Özgürlük sorununa bakış

Toplumdaki özgürlük sorununa eğilen Barclay, bu kitabında Aborjinlerden Pigmelere, Eskimolardan Santallara, Kızılderililerden Berberilere kadar dünyanın dört bir yanından onlarca topluluğu inceliyor; devletsiz bir toplum düşüncesinin ütopyacı bir düş olmadığını tersine insanlığın geçmişini karakterize eden bir sistem olduğunu ortaya koyuyor. Bu kitabın önemli bir amacının, anarşinin uygulamada nasıl bir şey olduğuna dair fikir vermek olduğu belirtiliyor. Toplumu belirleyen özgürlük ve otorite arasındaki karşılıklı etkileşime dikkat çekilirken, "Anarşinin yozlaşarak despotizme dönüştüğü, dönüşebildiği durumları gözlemlemeliyiz; bunun devletin kökenine dair de düşünmemizi gerektiren bir süreç olduğunu görebilmeliyiz’’deniliyor. Barclay kitabın serüvenini, "30 yılı aşkın antropoloji öğretme tecrübem sırasında, öğrenciler arasında, hiçbir toplumun yönetimsiz var olamayacağı ve buna bağlı olarak her toplumun bir başının olması gerektiği mitinin çok köklü bir şekilde yerleşmiş olduğunu gördüm. Günümüz öğrencileri kilisenin dininden vazgeçmiş olsalar bile, milliyetçilik ve devletçilik dinlerinden vazgeçmediler. Çağdaş çoğulcu toplumlarda birliğin kaynağı olan, tutkal işlevi gören şey bu ikisidir. Demek ki, tıpkı ortaçağ toplumunun birliği için Tanrı inancının gerekli olması gibi, devletin ve yönetimin gerekliliği miti bu birlik için şart ve belirleyicidir" diyerek aktarıyor.


Ekolojik açıdan düşünmek 

"Doğa nedir? İnsanlığın doğadaki yeri nedir? Toplumun doğal dünya ile ilişkisi nedir?" sorularıyla yola çıkan Murray Bookchin ise, kitabında günümüzün bir ekolojik çöküntü çağı olduğunu vurgulayarak, bu sorunun soyut, hayali bir durum olmadığına dikkat çekiyor. "Bu kitaba 'Toplumsal Ekolojinin Felsefesi' adını verdim, çünkü diyalektik doğalcılığın toplumsal ekolojinin en temel iletisinin desteklerini oluşturduğuna inanıyorum" diyen Bookchin, toplumun dünya ve doğadan ayrı ele alınamayacağına işaret ediyor. Ekolojik açıdan düşünmenin felsefi ve etik olandan, toplumsal ve vizyoner olana doğru geçişi sağladığını belirten yazar, ekolojik sorunlar ve fikirlerin düşünülmesinin diyalektik doğalcılığın toplumsal kurama ve ekolojik anlayış gücünü engellemediğini aksine sorunlara bütün içinde yenilikçi bakmaya yönelttiğine dikkat çekiyor. 


 DİHA/AMED