"Bizi gömmeye çalıştılar, bilmiyorlardı ki zaten tohumuz biz... Ve bir gün kocaman ağaçlardan bir orman olacağız. Yapraklarımız yüz bin yürek gibi çarpacak. Dallarımız tüm dünyayı kucaklayacak. Susuzluktan çatlamış çöllerde beyaz güller gibi açacağız ve dikenlerimizle gökleri deleceğiz...”

Masamda yığılı notlar arasında bulduğum yukardaki sözler, kime ait bilemiyorum. Ama tarihsel düşmanlarının, Kürtlere biçtiği kaderin gelişimini anlatıyor, bu cümleler.

 Recep Erdoğan’ın, Kürdistan dağının bir tepesi, yamacına konan askerlerine bakıp “bitirdik, binlercesini öldürdük” demesinden, üç gün önce, “artık bittiler” anlamında laflar geveleyen Türk Savunma Bakanı Fikri Işık’a cevaptır, yukardaki sözler.

Onlar yüz yıllık gevelenen bir yalanı tekrarlıyorlar.

Kürtler, bütün çağlara oranla, en güçlü zamanlarını yaşıyorlar. Uluslararası dengede güçtür onlar, artık.

Dün yalnızken bugün, kabul görmüş saygınlıkları ve ittifakları var.

Gömmeye çalıştıkları Kürtler, orduları da olan bir halktır, artık. O ordular ki, bir kaç cepheye yayılmış...

Dahasın ırkçılık ve her türlü yayılmaclığa karşı, birleşenleri olan Arabı, Ermenisi, Süryanisi, Türkmeniyle insanlığın sesi olan...

“Gömmeye” çalıştıkları insani, duruşlarıyla büyüdüler. Yalan, talan, kalpazanlık, soygun ve hırsızlık atılımlarına karşı durup, insani değerlerin takipçisi dürüstlükleriyle büyüdüler.

Bilgenin yukardaki sözlerinden yola çıkarak söylemek gerekirse eğer, din, dil, ırk ayırımı yapmayan Zerdüşti kültürleri, ruhlarına işlemiş dürüstlük, mertlikleriyle “sussuzluktan çatlamış çöllerde beyaz güller gibi açtılar ve dikenleriyle gökleri deldi”ler.

 Bugün söyleyeceklerim, bu kadarla kalsın...