Birlikteliklerin resmi kurumlar ve toplumsal çevre nezdinde tanınıp onaylanmasının temel şartıdır nikah.
Medeni Hukuk'un kabul edilmesinden bu yana, evlilik içi zımni kuralları ve miras ilişkilerini yasalara bağlayan nikah akdinin, gerçekte farklı misyon ve fonksiyonları da vardır.
Özellikle iktisadi gelişimini tamamlayamamış veya geri kalmış ülkelerde kadın gücünün tali iş gücü olarak algılanması, kadınların çok sınırlı oranda iş yaşamına atılmasına neden oluyor. Bundan kaynaklı, dünya genelinde kadının ekonomik bağımsızlığını elde etmekte yaşadığı sıkıntılar, onun maddi yönden hep birilerine bağımlı olarak yaşamasını zorunlu kılıyor.
Bu zorunluluğun dayattığı nikah işlemi, bir anlamda kadının evli olduğu hane içerisindeki bitimsiz hizmetlerine karşılık, kocanın da kadına bakmakla yükümlü olduğunun resmen teyit edilmesidir.
Evlilik ilişkisi devam ettiği müddetçe, hane içerisinde kadın ve çocukların ihtiyaçlarının "eve ekmek götürmekle" yükümlü baba tarafından karşılanması, evliliğin bitimi halinde de kadına üç-beş kuruş nafakanın hak görülmesi, tamamen resmi nikahın varlığına bağlı.
Bu sebeptendir ki; değişen yasalara rağmen bu güne kadar nikah, özellikle kadının ailesi tarafından çokça önemsenen bir evlilik anlaşması olarak hala popülaritesini korumaya devam ediyor.
Sadece sevginin temel alındığı birlikteliklerdeyse nikah, gereksiz bir mukavele olarak savunulur. Bu savunmanın özünde, kişisel seçim ve tercihlerde, ilgisiz resmi mercilerin onayına gerek duyulmadığını ilan etmek, kendisine ve birlikte olunan insana duyulan saygı ve güven yatsa da toplumun nikahsız birlikteliklere sempati ile bakmadığını biliyoruz.
Normal ve insanca olan; ekonomik olarak mağdur olma kaygısı taşımaksızın, bütün insanların hiçbir kurumun onayına gereksinim duymadan, sevgi ve gönüllülük temelinde ilişkilerini özgürce yaşayabilmeleridir.
Ancak Türkiye gibi ülkelerde, kadının ev içi emeğinin hiçe sayılması ve eve giren paranın sadece erkeğin kazancı olarak görülmesi nedeniyle; evlilikte edinilen mallardan kadının da payına düşeni alabilmesi, halen resmi nikah işleminin gerekliliğini dayatıyor.
Ülkemizde emekli anne ve babaları vefat eden kadınların, yetim maaşından yararlanabilmeleri için bekar veya dul olmaları zorunluluğunun şart koşulmasıysa, söz konusu dayatmanın bir ürünüdür."Evliysen kocan sana baksın" kaba mantığıyla, resmi nikahı olduğu için yetim maaşından hiçbir şekilde faydalandırılmayarak cezalandırılan evli kadınlar, bir anlamda "erkeğin eline bakmaya" zorlanıyor.
Bu uygulamayla zaten geçim derdi ile açlık sınırında yaşam mücadelesi veren vatandaşın devlet tarafından desteklenmesi beklenirken, tam tersine insanların var olan haklarından yararlanması engelleniyor ve özellikle kadınlar mağdur ediliyor.Asıl sorun da bu mağduriyeti yakıcı olarak hisseden bazı evli çiftlerin boşanmaya başvurarak, yetim maaşına ulaşmaya çalışmalarının sıkı bir biçimde devletin takibine takılıyor olması.
Son zamanlarda "sahte boşanmalar" adı altında basına da yansıyan boşanma vakaları, yetim maaşının hak sahipleri için ciddi bir sorun teşkil ediyor.
Mütedeyyin kesim tarafından teşvik edilen imam nikahı gerçeği ortadayken, bir de "boşanma sonrası bir daha bir arada yaşanılamaz" mantığıyla, boşanma sonraları çiftlerin özel yaşamlarının takip edilmesi, insanlık onuruna saygı duymamanın bir emaresidir.
Boşandıktan sonra, yetim maaşını almaya başlayıp da boşandığı eşiyle aynı evde yaşamaya devam eden çiftlere SGK tarafından kesilen astronomik cezalar, öz itibariyle devletin yatak odalarından çıkmaya niyetli olmadığını kanıtlıyor.
Boşanmadığı takdirde yetim maaşından feragat etmesi dayatılan kadına, aynı zamanda erkeğe itaat etmek de dayatılıyor. Böylelikle evli ev kadınlarına, geçim kapısı olarak erkeğin insafı referans gösterilerek, hak sahiplerine verilmeyen yetim maaşıyla, erkek zihniyetli devletin kasası şişirilmeye devam ediyor.
Evli olmadan insanların bir arada ve aynı evde yaşayamayacaklarını iddia eden SGK'nın yetim maaşı uygulaması, ‘sahte boşanma' kavramını gündemimize sokup, kimin kimden ve hangi şartlarda boşanabileceğine de karar vererek, insan iradesine ipotek koyan ucube bir uygulamadır.
Boşansak da beraberiz