O, şimdi "hakiki tek adam" olarak doruğa yürürken, toparlanıp silahlanarak efendisi olduğu topraklardan geçen IŞİD’çilerin "Allahu Ekber" naralarıyla kestikleri Êzîdî Kürtlerden arta kalanlar, TC sınırlarında top atışları, kendini içeriye atanlarınsa özel harekatçı polisler, askerlerin zehirli gaz bulutları, coplarıyla karşılanıyordu.
Recebimin, "Allahı o kadar seviyoruz ki, onun yarattığı insanları da seviyoruz" sözleri seçim meydanlarında sırıtıyordu. Toplar, zehirli gaz, kurşun ve kalaslarla karşılanan Kürtler de insandı. Statüsü yok, dili yasak, bebeğine verdiği isim yüzüne çarpılan, kullandığı X, W, Q harfleri yüzüne çarpılan Kürt de…
Hakiki tek reis, görkem dekorlu müsammerede tek baş rol oyuncusu ve rolünü oynarken eğlendirilen en büyük Türk büyüğüydü. Kimi Kürtler alkışlayıcı, kimileri yüzünü, gönlünü hoş eden güldürücü, IŞİD’in askerlerini törensellikle kestiği kimi Kürtler de sofrasındaydı…
Recep Tayyip, törensellikle kaleleri zapt ede ede ilerliyor, duraklarda askeri bando ve mızıkayla eğlendiriliyordu. Son durakta ise atların geçidinde, sırmaları, kaytanları, apoletleri altuni ışıltılı suvariler tarafından karşılanarak şereflendiriliyordu.
Melul, mahzun bakan insanlar diyarında ne şan!..
O sırada, Kürdistan’ın Kızıltepe ve Derik diyarında, yandaş özelleştirme müteahhitlerinin kaptığı elektrik şirketinin takdir ettiği parayı ödeyemediği için elektriği, elektrik olmayınca sussuz kalan ekinleri tarlada kurumuş, hayvanları gözler önünde sussuzluktan ölmüş çiftçiler, can acısından gösteri halindeydi. Polis ve asker "disiplini bozma lan" naralı gaz, mermi sıkıyordu, onlara sükünete davet adına…
Sultani Reisin "Cülusu" (hükümdar olma) şerefine düzenlenen yeme içme gösterisinde harcanan para, çiftçilarin beş yıllık elektrik harcamasına bedeldi. Ağızlara boşaltılan içki, çiğnenen yiyecekler, o çiftçilerin parasıyla (vergileri) satın alınmış, hizmet edenlerin ücretleri de onlardandı. Ama seslerini çıkardıkları için zehirli gaza tutuluyorlardı.
Ha, Britanya İmparatorluğu Krallığının törensel ritüelinde, atlı birlikler olacak da, Osmanlı ruhunu geri çağıran Türk İslam Devletinin başı kel mi, ya da onun neyi eksikti; al sana, Ankara sırtları Çankaya’daki eski Ermeni bağ ile bahçesi, şimdiki saltanat sarayı bahçelerinde, süslenmiş atlara binili, ışıldayan askerlerin gösterisi…
Ve Recep Tayyip Erdoğan, orta sınıfın mekanı Keçiören'deki malikanesinden (resmi kayıtlarda kirada, hatta İstanbul ikametgahı site, Urla'daki yazlık mekan da kira, ama kimden kiralandığını ve ne kadar kira ödendiğini kimsecik bilmiyor) havadan takip, yerde nokta nokta dizilmiş, çatılara, tümseklere yerleştirilmiş, etrafı tarayarak düşman bakış arayan polis koridorundan, Başkenti boydan boya katederek, zafer meydanlarından doruğa gidiyordu.
Geri kalmış bodoslama görkemi gören, Sezar, zaferden dönüyor sanıyordu.
Fakat Sezar'ınkinden faklı olarak, halksız bir zafer yürüyüşüydü, bu. Birileri, soyguncudan bahisle "hırsız var" diye bağıracak, veya söz gelişi yüzüne karşı dilini çıkarır korkusundan, oy meydanlarındaki "sevgili kardeşlerim"e zafer geçişinde, alkışlama şerefi bile bahşedilmemişti. Halbuki seçim meydanlarında, "bana oy verin ki, sonra torunlarınıza anlatacak şerefli bir anınız olsun" diye bağırmıştı. Oy verme şerefine nail olanlar, Sultani yükselişi alkışlamadan yoksun, yeni seçime kenara itilmiş öksüz, yetimdi… Öte yandan halkın vergileriyle düzenlenen cici şatafatın bodoslamasına (körce) gidişin yeni başlangıcında, yarınların kaderi Recep Tayyip’in Sultani ilk adımında, IŞİD’e her türlü desteği veren dost ve kardeş Katar’ı takdiriyle berraklaşıyordu. Kendisi de, Suriye’de mazlumlara (IŞİD) destek olmaya berdevamdı.
Osmanlı rüyalarının kahini Davutoğlu ise Başvezir’di.
Kürdistan davası mı, o 12 yıldır bir türlü bitmeyen Anayasa masalına ilmikliydi. Bodoslamasına gidiş, yolcularına hayırlı olur mu, göreceğiz!..
Bodoslama görkem
Körfezdeki Arap Emiri, orayı ele geçirmiş Sultan ya da Suudi Kralı değil, ama oralarda görülen ve ortalığa dökülmüş halkın parasıyla, şatafata fiyonklanmış tek kişilik bir gösteri: Recep Tayyip Erdoğan’ın günü, havuzcu müteahhitler, yandaş çanak kaşıklayıcılar, özelleştirme mal toplayıcılarının şenliği, baskı altında tutulmuşların, topluca tutuklanmış, katledilmiş Kürtlerin, sokakta, evlerinde gaz yutanların, "polise ben emir verdim"le yakınlarını toprağa verilenler, kutlanıp kutsanmış katillerin yarattığı Roboskî'de evlatları parçalananların yakınları öldürülmüşlerin hüznü…