Siyasi hayatın bilinen siyaset anlayışlarına karşı yeni bir anlayış geliştirildiğinde eskiler; otorite, prestij, ekonomik ve politik güç kaybına uğrar ve eski anlayışlarına daha sıkı sarılırlar. Bugün Türkiye’de seçim süresince yaşanan da budur. Kırmızı şal görmüş boğa gibi daha saldırgan hale geliyorlar.

Sosyal değişmelerin hiçbiri hayatın değişimine uygun yeni görüşler, açılımlar ve tartışma zemini oluşturmadan gerçekleşemez. Bu minval üzere, bu seçim süresince de çoğu düzen aktörleri, tıpkı bir tiyatro oyunu gibi her sabah maskelerini taktı, kostümlerini giydi, ezberlenen repliklerle defalarca izlediğıimiz bir oyun yeniden sahnelendi. Yine başrolde hamaset ve popülizm vardı. Partiler yine eski paradigmaları üzerinden bildik argümanlar kullandılar.

***

Ancak herkes gördü ki HDP alışagelmiş söylemlerin, nutukların ötesinde şeyler söylüyor. Türkiye’de, ilk olarak bir parti, ülkedeki tüm halkların eşit olacağı, birlik ve özgürlük adına çoklu bir Türkiye gerçeğini vurguluyor. Ezilenlerin, hor görülenlerin, yok sayılanların adına yeni bir yaşam teklifiyle geliyor. 90 yıldır tekçi anlayışla yönetilmeye çalışılan bir ülkeye yeni bir solukla geliyor. Teklik değil birlik diyor. Demokrasi, çoğulculuk ve tüm kimliklere sahip çıkma vurgusu yapıyor. Bunu sağlayacak yeni bir anayasayla köklü bir değişim istiyor. Kadın sorunlarını, gençliğin gelecek kaygısını, ekoloji konusunu görünür kılıyor.

HDP, her alanda demokrasiden ve demokratiklikten yana. Her konuda şeffaflık istiyor. Siyasi etik sahibi, ilkeli bir duruş sergiliyor. Birleştirici ve barıştırıcı.

Ezilenin yanında yer almak bir vicdan borcudur... Haksızlığa karşı direnenlere hala "Ben niye burada değilim" diye vicdan muhasebesi yapmak yerine "Sen niye buradasın" diye sormaya kalkıyor birileri.

***

Yeni bir mevsimin ılık rüzgarları üzerimize sinen ölü toprağı alıp götürmeli. Ya bu hayatın zencileri olmaya razı olacak, ya da beynimizi ve yüreğimizi sulandırıp bulandıran hamasi söylemlere rest çekeceğiz.

İktidar erki, hesabını vermekte zorlandığı her şeyi, düne kadar "aynı yağmurda ıslandığı" suç ortaklarının üzerine atarak kendini temize çıkarmaya çalışıyor.

Söylenmesi çok kolay iki sözcük vardır ki, aslında söylemeden önce çok düşünmek gerekir. "Evet ve hayır" diyor Pythagore.

Ortak bir vatan ve yeni yaşam; etnik, dinsel, cinsel ve sınıfsal ayrımcılığın karşısında sesi duyulmayanın, güçsüz kılınanın yanında yeşerecektir.

Şimdi yenilenmek zamanıdır. Ortak bir vatan için, eşit yurttaşlık haklarının güvencesiyle birbirine bağlı bir toplum için, yıllardır insanımızın hiç yaşama şansı bulamadığı demokrasi için, ya bu hayatın zencileri olmaya razı olacak, ya da beynimizi ve yüreğimizi sulandırıp bulandıranlara rest çekeceğiz.

Şimdi yenilenmek zamanıdır. Paslı bir çiviyi duvardan söker gibi... Çürük bir dişi çeker gibi... Bir sevda çiçeğini sular gibi. Bir yağmurun sesine ayarlanmış adımlar gibi. Emek gibi, şiir gibi, aşk gibi. Kendi küllerimizden yeniden doğmak gibi.

Hayatın rotasını değiştirmek için; İşte seçim pusulası, işte vicdanın mührü.