Bu yıl BM 73. Genel Kurulunun ana teması; “Birleşmiş Milletleri Tüm İnsanlarla İlgili Kılmak: Barışçıl, Adil ve Sürdürülebilir Toplumlar için Küresel Liderlik ve Ortak Sorumluluklar” başlığını taşıyor. Nedense bu tür uluslararası toplantıların belirlenen amaç ve hedeflerinden farklı “sonuçlar” ortaya çıkması şaşırtıcı değil.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM’nin 73. Genel Kurulunu açarken yaptığı konuşmasında, “Suriye’de Yemen’de savaşlara son veremeyişimize öfke yağıyor. Arakanlılar sefalet içinde sürgünde ve adalet istiyor”. Guterres devamla, dünya liderlerlerine en çok ihtiyaç duyulan bu dönemde “uluslararası işbirliği” ve “BM’de reform çağrısı” yapıyor. Guterres bu çağrılarını, “dünya liderleri” dikkate almıyor bile. Suriye’de, Yemen’de savaş sürüyor. Arakanlılar yine sefalet içinde kalmaya devam ediyor. Uluslararası işbirliği şöyle dursun, uluslararası kamplaşmalar hızla devam ediyor. “En çok ihtiyaç duyulan bu dönemde”, “dünya liderleri” söz dalaşında. BM’deki “reform” çağrısı ise, “dünya beşten büyüktür” sözleri arasından uçup gidiyor.

BM kürsüsüne konuşma yapmak üzere söz alan “dünya liderleri” başka “telden” çalıyor. BM Genel Sekreteri Guterres’in çağrıları deyim yerindeyse “havada” kalıyor.

BM Genel Kurulu, adeta bir liderler “arenasına” dönüşüyor. Gerilim ve çatışma alanlarından fırlayan “liderler”, hızlarını alamayarak, birbirlerine karşı “kinlerini” ve “mesajlarını” BM kürsüsünden dile getirmekten kaçınmıyorlar. Demokrasi, barış, insan hakları, istikrar deseler de, “savaş” dillerinden düşmüyor. Oysa dünyayı adeta bir savaş alanına çeviren ve “savaşlardan” doğrudan sorumlu olan bu “liderler”, onların kötü yönetimi ve felaketlere yol açan kötü kararları. Tehdit ve meydan okuyan “mesajları” dünyada “çözüm” bekleyen sorunların daha da büyümesine ve var olan “krizlerin” daha da derenleşmesine yol açıyor.

Neyse ki, birkaç saniyeliğine de olsa dünyanın yüzünü güldüren liderlerde var: ABD başkanı Trump!

Trump, BM genel kuruluna gecikerek gelmesi yetmezmiş gibi konuşmasına; “1 yıl önce karşınıza ilk kez çıktım. Dünyamızın karşı karşıya olduğu tehditleri söylemiş ve daha parlak bir gelecek için neler yapabileceğimizden söz etmiştim. Bugün yine BM Genel Kurulu’ndayım ve aldığımız yolu size anlatmak isterim. 2 yılda benim yönetimim çoğu yönetimin çok daha ötesine gitti ve ABD’yi ileriyi taşıdı” sözleri ile başlayınca BM Genel Kurulu’nda gülüşmeler yükseldi. Trump, “Bu tepkiyi  beklemiyordum” diye serzenişte bulununca da, Genel Kuruldaki kahkahalar yükseldi. BM Genel Kurulu’nun beklide “keyifli” tek anı Trump’ın konuşmasının bu bölümü olsa gerek.

Dünyayı neler bekliyor...?

ABD başkanı Trump’ın konuşması, gelecekte dünyanın nerelere evirileceğinin ip uçlarını veriyor. Kapitalizmin “derin” krizlerini aşmak için bir “çıkış” olarak görülen “globalizm”, anlaşılan o ki, sorunları “çözmekten” çok daha da “derinleştirmiş. Trump; “Kimsenin Amerika’yı sömürmesini istemiyoruz. Şu an Amerika ticari açıdan hiç olmadığı kadar iyi durumda. Tüm dünyadan yabancı mallar ABD’ye serbest bir şekilde geliyordu. Fakat diğer ülkeler bu hakkı bize tanımadılar. Artık hiçbir ülke ABD’den tek tarafılı yararlanamayacak.” Trump’ın ironik bir biçimde dile getirdiği bu görüşler, soğuk savaşın yerine ikame edilen “ticaret savaşlarının” daha yeni başladığını ve uzunca bir süre devam edeceğini gösteriyor. Konuşmasında ABD’nin, 13 trilyon dolarlık ticaret açığından söz eden Trump, “Artık eski günler geride kaldı, bunu tolere etmeyeceğiz. ABD kendi çıkarlarını koruduğu için asla özür dilemeyecek”. Ve ekliyor Trump, “ki Amerika artık kendi çıkarlarını kendi önüne koyacak”. Trump’ın, başkanlık seçimindeki sloganı “Amerika’yı yeniden büyük yapma” sözüne uygun olarak yaptığı konuşma, dünyada barışın ve istikrarın hala çok uzaklarda olduğunun ifadesi olarak kayıtlara geçiyor.

İnsan hakları ve uluslararası hukuk tehdit altında.

Uluslararası insan hakları alanında en büyük tehdit “yargı yetkisini” erden birinin Trump’tan gelmesi şaşırtıcı değil. İsrail-Filistin arasındaki sorunun, insan hakları ihlalleri ve insanlığa karşı işlenen suçlar gerekçesi ile, İsrailin Uluslararası Ceza Mahkemesine taşınması tehlikesine karşı ABD daha önece, bu mahkemenin yargı yetkisini tanımayacağını açıklamıştı. ABD Başkanı Trump bir kez daha, BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada; “Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne desteğimizi çekiyoruz. ABD ayrıca mahkeme ve yargı sistemine de güvenini yitirmiş durumda. Şu anda her ülkenin vatandaşına eşit yaklaşması gereken BM’nin yargı organları maalesef bunu yapmıyor. Biz artık Amerika’nın egemenliğini feda etmeyeceğiz. Uluslararası kuruluşların uğruna ilkelerimizden vazgeçmeyeceğiz. Bütün dünyayı kendi uluslar arasına sarılmaya, kendi egemenliklerine savunmaya ve vatanlarını sevmeye davet ettik” açıklaması, insan hakanları ve uluslar arası hukuk açısından “tehdidin” boyutlarını ortaya koymaya yeter.