İngiltere Gündemi
News of the World gazetesinin karıştığı telekulak skandalının ardından Lord Justice Leveson başkanlığında kurulan soruşturma komisyonuna geçen hafta ifade veren Başbakan David Cameron, Rupert Murdoch medyasıyla gizli-kapaklı ilişkileri konusunda kimi “küçük” günahlarını itiraf ederek büyük günahlarının kamuoyu tarafından sorgulanmasını önlemiş görünüyor.
2003 yılında Irak Savaşı soruşturma komisyonuna ifade veren dönemin Başbakanı Tony Blair’den sonra bir soruşturma komisyonuna yemin altında ifade veren ikinci Başbakan ünvanı kazanan Cameron, 5 saati bulan sorgu süresince siyasi kariyerinin en zorlu anlarını yaşasa da soruşturmadan büyük yara almadan çıkmayı şimdilik başardı. Rupert Murdoch’la partisi henüz muhalefetteyken yaptığı “anlaşmalar” konusunda soruşturma savcılığının, ciddi maddi kanıtlara dayandıramadan hazırladığı, üstün körü iddialarını savuşturan Muhafazakar liderin en çok zorlandığı konu Murdoch’ın ülke siyasi elitiyle ilişkilerinin “karakutusu” olarak görülen News International Grubu’nun eski genel müdürü Rebekah Brooks ile yakın arkadaşlıklarına yönelik sorular oldu. Brooks’un Cameron’a 2010 genel seçimleri öncesinde gönderdiği liseli “kankaları” aratmayacak cinsten bazı telefon mesajlarının sorgulama sırasında açıklanması Cameron’a ecel terleri döktürdü denebilir.
Son iki hafta içerisinde eski başbakanlar John Major, Tony Blair, Gordon Brown ile ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin Lideri Ed Miliband’ın da tanık olarak ifade verdiği komisyonun Ağustos ayında raporunu açıklaması bekleniyor. Basına sızan bilgilere göre rapor günlük siyasi polemiklere girmek yerine medya kural ve standartlarının yeniden düzenlenmesi konusuna vurgu yapacak. Raporun altını çizeceği konulardan birinin de ülke siyasi elitinin artık hemfikir olduğu basın-siyaset ilişkilerinin daha şeffaf hale getirilmesi yönündeki öneriler olacağı konuşuluyor. Ancak Başbakan Cameron ve partisi açısından Murdoch dosyası hemen kapanmayacak gibi görünüyor.
Geçen haftanın önemli gelişmelerinden biri de News International Grubu’nun eski genel müdürü Rebekah Brooks hakkında açılan davanın başlamasıydı. Savcılığın halen yürüttüğü yasadışı telefon dinleme soruşturmasında adaleti engellemek amacıyla “delil karartma” suçundan yargılanan Brooks’un uzun sürmesi beklenen mahkeme mesaisi herhalde en fazla Downing Street’teki 10 numaralı daireden kaygıyla izlenecek. Rebekah Brooks şimdilik sadece News of the World’ın karıştığı yasadışı dinlemelerden dolayı yargılansa da, bu davanın uzun süre gündemde kalmasının Başbakanın kamuoyu nezdindeki “kişisel” güvenilirliğine ciddi şekilde darbe vuracağı ifade ediliyor.
Tabi bu major siyasi değerlendirmelerin koyu tonları arasında gözden kaybolan minör bir öykü de var: Bir yıl öncesine kadar medyanın en kudretli isimi olan gazeteci Rebekah Brooks’un önlenemez yükselişi ve düşüşünün öyküsü...
Britanya basın tarihinde kariyer basamaklarını onun gibi hızlı tırmananı görülmemişti herhalde. O, Stefan Zweig’ın “Yıldızın Parladığı Anlar” koleksiyonuna girmeyi fazlasıyla hakeden modern portrelerden.
Adı belki de magazin basın tarihine unutulmaz manşetlerin kraliçesi olarak geçecek sosyetenin bu “kızıl” gülü, 2000 yılının başlarında henüz 32 yaşında News of the World gazetesinin genel yayın yönetmenliğine getirildiğinde bir ilke imza atmıştı. Brooks, ülkenin basın tarihinde ulusal çapta yayın yapan bir gazetenin genel yayın yönetmenliği pozisyonuna atanmış en genç gazeteciydi. 21 yaşında sekreter olarak başlayıp yayın yönetmenliğine kadar yükseldiği News of the World’de attığı sansasyonel manşetler ona Sun gazetesinin ilk kadın genel yayın yönetmeni olma yolunu açmıştı. Brooks, Sun’da altı yıl görev yaptıktan sonra 2009 yılında Times, Sunday Times, Sun ve News of the World’ı da bünyesinde barındıran News International Grubu’nun genel müdürlüğüne getirildi.
Kişisel profili bir gazeteciden çok hırslı bir şirket CEO’sunu andıran Brooks, Tony Blair’den David Cameron’a, üst düzey polis şeflerinden bakanlara Britanya siyaset ve bürokrasi elitiyle kurduğu derin ilişkiler sayesinde kısa sürede Murdoch’un “manevi kızı” olmayı başarmıştı. Ancak News of the World’ın karıştığı yasadışı telefon dinleme skandalının ortaya çıkmasının ardından istifa etmek zorunda kalan Brooks’ın düşüşü de tıpkı yükselişi gibi dramatik oldu. Sansasyonel manşetlerin kraliçesi geçen hafta patlayan flaşların altında Londra’daki zorlu mahkeme mesaisine başlarken Murdoch’a ait News International’ın büyük hissedarı olduğu BskyB’nin Premier Lig maçlarının gösterim hakkını içeren 3 milyar Sterlinlik büyük ihaleyi kazandığı duyuruluyordu.
Britanya siyasi elitinin ‘Leveson Inquiry’ mesaisi