İngiltere Gündemi
2007 yılında dönemin İşçi Partili Başbakanı Gordon Brown’un ülkede artan işsizlik sorununa “milli” bir reçete olarak ortaya koyduğu “Britanya işleri Britanya işçilerine” söylemi partinin özellikle sol kanadında ciddi rahatsızlıklara yol açarken, göçmen işçi karşıtlığının sıradan seçmen nezdinde her zaman iyi prim yaptığını bilen parti kurmayları böyle bir politikayı, emek ve iş piyasasını düzenleyen AB mevzuatını lağvetmeden, hayata geçirmenin mümkün olmadığının farkındaydılar. Ülkeye son 10 yıl içerisinde yerleşen göçmen işçilerin ezici çoğunluğu Doğu Avrupa ülkelerinden geliyordu ve Britanya’nın AB üyeliği sürdüğü müddetçe bu ucuz emek göçünün önüne geçmek hukuken mümkün değildi. Ancak Brown’ın, bir süre sonra göçmen karşıtı sağcı grupların etkili sloganlarından birine dönüşmeye yazgılı milli reçetesi tatbik edilecek bir sosyo-ekonomik zemin bulmasa da İşçi Partisi’nde yeni bir politik ve fikri yönelimin önemli işaretiydi. Britanya merkez solu Tony Blair’in liderliğinde liberalizmin fırtınalı denizlerinde epey hırpalanan gemiyi ulusal kıyılara demirlemenin provasını yapıyordu bir anlamda.
2010’daki seçim yenilgisinden sonra Blair dönemi boyunca uygulanan liberal ekonomik politikaların partiyi ideolojik köklerinden kopardığı düşüncesi yaygın şekilde dile getirilirken, geçen yıllar içerisinde yamalı bohçaya dönen parti programında yeniden ideolojik bir tutarlılık yaratılması gerektiği fikri uzun süredir tartışılıyordu. Liberal politikalara ve ülkenin AB üyeliğine eleştirel yaklaşımıyla bilinen Milletvekili Jon Cruddas’ın geçtiğimiz Mayıs ayında partinin politik perspektiflerini belirleyecek yetkili olarak atanması basında partinin geleneksel köklerine geri dönüşünün bir işareti olarak yorumlanmıştı. Bu değişimin ilk ciddi adımlarından biri ise partinin yeni göçmen politikasını duyurmasıyla atılmış oldu. Parti lideri Ed Miliband’ın geçen hafta detaylarını açıkladığı yeni göçmen politikası İşçi Partisi tarihinde “milli” bir hassasiyet döneminin resmen başladığını gösteriyor.
2010 yılında yapılan parti kongresinde sendikaların büyük desteğini alarak Genel Başkanlık koltuğuna oturan Miliband, “Britanya işleri Britanya işçilerine” anlayışını benimsemediklerini belirtse de göçmen işçiler sorununa yaklaşımı beyaz İngiliz işçilerin homurtularını dindirmeye yönelik günü birlik bir politik söylemin ötesinde, son yıllarda Avrupa mekez sol partileri arasında da güç kazanan sancılı bir milli yönelimi ifade ediyor. Göçmenlerin ekonomiye külfetinin katkısından daha fazla olduğunu öne süren Miliband yabancı işçi çalıştıran şirketlere sınırlamalar getirilmesi gerektiğini önererek, ucuz emek gücüne dönüşen göçmen işçilerin hem kendilerinin hem de yerli işçilerin işverenler tarafından daha fazla sömrülmesine yol açtığını vurguluyor. Miliband’ın yerli işçilerin sömrülmesine karşı getirdiği çözüm önerisi ise kapıları göçmen işçilere büyük ölçüde kapatmak...
Ancak ekonomi uzmanları son on yıldır özellikle Doğu Avrupa ülkelerinden akan ucuz emek gücü üzerinde ayakta kalan küçük ve orta ölçekteki işletmelerin bu tür bir göçmen sınırlamasının iç piyasada yaratacağı emek maliyeti artışı karşısında epey zorlanacaklarını belirtiyorlar. Partisinin hem Blair hem de Brown döneminde kontrolsüz göçmen politikaları konusunda hata yaptığını ilan ederek ekonomik krizle birlikte sayıları her geçen gün artan Britanya işsizlerine göçmenlerin boşaltacağı işlerden istihdam alanı yaratma vaadinde bulunan Miliband’ın önerilerini gerçekçi olmaktan uzak bulan işveren çevreleri yabancı işçilerin ekonomideki hayati önemine dikkat çekiyorlar. İşverenler başta hizmet alanı olmak üzere tarım ve inşaat sektörlerinde çalışan vasıfsız Doğu Avrupalı emekçilerin boşaltacağı işlere beyaz İngilizler’in pek de talip olmadıklarını belirtiyorlar.
Son kamuoyu yoklamalarında oy oranı yüzde 40’ın üzerinde görünen İşçi Partisi ise şu sıralar ne enternasyonal sol değerler ne de ekonomik gerçeklerle meşgul. Parti, 2015 yılında yapılacak genel seçimlerde iktidara gelme hesapları yapıyor. Göçmen politikasına milli bir ayar vermeye çalışan parti kurmayları hem adada hem de Euro bölgesindeki ekonomik kriz derinleştikçe göçmen işçi karşıtlığının tavan yapacağının farkındalar. O yüzden Miliband’ın bugünlerde mahcup bir şekilde dile getirdiği yabancı işçi karşıtı söylemlerin uzun vadede partinin temel yönelimlerinden birine dönüşme ihtimali yüksek. Tabi bu sadece Britanya’daki İşçi Partisi’nin sürüklendiği ideolojik bir çıkmaz değil, Avrupa çapında merkez sol partilerde ekonomik krizle birlikte hız kazanan hayırsız bir dönüşümün tehlike çanları aslında. Kıtanın ekonomik refaha dayalı post-milliyetçiliği yerini yeniden tedirgin lokal-milliyetçiliklere bırakacak gibi görünüyor.
Blair’den Miliband’ın ‘milli’ İşçi Partisi’ne