Sevgili okurlar, bugün sizlere hiç düşünü kuramayacağınız küçük bir ilçede ve o ilçeden yaşayan bir basın emekçisinden söz edeceğim.
Bu da nerden çıktı demeyin. Kırküç yıl önce, dört sene orda görev yapmıştım. O insanların sıcak, sevecen, cana yakın, yabancıya karşı yardım severliğine tanık oldum. Merttiler, söyleyeceklerini yüzüne karşı söylerler. Hile ve oyunbazlığı bilmezler. Şu anda 70 yaşındayım. Orda geçirdiğim dört yılım hayatımda tad alarak, insan sevgisini gördüğüm yegane yıllardı. Tek kusurları, birbirleriyle dayanışmaya girmezler. Yabancıya dostlar. Birbirleriyle düşman demeyelim de hoşnut değillerdi. Onları unutmak olası mı? Onları saygı ile anıyor, onlardan birini gördüğümde bir yakınımı görmüşüm gibi ilişki kuruyorum. Bu nedenle gazetelerine aboneyim.
Samsür (Adıyaman) iline bağlı küçük bir ilçe Aldüş (Gerger).1954 yılında kaza olmuş. Senenin altı ayı, kar ve çamurdan dolayı dünya ile iletişimi olmayan, Kürt olduğu için devlet olanaklarından payını alamayan; sadece seçim süreçlerinde ve askere alınımında hatırlatılan, bir de cezalandırılacak bir memur olursa tayını yapılan sürgün yeri küçük bir ilçe.
Diyebilirim ki, şu anki nüfusun iki misli dışarıya göç veren bir ilçe. Gerek diasporada ve gerekse İstanbul, Ankara, Adana, İzmir olmak üzere büyük metrapollara dağılmışlardır. Sanayide, üretimde sayılı yerlere gelmişlerdir.
Bu unutulmuşluk ve yokluk içerisinde kıvrılırken, ilçede gazete de yoktu. İlçenin varlığı bilinmezdi ülkede. Tarihler 10 Temmuz 1992’ı gösterdiğinde, ilçe sakinlerinden olan Hacı Boğatekin “Gerger Fırat” isminde bir gazete çıkarmaya başlar. Şu anda elimde bulunan 20 yaşını kutladığı gazete hiç kesintiye uğramadan yayın hayatını sürdürür. Bu unutulmuşların yerel gazetesi, yurt içi ve yurt dışı 3000 aboneye kavuşur.
Hacı Boğatekin, kendini ilçeye ve bağlı köylerin sorunlarını çözmeye adamış. Elimde 20 Ağustos 2012 tarihli bir gazetesi var. Şöyle bir baktım, 24 köyün sorunlarını ayrı ayrı sayfalarına taşımış.
Hacı Boğatekin, Hükümet başta olmak üzere, “Salla başını al maaşını” anlayışıyla gün dolduran kesimlerle uğraşır. Sürekli onları gazetesinde teşhir eder. Geçen bu 20 yıllık gazetecilik serüveninde 139 dava açılır Hacı Boğatekin’e. Bu davalar Hacı Boğatekin’i yıpratmaz. Çünkü O halkın API’sı (amcası) olmuştur. Apı Hacı halkdan aldığı bu güçle yılmamaış, bir davadan öbürüne koşmuş. Gazeteyi aralıksız çıkartmaya devam etmiş. Yapılan haksızlıklar karşısında susmamış. Ama, saçı sakalı her Kürt gibi erkenden beyazlara bürünmüş. Türkiye’de 301’e göre yargılanan yazarlar kervanına Apı Hacı da katılmış. “Ayaksız ata binmeden” Türkiye’ye gitme olanağım olursa şayet, ilk ziyaret edeceğim ve elini öpeceğim kişiler arasında basın emekçisi Apı Hacı’nında var olduğunu belirtmekten onur duyarım.
Aldüş (Gerger) mahkemelerince Apı Hacı’ya verilmiş 11 yıl, 8 ay ve 7 günlük hapis cezası var. Dosyalar yargıtayda.
Son çıkarılan yargı paketinde şartlı olarak kurtulmuş olsa bile, Apı Hacı üzgün. Onların affına ihtiyacı yok. Çünkü o şartlı kılıç her zaman üstünde duracak. “Yazarsan seni içeri atarım ha!” tehditi de devam edecek. Apı Hacı, gördüğü her yanlışı, eksiği yazmaya devam edecek. Belki de rüyasında birinin kuyusunu kirletecek ve yine cezaevine konulacak. Basın emekçisi bundan çekinip sinecek karekteri taşımıyor. Kendini halkına adamış. Kalemi satılık değil bazı köşe yazarları gibi.
İlçesini, ülkesine ve dünyaye tanıtan bir kişiliğe sahip. Yurt içinde ve dışında kendisine verilen özgürlük dayanışma ödülleriyle bunu ispatlamıştır. Kendisini ülkesine ve halkına adayan, çıkar gözetmeyen, onurundan taviz vermeyen, halkın derdini kendi derdiimiş gibi sonuna dek çaba sarfeden böyle insanların önünde “şapka çıkarılır”. İşte bu nedenlerden dolayı bu basın emekçisinin önünde şapkamı çıkarıyor, başarıların devamını diliyorum.
Nice 20 yıllara API Hacı...

elbistanliali@fsmail.net