Sonuç alıncaya kadar eylemine devam edeceğini belirten Leyla Güven, ”Talebimin herkesin talebi olması çok değerlidir. Kürt kadınları olarak tecridi parçalamak için mücadelenin öncüsü olacağız. Kazanan bizler olacağız” dedi.
Eylemin 26. gününde Güven ile görüşen kızı Sabiha Temizkan, talebinin karşılanması için eyleminde kararlı olduğunu söyledi. Temizkan, şunu vurguladı: ”Banan da güç veriyor. Yanına gittiğimde iradesi karşısında çaresiz kalıyorum.”
Süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminin ikinci ayına giren DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven gönderdiği mesajda, talebinin sahiplenilmesinin toplumsal özün gücünü gösterdiğini söyledi. Güven, talebinde ve eyleminde ısrarcı olduğunu vurguladı.
Efrîn işgaline gösterdiği tepki, yaptığı açıklamalar ve eşbaşkanı olduğu Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) çalışmaları nedeniyle 31 Ocak’ta rehin alınan Leyla Güven, o günden beri Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde tutuluyor. Güven, 24 Haziran seçimlerinde HDP’den Hakkari milletvekili olarak seçilmesine rağmen tahliye edilmedi. Yargılandığı Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 29 Haziran’daki duruşmada delillerin toplandığı gerekçesiyle tahliye kararı verdiği Güven hakkında savcının bir üst mahkemeye yaptığı itirazla daha tahliye bile edilmeden yeniden tutuklama kararı verildi. Avukatlarının Yargıtay’ın CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’na dair verdiği tahliye kararına istinaden yaptığı başvuru ise daha önce tahliye kararı veren mahkemece bu kez “delil durumunun değişmesi” gerekçesiyle reddedildi.
Ters kelepçeyi reddetti
Hakkında 25 yıldan 46,5 yıla kadar hapis cezası istenen Güven, 7 Kasım’da görülen son duruşmasına daha öncekilerden farklı olarak ters kelepçe takılarak götürülmek istendi. Bu yaklaşımı reddeden Güven, mahkemeye gitmeyip duruşmaya cezaevinden SEGBİS aracılığı ile katıldı.
Tahliye talep etmedi
Duruşmada Efrîn’e dönük saldırılara karşı çıkıp, bunu “işgal” olarak nitelendirdiği için tutuklandığını söyleyen Güven, tahliye edilse bile Rojava’ya yapılacak bir operasyonun işgal olduğunu tekrar söyleyeceğini vurguladı. Güven, tahliye talep etmediğini söyledi.
Savunma yapmayacak
Türk yargısının durumuna ve mahkemenin iktidara mahkumiyetine dikkat çeken Güven, bir daha mahkemede savunma yapmayacağını söyledi.
Bu uğurda ölmeyi kabul ediyorum
Siyasete Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kadın paradigmasından etkilenerek başladığını kaydeden Güven, bir “insanlık suçu” olarak tanımladığı Öcalan üzerindeki tecride karşı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlayacağını duyurdu. Güven, ”HDP milletvekili olarak değil, DTK Eşbaşkanı olarak bugünden itibaren süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlıyorum. Bu uğurda ölmeyi kabul ediyorum. Bu tecrit bir kişiye değil bir halka uygulanıyor. Ben de o halkın bir bireyi olarak ve Sayın Öcalan için ölümü kabul ediyorum.
Yasak ve disiplin cezası
Güven’in eylemi ve talebi destek bulup eylem ve etkinlikler başlayınca devletin ilk yanıtı yasaklama oldu. Diyarbakır Valiliği, OHAL kapsamında verilen yetkilere dayanarak 16 Kasım’da aldığı kararla Güven için yapılacak her türlü eylem ve etkinlikleri 15 gün süre boyunca yasakladı. Yasaklama ile birlikte de HDP İl Örgütü binasında başlayan abluka sürüyor. Girdiği eylem nedeniyle Güven hakkında disiplin soruşturması başlatan tutuklu bulunduğu cezaevi idaresi, bedeni ölüme yatırmış bir insana verilebilecek belki de en ilginç ceza olarak “1 ay süre ile ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma” cezası verdi.
Yine de destek eylemleri
Buna rağmen yapılan planlamalar doğrultusunda Amed Hakkari, Van, Adana ve Urfa’da 17-18 Kasım destek amaçlı iki gün süreli açlık grevi eylemleri yapıldı. Bu eylemler yapılırken gönderdiği mesajında tecridin ancak “ortak sesle” kırılabileceğinin altını çizdi.
Mersin’deki saldırı sonrası
Önceki hafta eylemin yapıldığı HDP Mersin İl binasının basılıp yöneticilerinin gözaltın alınması üzerine HDP ve DTK Eşbaşkanları ile birlikte 10 vekil, Meclis’te iki günlük açlık grevi yaptı. Diğer vekiller de Amed, Urfa, Van, Mardin, Mersin ve Adana gibi Kürdistan ve Türkiye kentlerinde üçer günlük açlık grevleri eylemleri yaptı.
Tutsaklar da eylemde
Ayrıca Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsaklar da 27 Kasım’dan itibaren tüm cezaevlerinde süresiz-dönüşümlü açlık grevleri başlattı.
İkinci ayına ulaşan mesaj
‘Hipofiz adenom’ denilen hastalığından dolayı haftada iki defa alması gereken ilaçları alamayan 55 yaşında, iki çocuklu ve iki torunu olan; yüzde 70’in üzerinde bir oy oranıyla vekil seçilen Leyla Güven, eyleminin ilk ayı boyunca sürekli talebinin öne çıkmasını salık verdi ve herkesi motive etmeye çalıştı. Eyleminin ikinci ayına giren Güven, dün JinNews’e gönderdiği mesajda yine kararlılığının altını çizdi.
Direnişini bitirmeyeceğini ve sonuç alıncaya kadar devam edeceğini vurgulayan Güven, tüm zorlu şartlara rağmen en yoğun süreçlerde çok büyük başarılar elde ettiklerini hatırlattı. Kürt halkının son yıllarda maruz kaldığı katliam ve hak ihlallerine işaret eden Güven, ”Uluslararası güçler dahil olmak üzere herkes bu ihlallere ve katliamlara adil yaklaşmıyor. Roboskî Katliamı ve Cizre Bodrumları gibi ağır insanlık suçlarına kayıtsız kalınıyor. Kürt halkına yaklaşım Sayın Öcalan’a yaklaşımdır, Sayın Öcalan’a yaklaşım Kürt halkına yaklaşımdır. Tecrit bunun ifadesidir. İnsanlık suçu olan tecrit, hak ihlali olarak görülmüyor. O zaman bu ihlallerin tanımı neye ve kime göre yapılıyor” diye sordu.
Yeni acılar eklenmesin
CPT’nin yaptığı inceleme sonrası raporunu kamuoyuyla paylaşmamasına da değinen Güven, şöyle devam etti: ”Raporunu yalnızca Adalet Bakanlığı’na verdi. Zaten ihlal yapan o bakanlık değil mi? Eğer bu uygulamalar ile Kürt halkının reflekslerini ölçmek istiyorlarsa bundan vazgeçmelidirler. Halkımızın hassasiyeti verilen ağır bedellerle herkesçe bilinmektedir. Halkımız Avrupa’da, dört parçada ayaktadır. Bütün cezaevlerinde açlık grevleri sürüyor. Bu grevlerin ileriki süreçlerde kalıcı hasarlara yol açtığını biliyorsunuz. Yaşanan büyük acılara yenisinin eklenmesini istemiyorsanız; tecridin kalkması için rolünüzü oynamalısınız.”
Kazanan bizler olacağız
Güven, mesajında son olarak şunları kaydetti: ”Greve başladığım günden bu yana cezaevlerinden mektuplar, faxlar alıyorum. Kadın tutsakların gönderdiği mektuplar büyük bir motivasyon sağlıyor. Talebimin herkesin talebi olması çok değerlidir. Ortak değerler toplumsal özün gücünü gösteriyor. Kürt kadınları olarak; içeride ve dışarıda, her yerde, yaşamın her alanında tecridi parçalamak için mücadelenin öncüsü olacağız. Herkese başarılar diliyorum. Bu mücadelenin kazananları bizler olacağız. Hepimize serkeftin diliyorum.”
Kızı konuştu
Leyla Güven’in kızı Sabiha Temizkan, eylemin 26. gününde annesiyle görüştü. Temizkan, annesinin durumuyla ilgili ANF’nin sorularını yanıtladı. Temizkan, 26. gününde açık görüş yaptıklarını hatırlatarak, genel sağlık durumunun iyi olduğunu, ancak kilo kaybettiğini ve kritik aşamaya geldiğini söyledi.
Sürdürmekte kararlı
”Morali yüksek, talebinin karşılık bulması için eylemini sürdürmekte kararlı olduğunu ifade ediyor” diyen Temizkan, şöyle devam etti: ”Öcalan’ın Türkiye’de toplumsal barışın sağlanmasında önemli bir rolü olduğunu ve tecridin Kürt halkına uygulandığını söylüyor. Dolayısıyla bu eylemi de barış konusundaki çabalarının bir parçasıdır. Açlık grevi kararını açıklarken ‘Barış Anneleri’nden ve halkımızdan barışı getiremediğimiz için özür diliyoruz’ demişti. Buna ek olarak da Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması ile barışa dair umutların tekrar yeşereceğini düşünüyor. Canını ortaya koyduğu eylemini talebi karşılanana kadar sürdürmekte de kararlı.”
Eylemler ona güç veriyor
Annesinin dışarıdaki Kürt siyasetçilerin ve diğer cezaevlerindeki siyasi tutsakların aynı taleple başlattıkları açlık grevi eylemleri hakkındaki düşüncelerini de paylaşan Temizkan, şöyle konuştu: ”Annem kendi iradesiyle bir direniş başlattı ve buna öncülük etti. Kendisine yönelik eylemler de ona inanılmaz güç veriyor. Her fırsatta başka halklardan, partisinden ve demokratik kesimlerden gelen desteğe teşekkürlerini iletiyor. Bu destek ne kadar büyürse talebinin karşılık bulmasının da o kadar mümkün hale geleceğini vurguluyor.”
İradesi karşısında çaresizim
Annesinin çok güçlü bir kadın ve en kötü koşullarda bile hep moralli olduğunu vurgulayan Temizkan, ”Annem, bana da hep güç verir. Yanına gittiğimde onun iradesi karşısında çaresiz kalıyorum” dedi. Temizkan, şunları ekledi: “Bedeni eriyor ama o çok coşkulu. Halkların umuduna bir nebze de olsa soluk olduğunu bilmek onda inanılmaz bir motivasyon yaratıyor. Bir Kürt kadını ve gazeteci olarak yıllardır çatışmalı sürecin yarattığı acıları yakından takip ediyorum. Çözüm süreci ile birlikte halkların yaşadığı acıların son bulacağına dair umudu gördük.
Eylemini anlayabiliyorum
Annemin ömrünü barışa adamış bir kadın olarak kaygısını ve bu uğurda canını ortaya koyduğu eylemini buradan baktığımda anlayabiliyorum. Toplumsal barış bu topraklarda yaşayan herkesin en acil ihtiyacıdır. Ben de basın ve ifade özgürlüğünün ayaklar altına alındığı bu süreçte gazetecilik yapmaya çalışıyorum. Akademisyenlerden hekimlere kadar barış talebini yükselten herkesin yargılandığı bir dönemde daha yüksek sesle ‘Barış’ demekten başka bir yol yok, diye düşünüyorum.”
HABER MERKEZİ