Dünyadaki başka halkların tek bir miladı varken, sayısız milatları olan bir halkın evlatlarıydık biz. Katliamlara ve zulme karşı direnişleri sayısız olduğu için, yeni başlangıçları hiç bitmeyen bir halkın evlatlarıydık.
Daha biz doğmadan evvel, cuntaların postallarına ve işkencelerine direnenlerin tarihini okumuştuk.
İşkencecilerin suratlarına tüküren büyüklerimizin efsanevi direniş öyküleriyle büyümüştük.
Mahirler, İbrahimler, Mazlumlar, Sakineler, Kemal Pirlerin, Agitlerin evlatlarıydık biz.
Sonra büyüdük ve onların yoldaşları olduk. Kimimizin parka alacak parası yoktu, kimiz daha 1 yaşındayken köyleri yakıldığı için sürgünde büyümüştü. Kimimiz Çerkezdik, kimimiz Kürt, kimimiz Türk. Ama tek bir amaç için çıkmıştık yola. Kobanê’de bir insanlık savaşı verilmekteydi ve yaşıtlarımız orada adına IŞİD denilen yüzyılın kanlı çetesince toprağa düşmüşlerdi. Büyük direnmişlerdi; büyük de kazanmışlardı. Vahşi çetelerden Kobanê’nin temizlenmesini halay çekerek kutlamıştık. O gün de Suruç’taydık. Harçlıklarımızı biriktirerek, bileklik satarak aldığımız oyuncakları, fideleri Kobanê’ye götürecektik. Bizim de oyuncaklarımız hiç olmamıştı. Maddiyatta yoksul ama bir o kadar yürek varsılı gençlerdik biz. O gün halayımızdan, kahkahalarımızdan, yüreklerimizden, yarına olan inancımızdan korktukları için bizi katlettiler.
Katillerimiz çok tanıdıktı.
Roboskî, Reyhanlı, Bingöl ve Amed’in kanı ellerine bulaşmıştı. Katilimiz, HDP’nin mitingi öncesi bombacıyla aynı gün Amed’e gelmiş, kullandığı 5 ayrı telefon kartıyla birçok yerle görüşmüş oysa ki. Bizler Manisa’daki zeytinlikler kesilmesin, Artvin yeşilsiz bırakılmasın diye bir döviz astığımızda bile anında tutuklanırken; katillerimiz ellerini kollarını sallayarak geziyor; ailelerin başvurularına rağmen UYAP kayıtlarına isimleri yanlış olarak giriyor ve bizi katletmeleri için her türlü zemin ve olanak yaratılıyordu.
Sonra aslında milyonlar olan biz, yani 31 fidan toprağa düşürüldük.
Biz toprağa düştüğümüzde, toprak bile gençliğimizden utandı!!! Gözyaşı döktü!
Bizi toprağa düşürenler utansın… Katillerimizin ismini bile ağızlarına almadan "terör nereden gelirse gelsin" diyerek konuşmasına başlayan ve aslında insanlık mücadelesi veren YPG/YPJ güçleriyle IŞİD’i aynı gören Başbakanlar, bakanlar, iktidar utansın.
Çünkü onlara göre zaten halkını savunmak zorunda kalan Kürt "teröristtir".
Yok efendim "terörün dini, dili, rengi, mezhebi, şusu, busu yoktur" palavrasını atanlar utansın.
Biz öldürüldük..Daha ölü bedenlerimiz gömülmeden, IŞİD’in bu kadar güçlenmesinde ve katil sürüsü gibi aramızda dolaşmasına yol açan iktidar sahipleri sorumluluk duyup HAYATLARINDA İLK DEFA ÖZELEŞTİRİ vereceklerine; pişkin pişkin durumu idare etmeye çalışanlar utansın.
Her fırsatta "YPG, IŞİD’den daha tehlikelidir" diye manşet atan havuz medyası utansın.
YPG, Girê Spî’yi özgürleştirdiği için insanlık adına umut ve sevinç besleyeceğine, sözde "Kürtler orada etnik temizlik yapıyor" diye yalan açıklamalar yapıp; sınırdan bu yana geçen yüzlerce IŞİD’liye göz yumanlar utansın. Bu katilleri, Kürtlere karşı kullanma hinliğine soyunanlar; geleceği korkunç bir şekilde kararttıkları için utansınlar!
"Urfa’da IŞİD var mı?" diye soran gazeteciyi "yok!" diyerek azarlayan ve gözaltına aldırtan vali utansın! Hala o valiyi görevden almayan Bakan utansın!
Tabi eğer utanacak yüz, ve kırıntı kadar da olsa vicdan kalmışsa…
O gün orada, bedenlerimizle birlikte Kobanêli çocuklara götüreceğimiz oyuncaklarımız, hayallerimiz, gülüşlerimiz de parçalandı… Doğrudur..
Ama ölmemizde payı olanların ise ruhları parçalandı…Katillerimizi koruyanların vicdanı parçalandı…