Dünkü yazımda KCK yöneticisi Cemil Bayık’tan bir alıntı yapmıştım. Bayık verdiği demeçte, Gül, Arınç ve diğer AKP içi muhalifleri, demokrasi yönünde atacakları adımlara destek olmaktan söz etmişti. 

Bugün de izninizle Sözcü Gazetesi Başyazarı Emin Çölaşan’dan alıntı yapayım: O da AKP içi muhalefete açık bir çağrı yapmış:

“Abdullah Gül eski Cumhurbaşkanı… Bülent Arınç Meclis eski Başkanı, Başbakan Yardımcısı… 

Sadullah Ergin, Hüseyin Çelik, Suat Kılıç bu iktidarın eski bakanları…

Şimdi hepsi güya hükümete karşı, hükümeti ufak tefek, önemsiz sözcüklerle, ima yoluyla falan eleştiriyorlar. Ama ağızlarından adam gibi bir eleştiri, doğru dürüst, vurucu bir açıklama hiçbir zaman çıkmıyor.

Bildiklerinin yüzde birini anlatsalar, iktidarı yıkmasalar bile sarsarlar. 

Mertçe çıkın ortaya kardeşim, bildiklerinizin hiç değilse bir bölümünü anlatın, toplumu kendi çizginize çekin. 

Koskoca adamlarsınız, geleceğiniz makam ve mevkilere fazlasıyla ulaşmışsınız. 

Eğer birilerine gebeliğiniz yoksa bu saatten sonra daha ne bekliyorsunuz, korkacak ne var?”

Ben yukarıdaki satırların her bir harfine, virgül ve noktasına aynen ve kat’i olarak katılıyorum. 

Geçenlerde Ruşen Çakır, Hüseyin Çakır’a Gül’ün, Arınç’ın ve kendisinin “yeni bir parti” kurup kurmayacağını sordu. Çelik, tam da Çölaşan’ın anlattığı türden konunun kenarından geçti. Ama şunu da söyledi: “Bizim partimizin selametinden öteye bir arzumuz yoktur. Yarınlarla ilgili olarak mümkünat meselesine girersek bu söz sizi başka yerlere götürür. Bugünü konuşuyorsak sözünü ettiğiniz grup Türkiye’nin daha iyi bir durumda olmasını, demokrasiden yana, hukukun üstünlüğünden yana bir ülke olmasını istiyor.”

Şu “mümkünat” lafı, “yeni parti potansiyelini” ifade ediyor.

“Mümkünat”ın “imkanları” gittikçe mesafe alıyor. Vaktiyle Zaman’dan kovulan Ahmet Taşgetiren’in de “rahatı kaçmış”. AKP içinde Gül’ü, Arınç’ı hedef alan “hainler listeleri” hazırlandığını, bu listelere “Cumhurbaşkanı’nın ne dediğini bilmediğini” yazmış. Star yazarı şöyle devam etmiş:

“Yok canım, bu listeler öyle muhalif medyadan vs devşirilmiş değil. Doğrudan doğruya “Bizim” medyadaki köşelerden devşirilmiş isimler.

Üstelik liste her gün kabarıyor. Doğrusu yarınki elektronik postalarımı merak ediyorum, acaba kimler “Hain listesi”nde yer alacaklar? Zaman zaman bana da sesleniyor bu hayırsever vatandaşımız: “Aman Hocam, diyor, sakın ha şunlara şunlara uymayasın!”

Benimle birlikte mesela Hayrettin Hoca’yı falan da uyarıyorlar. Olur ya kafamız karışır, yanlış yollara düşeriz. Zemin kaygan ne de olsa,”

Burada altını çizmek istediğim husus şudur: 

AKP içinde “çatlak” hem var, hem de sanılandan ciddi. 

Ancak bu “çatlaktan” henüz “demokrasi suları” akmıyor. Bulanık bir “cüruf” ya da “cerahat” sızıntısı var. 

Bu “cüruf” ve “cerahatin” bulaştığı ilk büyük “kanal” da Karar Gazetesi. Bu gazete, AKP içindeki “potansiyel muhalefeti” şimdiden AKP’nin en temel doğrultusuna, HDP ve Kürdistan halkının mücadelesini tasfiye çizgisine getirme misyonu yükleniyor. 

Erdoğancı unsurlar tarafından Star’dan kovulan birkaç gazetecinin çıkardığı bu gazetenin ilk sayıları, AKP’yi “demokrasi” yönünde “etkilemek”ten çok AKP’de “kendi mevzilerini” yeniden güçlendirmek gibi bir amaca yönelmiş görünüyor. Bir başka ifadeyle, bu gazeteyi çıkaranlar, zayıf rezervler koyarak Saray’ı ve özellikle Hükümeti desteklemekte ve onlara “Havuz Medyası” başarısız, propaganda işini bize havale edin” pazarlığı yapmakta. 

Ezilirler. Erdoğan, “ezemeyeceğini” bildikleriyle anlaşır, “ezeceğini” hissettiği an ezer. Erdoğan öyle bir yere geldi ki, artık “şüpheli ortaklık” istemez. 

Karaalioğlu suratını buruşturarak soruyor: Nereden biliyorsun?

El Cevap: Karaalioğlu’nun, Ocaktan’ın başına gelenlerden biliyorum. Ve soruyorum: Dün mü güçlüydünüz, bugün mü? Güçlü olduğunuz zaman ezildiniz, şu halinizle Erdoğan’ın bir üfürüğü yeter. 

O halde? “Ezilmemek” için “Karar’lı” durun...