kötü. Tekerlekli sandalyeyle görüşe çıkabilen Çınar’ın bağırsaklarından kan geliyor. Kardeşi İslam Çınar, ağabeyinin bir gözünü kaybettiğini belirterek, “Artık kalkamayacak durumda. Kaldırıldığı hastanede ameliyat olması gerektiği söylenmiş. Açlık grevinde olduğundan dolayı ameliyat edilemiyor” dedi.
Ağabeyinin halka çağrıda bulunduğunu belirten Çınar, “Ağabeyim her şeye hazır olduklarını söyledi. ‘Şehadete adım atıyoruz. Halkımızdan tek isteğimiz, sesimize ses olsunlar’ çağrısında bulundu. Bir an önce adım atılmalı” şeklinde konuştu.
Kimse bizi kandırmasın
Tarsus Cezaevi’nde 104 gündür açlık grevinde olan Mervan Sungur, “Kimse bizi kandırmasın. Tecrit bitmeden eylemimizi bitirmeyeceğiz” dedi.
Tarsus 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 24 yaşındaki Mervan Sungur, 5 Ocak’tan beri açlık grevinde. Şırnak’ın Cizre ilçesinden yaşayan Sungur Ailesi, yaşadıkları baskılardan dolayı Mersin’in Toroslar ilçesine göç etti. Göç nedeniyle Tarsus’ta dünyaya gelen Sungur, 7 yıl önce henüz 16 yaşındayken polise taş attığı gerekçesiyle “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı. Adı çocuklara yönelik taciz, tecavüz ve işkencelerle gündeme gelen Pozantı M Tipi Çocuk ve Gençlik Cezaevi’nde 4 ay kaldıktan sonra tahliye edildi. 2016’da yeniden tutuklanan Sungur, bu kez de “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 12 yıla mahkum edildi. Yaklaşık 2,5 yıldır Tarsus 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Sungur, 104 gündür açlık grevinde.
Tekerlekli sandalyede getirildi
2 hafta önce oğlunun görüşüne gittiğini ifade eden Avniye Sungur, oğlunun arkadaşlarının yardımıyla tekerlekli sandalyeyle görüş yerine geldiğini aktardı. Görüşmenin ancak 20 dakika sürdüğünü dile getiren Sungur, “Konuşmakta zorlanıyordu. Aşırı kilo kaybı yaşamıştı. Ben artık kapalı görüşlere gidemiyorum, çünkü oğlumun durumu buna el vermiyor. Zaten cezaevindeki doktorlar da kapalı görüşü uygun bulmamış. Şimdi sadece ya açık görüş ya da telefonla oğlumla görüşebiliyorum” dedi.
Moralli ve kararlıydı
Oğlunun kötü sağlık durumuna rağmen hala moralli ve kararlı olduğunu da ifade eden Sungur, oğlunun kendisi aracılığıyla aktardığı sözlerini şöyle dile getirdi: “Tecrit kırılmayana kadar bu eylemi sonlandırmayacağım. Kimse bizi kandırmasın. Tecrit kırılır ve taleplerimiz yerine getirilirse o zaman eylemimizi sonlandırırız. Ama bu taleplerimiz kabul edilmezse bizler eylemlerimizden vazgeçmeyeceğiz.”
7 Bin insanın açlık grevinde olduğunu hatırlatan anne Sungur, “Bu çocukları hepimizin çocuklarıdır. Bir tanesinin bile yaşamını yitirmesini istemiyoruz. Artık tahammülümüz kalmadı. Çok geç olmadan herkes harekete geçmeli. Çocuklarımız öldükten sonra ayağa kalkmanın bir manası yok. Yeter artık” diye çağrıda bulundu.
İki kardeş ve kuzenleri
Tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevinde olan Hüseyin ve kardeşi Suat Aşkan ile kuzenleri Hüsnü Aşkan’ın anne ve babaları, “Günler bizim için geçmiyor” dedi.
Tokat T Tipi Cezaevi’nde olan Hüsnü Aşkan (29) ve Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde olan Suat Aşkan (25) ile Patnos L Tipi Cezaevi’nde olan ağabeyi 27 yaşındaki Hüseyin Aşkan da açlık grevinde. Hakkari’nin Yenimahalle Mahallesi’nde oturan Hasan Aşkan ve kardeşi Ali Aşkan’ın çocukları olan Hüsnü, Suat ve Hüseyin farklı tarihlerde tutuklanarak cezaevine konulmuş. İki kardeş, çocuklarının taleplerinin insani ve hukuka uygun talepler olduğunu dile getirerek, seslerinin duyulması için herkesin elinden geleni yapmasını istedi.
“Örgüt yöneticisi olmak” iddiasıyla 18 yıl ceza verilen Hüsnü Aşkan’ın babası Hasan Aşkan, oğlunun tecride karşı 67 gündür açlık grevinde olduğunu dile getirdi. Cezaevindekilerin açlık grevi eyleminden başka bir alternatiflerinin olmadığına vurgu yapan baba Aşkan, “Geçtiğimiz hafta oğlumu ziyaret gittim. Tek istekleri bu zulmün kaldırılması. Buradan bütün vicdan sahiplerine seslenmek istiyorum. Bizler aileler olarak yalnız ne yapabiliriz? Bizler evlatlarımızın taleplerinin arkasındayız. Ancak tek elin çıkaracağı bir ses yok. Herkes bu sesi duymalı ve duyarlı olmalı. Sadece ailelere bırakılmamalı” dedi.
Anne Şehriban Aşkan ise gözyaşları içinde oğlunun durumunu şu sözlerle anlattı: “İki yıldır ilk defa geçen hafta oğlumu ziyarete gidebildik. Açlık grevinde ve ölümle karşı karşıyadır. Bu tecrit ve zulmün kaldırılmasını ve evlatlarımızın rahat bırakılmasını istiyoruz.”
Hasan Aşkan’ın kardeşi Ali Aşkan da oğulları Suat ve Hüseyin’in aynı tarihte gözaltına alındığını ve aynı iddiayla tutuklandığını dile getirdi. Küçük oğlu Suat’ın İstanbul’da çalışırken gözaltına alındığını belirten baba Aşkan, “İki oğluma da 18 yıl ceza verildi. İkisi de açlık rgevinde” diye konuştu.
Oğlu Hüseyin ile geçen hafta yaptığı telefon görüşmesini paylaşan baba Aşkan, “Çok kararlı olduklarını ve tecrit son bulmadan eylemlerinden vazgeçmeyeceklerini belirtti. Bizler de burada aynı acıyı hissederek yaşıyoruz” dedi.
İki oğlu 7 yıldır cezaevinde olan anne Süheyla Aşkan ise şöyle konuştu: “İki oğlum ile eltimin oğlu 7 yıldır cezaevindeler. 60 günü aşkındır tecridin kaldırılması için grevdeler. Aileler olarak evlatlarımızın arkasındayız. Vicdan sahibi herkes harekete geçmeli ve bu zulüm bitmeli.”
Bu zulme ‘dur’ diyelim
Urfa T Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevini 44. gününde sürdüren Ramazan Özmen, 48. gündeki Antep H Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan Ömer Özmen ile Kocaeli Kandıra Kapalı Cezaevi’ndeki Hüsna Kılıç, aileleri ile yaptıkları telefon görüşmelerinde “Bu iş sadece bizimle olmaz” mesajı verdi.
İki oğlunun açlık grevinde olduğunu söyleyen Zeynep Özmen, şunları ifade etti: “Ben oğullarımın eyleminin arkasındayım, destekliyorum. Oğlum Ömer, ‘Sizin sesiniz hiç gelmiyor. Anneler aileler neden dışarıda ses çıkarmıyorsunuz? Bu iş sadece bizim eylemimizle olacak bir şey değil, sizler de ayağa kalkarsanız devlet talebimizi kabul etmek zorunda kalır’ dedi. Diğer oğlum Ramazan da ‘Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit kalkmadan açlık grevini sonlandırmayacağız. Siz de ayağa kalkın’ dedi. Bizim çocuklarımız varsa biz varız, onlar yoksa biz yokuz. Artık bu böyle gitmez. Hepimiz ayağa kalkıp bu zulme ‘dur’ demeliyiz. Sonuna kadar çocuklarımızın yanındayız” diye konuştu.
Kızını en son bir yıl önce açık görüşte gördüğünü ve sadece telefonda sesini duyduğunu aktaran Gülnaz Kılıç da kızının sesinin kötü geldiğini ama üşüttüğü için sesinin kötü geldiğini söylediğini aktardı. Kılıç, “Benim üzülmemem için açlık grevinin onu etkilediğini göstermemeye çalışıyor. Onun oradaki açlığını ben burada hissediyorum. Bana telefonda sadece kendileriyle bitmediğini, bizlerin de ayağa kalkması gerektiğini söyledi. Artık yeter, bu zulmü durdurmalıyız. Hükümet cezaevlerinden daha fazla tabut çıkmadan harekete geçmelidir” dedi.
Büyük psikolojik baskı
Urfa Cezaevi’nde 104 gündür açlık grevinde olan Ali Erden’in annesi Remziye Erden, hükümetin açlık grevlerini görmezden geldiğine dikkat çekerek, “Zaten bugüne kadar 7 cenaze çıktı. Daha fazla cenaze çıkmasını mı istiyorlar?” diye sordu.
Urfa T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Ali Erden (27) 8 yıldır tutsak ve 17 yıl hapse mahkum. Annesi Remziye Erden, birkaç hafta önce gittiği açık görüşte oğlunu gördüğünü; hafıza, görme kaybı yaşadığını, zorlukla yürüdüğünü ve ayakta durma da zorluk çektiğini anlattı. Erden, şöyle devam etti: “Kendisi bana ‘Abdullah Öcalan üzerinde ki tecrit kalkmayana kadar eylemimize devam edeceğiz’ dedi. Cezaevi idaresi de açlık grevi eylemleri başladıktan sonra tutuklulara baskı yapmaya başladı. Oğlum bazı isteklerinin kantinde yok bahanesiyle verilmediğini söyledi. Tutukluların birçok isteği yönetim tarafından engelleniyor. Avukat görüşü de yasaklanmış durumda. Gardiyanlar koğuşlara gelip ‘Siz neden açlık grevine girdiniz? Sizi vazgeçireceğiz. Ailelerinizle konuşacağız’ diyor. Tutuklular büyük bir psikolojik baskı altındalar.”
Bir süre önceye kadar cezaevi doktorlarının haftada bir tutukluların sağlık durumunu kontrol ettiğini, ancak son bir haftadır bu kontrolün de yapılmadığını paylaşan Erden, tüm eylemcilerin benzer sağlık sorunu yaşadığını söyledi. Erden, şunları söyledi: “Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit en başında yasalara ve kanunlara aykırıdır. Bu tecrit kaldırılmalıdır. Eğer bu ülkede yasalara uyuluyorsa tecridin kalkması gerekiyor. Benim oğlumda bir hükümlüdür. Abdullah Öcalan da hükümlüdür. İkisinin yasalara göre hiçbir farkı yok. Nasıl ki ben bugün oğlumun görüşüne gidip ve oğlumu görebiliyorsam aynı şekilde Abdullah Öcalan’ın ailesi ve vasisi de gidip onu görebilmelidir. Öcalan üzerinde uygulanan tecrit tek kelimeyle yasa dışı bir uygulamadır. Biz de aile olarak tecridin kaldırılmasını istiyoruz.”
Hükümetin aylardır nedense açlık grevi eylemlerini görmezden geldiğini vurgulayan Erden, şöyle devam etti: “Hükümetin harekete geçmesi için illa her gün cezaevlerinden tabutların mı çıkması gerekiyor? Zaten bugüne kadar 7 cenaze çıktı. Daha da çıkmasını mı istiyorlar? Halen neden evlatlarımızı görmezden geliyorlar? Bizler cezaevlerinden tabutların çıkmasını istemiyoruz. Hükümet artık ikiyüzlülüğü bırakıp sesimizi duysun. Bizim tek isteğimiz budur. Annelerin ve evlatlarının çığlığı duyulsun.”