KONGRA GEL Eşbaşkanlık Divanı, Türk devletinin Mexmûr Mülteci Kampı ve Şengal bölgesine saldırılarını kınadı.
Türk devleti Mexmûr Mülteci Kampına daha önce de saldırdığını hatırlatan KONGRA GEL, ”Mexmûr Mülteci Kampı BM’nin gözetimi altındadır ama BM saldırılar karşısında sessizdir. BM’nin sessiz kalması Türk devletine cesaret veriyor, saldırıların devam etmesine neden oluyor. Bu anlamda BM bu saldırıların suç ortağıdır. BM’nin sessizliğini kınıyoruz, kendi sorumluluğu altında olan kamp halkına karşı görevlerini yapmaya çağırıyoruz” dedi.
“Güney Kürdistan hükümeti de Türk devletinin saldırıları karşısında sessizdir” denilen açıklamada, şöyle devam edildi: “Türk devleti Güney Kürdistan topraklarına girip insanları katlediyor ama Güney Kürdistan hükümeti hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. Kendi topraklarını korumaktan aciz, ülkesinde yaşayan insanların güvenliğini sağlayamayan bir hükümet için bu utanç verici bir durumdur. Kürt halkının en büyük düşmanı olan Türk devletinin bu politikalarına hizmet edenleri Kürt halkı asla unutmaz. Kürdistan halkına karşı işlenen katliamlar ve saldırılar karşısında sessiz kalan Güney Kürdistan hükümetini kınıyoruz. Kürdistan halkına karşı görev ve sorumluluklarının gereğini yapmaya çağırıyoruz.
Hiçbir Kürt partisi, sivil toplum örgütü ve şahsiyeti, sınırsız Kürt düşmanlığını yapan Türk devletinin milliyetçilik ve din bezirgânlığı adı altında yürüttüğü Kürt soykırımı politikalarının suç ortağı olmamalıdır. Bunu yapanların Kürt halkının vicdanında ve tarih önünde mahkûm olacağı kesindir.
Türk devleti ayakta kaldığı sürece
Kürdistan’da egemen olan sömürgeci devletlerin hepsi Kürt halkının kazanımlarına karşıdır. Ancak faşist Türk devletinin Kürt düşmanlığı tüm sınırları aşarak, Kürdistan’ın diğer parçalarında ve yurt dışında yaşayan Kürt halkının tüm kazanımlarını hedefliyor. Kürt halkının sahip olduğu maddi ve manevi tüm değerleri yok etmek isteyen Türk devleti, Kuzey ve Doğu Suriye Meclisi’nin kazanımlarına yönelik saldırılarını da aralıksız sürdürüyor.
Mexmûr ve Şengal’e yönelik bu son saldırılar da bir kez daha gösteriyor ki faşist Türk devlet rejimi ayakta kaldığı sürece, dört parça Kürdistan halkına rahat ve huzur yoktur, Kürt halkının tüm kazanımları da sürekli saldırı ve tehdit altında olacaktır.
Tek yol faşizmin çökertilmesidir
Türk devletinin Kürt halkına yaptığı sınırsız düşmanlığın emsali yoktur. Bu faşist devlet rejimi yıkılmayıncaya kadar da, bu düşmanlığı sürdürecektir. Kurtuluşun tek yolu, Türk devlet faşizminin çökertilmesidir.
Mücadelemizin geldiği bu tarihsel aşamada; Ortadoğu’da Kürt ve Kürdistan varlığına karşı topyekün yok etme savaşı yürüten bu devlet faşizmine karşı, Kürdistanlı tüm yurtsever siyasi güçler ile faşizme karşı olan tüm demokrasi güçlerinin birlikte topyekün mücadelesiyle, faşizmi çökertmemizin koşulları vardır. Dünya, Ortadoğu, Türkiye ve Kürdistan’daki gelişmeler bunu açıkça göstermektedir. Faşist Erdovğan’ın yaşadığı korku ve paniğin nedeni de budur.
Bunun için yapmamız gereken tek şey, direnişi sürekli yükselterek, ekonomik çöküşü hızlandırmaktır. Savaşın yarattığı ekonomik kriz büyüdükçe, Türkiye’de toplumsal ve siyasal kriz daha çok derinleşecektir. Tekçi Erdoğan rejiminin yürüttüğü bu savaşın yarattığı ağır ekonomik ve siyasal yıkımın altından kalkma koşulları yoktur. Çöküş umulandan da yakındır.”