- Öcalan’ın haklarının ayaklar altına alındığını söyleyen kardeşi Mehmet Öcalan, “İmralı’ya gitmek istiyoruz. Devlet İmralı kapısını açmalı. Bu bir rica değil, bir haktır” dedi.
MA'dan Emrullah Acar'a konuşan Mehmet Öcalan, İmralı'daki ağır tecridin tarihte bir örneği olmadığını hatırlatarak, "12 Eylül darbesinin ardından yaşatılanlar bile şu an yapılanlar kadar ağır değildi. Şu an Kürtlere karşı hukuktan bahsetmek mümkün değil” dedi. Kamuoyu baskısı sonucu son olarak 25 Mart 2021’de Urfa Adliyesi’nde “kesintili” bir telefon görüşmesi yapabildiğini hatırlatan Mehmet Öcalan, “Kısa bir görüşme oldu. Görüşmede Sayın Öcalan bana ‘Devlet yanlış yapıyor. Bu yaptığınız doğru değil. Bu görüşme yasal değil. Ben bir tutukluyum ve benim haklarım var. Bir an önce avukatlar gelmeli’ dedi. Yüzlerce kez başvuru yapıyoruz, ancak cevap verilmiyor. Muhatap yok. Hakları ayaklar altına alınmış” şeklinde konuştu.
11 aydır hiçbir haber alamadıklarını vurgulayan Öcalan, şunları ifade etti: “Bizim kaygılarımız var, orada neler oluyor bilmiyoruz. Bir an önce avukat ve aileler olarak İmralı’ya gitmek istiyoruz. Devlet İmralı kapısını açmalı. Bu bir rica değil, bir haktır. Orada yaşayan dört insanın, insan olmasından kaynaklı hakları var. Devlet, 2015'te bu yana bütün Kürtlere dönük bir baskı politikası uyguluyor. Kürtlerin belediyelerine kayyum atandı, seçilmişleri tutuklandı. Tecrit toplumun her yerine yayıldı, en ağırı İmralı’da uygulanıyor.”
Kirli siyaset yürütüyorlar
Mehmet Öcalan, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İmralı açıklamalarına dair şöyle konuştu: “Muhalefet ve iktidar, Kürtler üzerinden kirli bir siyaset yürütüyor. Kürt sorununun çözümüne dair adım atamayan iktidar ve muhalefet, Kürtler üzerinden siyaseti dizayn etmeye çalışıyor. Kürtler eski Kürtler değil, Kürtler artık siyaset yapmasını biliyor. Kimse Kürtler üzerinden hesaplar yapmasın. Kürt sorununda demokratik çözüm yolu belli.”
Uluslararası Komplo'nun tecritle devam ettiğini belirten Mehmet Öcalan, şunları ekledi: "Demokratik mücadeleyi büyüterek, ‘kara günü’ ortadan kaldırabiliriz. Burada herkese görev ve sorumluluk düşüyor.”