İngiltere Gündemi


Brexit ile birlikte Britanya’da siyasi dengeler de değişmeye başladı. Son bir kaç yıldır büyük bir düşüş yasayan Liberal Demokratlar da bir hareketlenme başladı. Richmond Park denen bir bölgede Heathrow havaalanının genişletilmesine dair partisi ile fikir uyuşmazlığı yaşayan Muhafazakar vekil (havaalanın genişlemesine karşı çıkıp vekilliği bırakmakta ha keza bir erdemdir kanımca) istifa edince ara seçim gerçekleşti ve Liberal Demokrat aday kazandı. Bu kazanış ya da Muhafazakar Partinin kaybedişi açıkça bölgenin Brexit’e karşı bir tepki olarak değerlendirmek gerekir. 

Bati Londra’da bulunan bu zengin ve Muhafazakar partili semtin yüzde 72’si AB’de kalma yönünde oy kullanmıştı. AB’den çıkış kararı ile birlikte partileri Muhafazakar Parti’yi bir nevi cezalandırmış oldular. En çok da yeni Başbakan Theresa May’in AB’den çıkarken köprüleri yakan cinsten bir politika yürütmesine yönelik sert bir tepkinin de dışavurumu bir nevi.  İşin diğer enteresan tarafı ise sanırım AB yanlısı diğer partilerin de Muhafazakar Parti’ye karşı Liberallerin adayını desteklemesi. Hatta oylar bölünmesin diye Yeşiller Partisi seçime bile girmeyip Liberalleri destekledi. 

Yani İngiltere farklı partiler ve ideolojiler fark etmeksizin ikiye bölünmüş durumda. AB’de kalmak isteyenler ve çıkmak isteyenler. Kalmak isteyip de çıkmakta ısrar eden hükümeti her fırsatta cezalandırmak istiyorlar. Yeni Başbakan May ile Muhafazakar Partiye yönelik destek ciddi oranda düştüğü biliniyordu. Bu ara seçimle birlikte hükümet partinin ve Başbakanın AB karşıtı politikalarını zenginlerin bile onaylamadığını göstermiş oldu. Sağı destekleyen bölgelerinde muhafazakarlardan kayıp aşırı sağcı parti UKIP’i destekleyeceğine dair düşünceler hakim.  

Ortak pazarda kalabilmek için İngiliz hükümetinin AB’ye para ödeyeceğine dair söylentiler hükümete olan güveni iyice sarstı. Hükümet bu söylentileri kabul etmiyor, ama May’in Avrupalılara serbest dolaşım hakkini vermemekte ısrar etmesi Avrupa’nın karşılığında ciddi bir kazanç elde etmeden ortak pazarda kalmalarına izin vermelerine imkan yok. 

Kamuoyunun en büyük şikayeti ise hükümetin planlarının transparan olmaması. Aslında özellikler sakladıkları bir şey yok. Gerçekten de ne yapacaklarını bilmiyorlar. Avrupa için vazgeçilmez olduklarına inanıyorlardı, ancak Avrupa sert ve değişmez tavrı İngilizleri alaşağı etti. AB’ye para vermek zorunda kalacaklardır ki bu da Muhafazakar hükümetinin sonu olacak. 

Sonuçta AB’ye para vermemek için çıkmaları gerektiğini savunuyorlardı. AB’den çıkılması iki seneyi bulacak. İlk 6 ayda bu kadar bölünmenin olduğu bir ülkede 2 yıla kadar neler olabileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. AB’den çıkma kararı, İngilizlerin peşlerini bırakmayan hayati bir hata olarak kalmaya devam edecek.