Bu acı tablonun en büyük sorumluları ise savaş bölgelerine silah satan Batı ülkeleri ile kafa kesen çete örgütleri desteklerken çözüm süreçlerine taş koyan, mültecileri AB'den para ve taviz koparmak için bile bile ölüme gönderen Türk devleti. 


Savaştan kaçıyorlar

Beş yıl önce başlayan savaşın daha da şiddetlenmesi üzerine milyonlarca Suriyeli, ölümden kaçarak yollara düştü. Çoğu komşu ülkelere sığındı. Ancak birçoğu umduğunu bulamadı. 


Kaderlerine terk ediliyorlar

"Her fırsatta 2 milyonu aşkın mülteciyi ağırlıyorum" diyerek bunu bir şantaj haline getiren Türk devleti,  iş mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamaya gelince yan çiziyor.  Türkiye başta iş ve eğitim olmak üzere Suriyelilerin beklentilerini karşılamaktan uzak bir politika izliyor. Mülteciler Türkiye’de sorunlarıyla başbaşa bırakılmış durumda. Mülteci kamplarında yer bulabilenler şansı sayılırken, binlercesi ise sokaklarda yaşam savaşı veriyor. 


Umuda yolculuk sonları oldu

Kurtuluş umudu olarak Avrupa ülkelerini gören mülteciler, ölüm tehlikesini göze alıp şişme bot ve küçük teknelerle Yunanistan'ın yolunu tutuyor. Geçen yıl bunlardan 1 milyonu aşkını denizden ve karadan Avrupa'ya geçmeyi başardı.  Umuda yolculuğun ne yazık ki önemli bir kısmı ise faciayla sonuçlandı. Çoğu çocuk binlerce mülteci Türkiye'den çıktıkları umut yolculuğunda hayalini kurdukları Avrupa'ya ulaşamadan can verdi. 2015'te Akdeniz ve Ege genelinde ölen toplam mülteci sayısı 3 bin 771 olarak kayda geçti. Ancak bu rakamın daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.


Boğularak can veriyorlar

Ölümler, özellikle Alan Kurdî'nin cansız küçük bedeninin sahile vurmasıyla çok gündeme gelse de insan odaklı politikalar hayata geçirilmediği için bu yıl da durum değişmedi. Ege ve Akdeniz adeta mülteci mezarlığı haline geldi.  BM verilerine göre yıl başından bu yana 300’ü aşkın mülteci denizde boğularak hayatını kaybetti.  Her gün yenileri eklenerek sahillere vuran cansız insan bedenleri, mülteci dramlarını gözler önüne serdi.  Ölenlerin büyük çoğunluğu Suriyeli, Iraklı ve Güney Kürdistanlı. Savaş kurbanı bir nesile yaşam hakkı tanınmıyor. Zira Avrupa yolunda can verenlerin büyük çoğunluğu çocuk. 


Son durak: Kimsesizler mezarlığı!

Soğuk sularda can verenlerin bir kısmına yakınları sahip çıktı ve ülkelerinde defnedildi. Ancak bir kısmının yakınlarına bile ulaşılamadı. Bu mültecilerin evlerini geride bırakıp umutla başladığı yolculuk, kimsesizlerin gömüldüğü mezarlıklarda son buluyor. Türkiye'de kimsesizler mezarlığına gömülen mültecilerin sayısının son aylarda 47 bine ulaştığı ortaya çıktı. 


Kayıtları da tutulmuyor

Mültecilerle Dayanışma Derneği'ne göre Türkiye'de ne ölen mültecilerin ne kayıpların ne de şans eseri facialardan sağ kurtulmayı başaranların doğru düzgün kaydı tutuluyor. Dernek, "Bilgi bankası şart“ diyor.


10 bin mülteci çocuk kayıp

Avrupa'ya tehlikeli yolculuklarla ulaşmaya çalışan mültecilerden binlerce ise daha yolda kayboluyor. Avrupa Birliği Polis Teşkilatı Europol, son iki yıl içerisinde tek başına seyahat eden ve yetkililerde kaydı bulunan 10 binin üzerinde sığınmacı çocuğun ortadan kaybolduğunu duyurdu. 5 bin çocuğun İtalya'da, bin çocuğun da İsveç'te kaybolduğu belirtildi. Europol, kayıp çocukların çoğunun fuhuş çetelerinin ya da organ mafyasının eline düştüğüne inanıyor. 


Ölümlerin sorumlusu AB ve Türkiye

Ülkelerindeki savaş ve yoksulluktan kaçan insanların yaşadığı bu trajediden Avrupa Birliği ile Türk devleti de birinci derecede sorumlu. Savaş bölgelerine yasalarına aykırı olarak silah satmaya devam ederek çatışmaları derinleştiren Almanya başta olmak üzere AB ülkeleri, evlerini başlarını yıktıkları mültecileri topraklarına almamak için ise elinden geleni ardına koymuyor. Schengen'i askıya alarak sınırlarında kontrollerini artıran, sınır dışıları hızlandırma kararı alan AB ülkeleri sırf mültecileri topraklarında tutsun diye Türk devletine tavizler ile rüşvet vermeye devam ediyor. 


Türkiye savaşı körüklüyor

 Mülteciler üzerinden AB'ye şantaj yapan Türkiye ise bir yandan DAİŞ, Ahrar El Şam ve Ceyş-ul İslam gibi kafa kesen çete örgütlere destek vererek Suriye'deki savaşa benzin dökerken, bir yandan ise Cenevre görüşmelerine Kürtlerin katılmasını engellemeye çalışarak siyasi çözümün önüne taş koyuyor. 


Davutoğlu rüşveti az bulmuş!

Öte yandan Türk devletinin AB'nin Suriyeli mültecileri ülkesinde tutması karşılığında vermeyi taahhüt ettiği 3 milyar Euro'yu da az bularak 5 milyar Euro istediği ortaya çıktı. Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun paranın nasıl kullanacağı konusunda tek yetkilinin Ankara'nın olmasında ısrarlı olması da "Para gerçekten mülteciler için kullanılacak mı?" sorusuna neden oluyor. Davutoğlu’nun hükümetlerarası istişare toplantısı için 22 Ocak'ta geldiği Berlin’de dile getirdiği bu taleplerin Brüksel ile Ankara arasındaki pazarlıkları zora soktuğu belirtiliyor.  Zira daha taahhüt edilen 3 Milyar Euro İtalya'nın vetosu nedeniyle henüz  AKP'ye teslim edilmiş değil. Almanya Başbakanı Angela Merkel şu günlerde İtalyan mevkidaşı Matteo Renzi’yi iknaya çalışıyor. 


Savaş biterse mülteci de gelmez

Kirli pazarlıklara karşı çıkan mülteci ve insan hakları örgütleri ise devletlere insan odaklı bir mülteci politikası uygulanması çağrısı yapıyor. Almanya'daki Sol Parti ve Yeşiller gibi muhalif siyasi partiler de hem hükümetlerini hem de Ankara’nın mülteci politikasını sert sözlerle eleştiriyor. Muhalifler, Türkiye ile mülteciler üzerinden pazarlık yapılmasına kesinlikle karşı çıkıyor. Sol Parti milletvekilleri, "Mülteci istenmiyorsa en gerçekçi ve etkili çözüm savaş bölgelerine silah satılmaması. Yapılması gereken siyasi çözümü ve barışı teşvik etmek. Zira savaşlar sona ermediği sürece bu insanlar ölüm yolculuğuna çıkmaya devam edecekler" diyor.  


 HABER MERKEZİ