Tam bir haftadır seçim sonuçları üzerine yazılanları okuyorum. Genel kanı AKP’nin zaferi, HDP’nin yenilgisi olarak yazılıp çiziliyor. Bunu yazanlar Türkiye’de yaşayanlar, ya da Türkiye’deki günlük politik yaşamı çok yakından takip edenler. Okuduklarımın çoğunluğu ile benim düşüncelerim uyum içinde değil. HDP’yi eleştiren, ya da yenilgisinden(!) dolayı özeleştri yapmasını bekleyenleri ve nedenlerini okudukça kendimden, kendi algılama ve aklımdan artık şüphelenmeye başladım.
Tabii ki benim de eleştrilerim var HDP’ye. Ancak ne benim eleştirilerim ne de nedenlerine katılmadığım diğer eleştiriler HDP’nin oy kaybının nedenleri değildir. Seçim sonuçlarını, seçim öncesi yaşananlardan soyut ele alıp sonuç ya da sonuçlar çıkarmak, niyeti kötü olanlar için söylenecek bir şey yok. Asıl rahatsız edici olan, dostlardan gelen eleştiriler. Bir kaçına değinmek istiyorum.
Suruç ve Ankara Katliamı, Kürdistan’daki çocukların ve yaşlıların bile öldürüldüğü şehirlerin ablukası sonrası HDP’nin yeterli seçim çalışması yapmadığını düşünenler var. Biz ne zaman vicdanlarımızı bu kadar yitirdik? İnsanların vücut parçaları, bizlerin vicdanları yerlerde sürünürken, Cemile’nin cansız bedeni derin dondurucuda beklereken, HDP seçim kampanyası mı yürütmeliydi?
Canlı bombaların devlet güvenliği içinde hareket ettiği yerlerde mitingler yapıp, kitleleri ölüme sürüklemek mi gerekiyordu üç beş oy için, ya da üç beş fazla vekil sayısı için.
Evet vicdanlarımızı nerde bıraktık?…
HDP ve Demirtaş’ı kutlamak gerekir Ankara Katliamından sonra miting yapmama kararı aldıkları için. Demirtaş’ın vekilleri ile birlikte abluka altındaki şehirlerin kapılarında direnmesi mi önemliydi, yoksa büyük büyük mitingler mi düzenlemeliydi. Bir yüz insanımız daha mı katledilmeliydi…
Hadi aklımızı seçim sonuçlarına endekslediğimiz için bir süreliğine durdu ya da tatile çıktı… Ya vicdanlarımız…
Bir de şu HDP’yi PKK’nin uzantısı olarak görenler. Söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum. Ne alakası var? HDP’ye oy verenlerin büyük çoğunluğunun aynı zamanda PKK’ye sempati duyması iki farklı partiyi aynılaştırır mı? Korkunç bir manipülasyon. Nasıl da kolay manipüle ediliyoruz. Ben aynılaştırmıyorum.
Ama aynılaştıranlar var ve onların beklentileri var, ve ortada korkunç bir çelişki var.
HDP’yi PKK’nin uzantısı olarak görenler, aynı zamanda HDP’den büyük beklentileri olanlar. Beklenti ne?
Herkes de biliyor ki Türkiye’de sistem tıkandı ve bir çözülüşe doğru hızla ilerliyor. Beklenen PKK ile aynılaştırdıkları HDP’nin bu çözülüşe çözüm olması.
Tabii ki HDP bir parti olarak bu diktatoryal çözülmeyi, demokratik bir yapıya dönüştürebilir. Ancak el insaf. Neden bunu sadece Kürtler’in üstüne yıkıyorsunuz. Neden tukaka olarak gördüğünüz PKK ile aynılaştırdığınız HDP’den böyle bir beklenti içindesiniz?
Türkiye’de rejim sorunu sadece Kürtler’in sorunu mu?
Kötü bir şey olunca, Kürtler yaptı… PKK HDP’yi barajın altında bırakmaya çalıştı (ayrıca bu olabilirde) asıl siz ne yaptınız? İyi olanları siz yaptınız değil mi? Mesela çok küçük bir örnek. Oyların sayım sonuçlarını sabitleyen dijital sistemin enternasyonal sertifikası yokmuş. Bunu araştırmayı, ya da uluslararası kurumlara araştırtmayı düşündünüz mü?
Her seçim öncesi ve sonrası HDP ye birçok eleştrilerim vardı. Ama bu seçimde vicdanım hiçbir biçimde HDP’yi eleştirmeye müsade etmiyor. Her aklıma gelen eleştirinin önüne sadece son üç ayda yitirdiğimiz canların bedenleri dikiliyor.