
YEKO ARDIL / BERLİN
Berlin’de eşi tarafından bıçaklanarak katledilen 5 çocuk annesi Yeter Polat için NAVDEM Berlin lokalinde anma etkinliği düzenlendi. DESTDAN Kadın Meclisi tarafından düzenlenen anmaya aralarında Yeter Polat’ın annesi ve kızkardeşlerinin de bulunduğu 100’e yakın kişi katıldı. Hem kadın kurumu yetkilileri hem de Polat’ın ailesi katliamı engelleyemedikleri için duyduğu üzüntüyü dile getirerek özeleştiride bulundu.
Anma, katledilen kadınların anısına gerçekleştirilen saygı duruşu ile başladı. Kadın aktivisti Safiye Erol’un açılış konuşması ardından Avrupa Kürt Kadın Hareketi temsilcisi (TJK-E) Nûpel Munzur konuştu. Gerçekleşen kadın katliamlarıyla sarsıldıklarını belirten Munzur, "Kadınlar olarak bunun önlemini almazsak Yeter arkadaş ne ilk ne de son olacaktır" dedi.
Kadınların kaderi değil
Şiddetin asla bir kader olmadığının altını çizen Munzur, konuşmasına şöyle devam eti: "Nasıl ki şiddet Kürt halkının kaderi değildir diyorsak, kadınların da kaderi değildir. Bu konuda hareketimiz ve Rêber Apo çok kapsamlı çalışmalar yaptı ve çok önemli mesafeler katedildi. Bunun için biz sürekli olarak 'Biz kimsenin namusu değiliz, irademizle yaşayan, özgür kadınlarız' şiarıyla mücadele ettik. Rêber Apo’dan evvel kadına sıfır değer veren bir topluma aittik. Sonra büyük uyanış oldu. Kadın bugün kendi ordusu, partisi ve tüm yönetim organlarına sahip. Bakur, Rojhilat ve Rojava’da kadın öncülüğünde devrimler gerçekleşiyor. Dünyanın önünde saygı ile eğildiği bir Kürt kadın gerçekliği yaratılmıştır.
Utanmazca 'kadının suçu' soruluyor!
DAİŞ faşizmine karşı, AKP faşizmine karşı ve Ortadoğu’daki bilcümle gericiliğe karşı savaşan Kürt kadını nasıl oluyor da sistemin bir kölesi olan kocasına karşı böylesine çaresiz kalabiliyor? Cinayetten sonra kadın suçluymuş gibi; 'kadın ne yapmıştı, suçu neydi?' diye utanmazca soruluyor. Hiçbir gerekçe erkeğin kadını katletmesine sebep olamaz. Ki öyle bir gerekçe de asla olmamıştır. Sadece kendi barbarlıklarını örtme çabasıdır. Bu konuda hareketimiz kadının kendini koruyabileceği en güvenilir yerlerin başında gelmektedir.
'Eksik ve yetersiz kaldık’
Ama biz eksik kaldık, yetersiz kaldık. Bizim için sessiz kalmak ölümdür. Nasıl yandık değil mi? Yanıbaşımızda bir kadın arkadaşımız katledildi. Neredeydik? Aile, çevre, akraba, yoldaşlar, bizler neredeydik? Şimdi ağlıyoruz, düşmanın da istediği bu zaten. Ağlayan Kürt istiyorlar, ağlayan kadın istiyorlar. Bu Rêber Apo’dan hiçbir şey anlamadığımız anlamına geliyor.
Takipçisi olacağız
Başka Yeterlerin olmaması için kendimizi siper yapacağız, gereken neyse o mutlaka yapılacak. Bunun yolu da kendi örgütümüz içerisinde yer almaktır. Kadın Meclisi olarak Yeter Heval’i sonsuza dek anacağız ve davasının takipçisi olacağız."
Kız kardeşi: Biz de suçluyuz
Daha sonra söz alan Yeter Polat’ın kızkardeşi İslim Polat da gözyaşlarıyla yaptığı konuşmada; "Biz de suçluyuz. Hep 'Aman idare et' dedik. 'Ailesiniz, çocuklarınız var, ayıptır’ dedik. 'Beş tane çocuğunuz var' dedik ve bacımızı bir katilin ellerine teslim ettik. Bari bundan sonra başka kadınlar katledilmesin diye önlemler alalım" dedi.
Utancınızla baş başa kalın
Sosyalist Kadınlar Birliği’nden Seher Yeğin, "Maalesef kadın katliamları Kürdistan’da, Ortadoğu’da ve dünyada devam ediyor. Yeter’i tanıyamadım ama bir kadın olarak neredeydin sorusunu kendime sordum" dedi.
Kadın cinayetlerine karşı mücadelenin kadın özgürlük mücadelesinin bir parçası olduğunu belirten Yeğin, "Ailemizin, çevrenin ve devletin bize dayattığı geleneksel kadın rolünü asla kabul etmeyeceğiz. Bir de cenaze namazımızı kılıyorlar, utanmazca, tabutumuzu taşıyorlar. İstemiyoruz, kendi cenazemizi de kendimiz kaldırırız, size gereksinimimiz yok. Utancınızla başbaşa kalın. Biz kadınlar olarak elele verirsek, örgütlenirsek dünyayı değiştirebileceğimiz gibi erkeği de değiştirebilir, gereken hesabı da sorabiliriz" diye konuştu.
'Etraflıca düşünmeliyiz'
Mamoste İrfan Keskin de yaptığı konuşmada, "Bir erkek olarak huzurunuzda bulunmaktan utanç duyuyorum" dedi. Keskin devamla şöyle konuştu: "Toplumun yarısı kadındır, diğer yarısını da yine kadınlar doğuruyor. Maalesef kadın toplumda hakkettiği değeri görmüyor. Bir filozofun dediği gibi 'Erkekler bir biyolojik kazadır'. Erkek terörü bir sosyal realitedir. Kadınlar erkeğe dayanmadan kendi öz örgütlüğünü oluşturmalıdır. Yurtsever çevrelerde bile bu tür cinayetler oluyorsa artık daha etraflı düşünmemiz lazım."
'Özeleştiri vermeliyiz'
Şehit ailelerini temsilen konuşan Dayê Köker ise "Kadınlarımızın büyük çoğunluğu şiddet görüyor. Ailelerle çalıştığımızda buna şahit oluyorduk. ‘Kuruma gidelim’ dediğimizde cesaret edemiyorlardı, gelenlere de biz sahip çıkamıyorduk. Bizim de kapsamlı özeleştiri vermemiz gerekir" diye konuştu.
İçimizde çok şiddet mağduru var
Yekîtiya Malbatên Kurdistanê/Kürdistan Aileler Birliği (YEKMAL) Başkanı Xecê Akar da uzun yıllar kadınlarla birlikte çalıştığını belirterek, "Bizim içimizde olan birçok kadının da şiddet gördüğüne birebir şahit olmuşumdur" dedi. Akar devamla "Bizimle olan ve kurumlarımıza gelen kadınların en az yüzde 70’i şiddet görüyor ve üstelik bu utanç kadınlarınmış gibi bir şekilde örtbas ediliyor. Kadın şiddet görüyorsa ki bu sadece kaba şiddet değil psikolojik de olabilir. Buna sessiz kalmayalım. Destek ve dayanışma ile bunların üstesinden gelebiliriz. Bunlar olmazsa 'Eşbaşkanı kadın, yürüyüşte kadınlar önde ya da kadın şurda, kadın burda' demekle bir sonuç elde edemeyeceğimiz gibi, göstermelik olmaktan öteye de gitmez" diye belirtti.
Kimse 'ben masumum' diyemez
Kürt siyasetçisi Zeki Demirkol da "Erkek olarak bu yetersizliklerin bir parçasıyız, kurumlarımıza kadar ya da bize yakın olan ailelerde bile böyle sonuçlar ortaya çıkıyorsa hiç kimse 'ben masumum' diyemez. Bundan sonra daha dikkatli ve duyarlı olmamız gerektiği açığa çıktı. Hep birlikte, her türlü geriliğe karşı mücadele edelim" dedi.
Etkinlik, Yeter Polat’ın anısına verilen yemek ardından sona erdi.
