
Civaka Azad ve Dialog Kreis'in öncülüğünde düzenlenen ve çok sayıda barış grubu ile inisiyatifin destek verdiği konferansa yaklaşık 200 kişi katıldı. Sabah Saat 10:00'da başlayan konferansın açılışında konferansın destekçilerinden Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) Milletvekili Robert Schadch, Kürt politikacı Giyasettin Sayan ve Civaka Azad Temsilcisi Gökay Akbulut katlımcıları selamlayarak kısa birer konuşma yaptı.
Konferansa BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, PYD Eşbaşkanı Salih Muslim, Rusya Federasyonu Büyükelçisi Denis Kurov, Yemen Büyükelçisi Ahmed Al Sharabi, Gürcistan Büyükelçisi Gigi Gigiadze, İran Büyükelçiliği Kültür Sorumlusu Hüseyin Kiyanfer, Kanada Büyükelçisi Miriam Küller'in yanı sıra Almanya'dan ve Kürdistan'ın dört parçasından siyasetçi, aydın ve kurum temsilcileri katıldı.
Almanya'ya çağrı
Konferansta ilk olarak Dialog Kreis Temsilcisi Prof. Andreas Buro söz aldı.
Suriye'deki Kürtlerin en büyük gruplardan birini oluşturduğunu söyleyen Buro, "Bu gruplar, PYD ve diğerleri birlikte hareket ederek Esad rejimine karşı mücadele etmelidirler" dedi. İran'ın Esad rejimine destek verdiği için savaşın uzadığını söyleyen Buro, "Türk devleti bir yandan Suriye'de Kürtlerin yönetim olmasını istemiyor, diğer yandan ise muhalif güçlere destek veriyor" dedi. Alman devletine çağrı yapan Prof. Buro, Alman devletinin Kürt sorununun barışçıl çözümü konusunda ne yapacağını sordu.
Kürtçe ve Almanca çevirilerin yapıldığı konfransta daha sonra Almanya'nın tanınmış Ortadoğu uzmanlarından Michael Lüders "Suriye'deki iç savaş ve Batılı güçlerin etkisi" başlıklı bir sunum yaptı.
'Esad şimdilik kalacak'
Suriye'de Esad rejiminin şimdilik kalacağını söyleyen Lüders, Şam'da orta vadeye kadar rejim değişikliğinin mümkün olmadığını söyledi. Batılı güçlerin Suriye’ye müdahale konusunda henüz anlaşmadığını belirten Lüders, "Rusya, Çin ve İran, Esad rejimi yanında yer alıyorlar ama onu sevdikleri için, bu birliktelik sadece jeostratejik bir birliktelik" dedi.
"Suriye'ye bölgesel güçler daha fazla müdahil olacak" diyen Lüders, devamında "Türkiye'nin Öcalan ve PKK ile müzakereye başlamasının arkasında da Suriye'deki gelişmeler var. Türkiye'deki çözüm süreci Suriye'yi de etkileyecek" şeklinde konuştu.
Michael Lüders, Esad sonrası Suriye'nin ya merkezi bir devlet olacağını ya da Yugoslavya gibi parçalanacağını ifade ederek, "Benim korkum her grubun silahlanarak kendi amaçları çerçevesinde çatışmasıdır. Suriye 40 yıl boyunca Nusayri bir yönetimin altında kaldı, şimdi sünnilerin iktidara gelmesiyle eski rejimden intikam alma durumu olabilir. Fakat intikam sorunu çözmeyecek, daha da derinleştirecek" dedi.
Suriye'de Kürtleri ağır ve zorlu bir sürecin beklediğini belirten Michael Lüders, şunları söyledi: "Bir yandan Türkiye ve İran var. Kürtlerin mücadelesi Suriye'nin geleceğinde belirleyici olacak. Kürtler, Suriye'de zorlu yıllar yaşadı. Fakat unutmayalım ki Kürt sorununu da Kürtler çözecek. Pasta büyük olursa, paylaşımı da kolay olacak. Bunun için de ekonomi gelişmeli, kalkınma olmalı."
Lüders daha sonra katılımcıların sorularını yanıtladı.
Kürtlerin hakları verilmiyor
Konferansta yarım saatlik bir aradan sonra Kürt tarihçi Dr. Xalit İsa konuştu. Konuşmasında Suriye'deki etnik yapıları ve onların yaklaşımlarını anlatan Xalit İsa, yakın zamana kadar Kürtler de dahil olmak üzere bir çok etnik grubun kendisini ifade edemediğini hatta Kürtlerin kimliklerinin bile olmadığını hatırlattı. Kürtleri, boyunduruk altında tutan rejimlerin onlara haklarını vermek istemediğinin altını çizen İsa, "Ancak Suriye'de Kürtler kendi birliklerini oluşturarak verdikleri mücadele ile özyönetimlerini oluşturdular. Muhalif güçler ise biraraya gelerek Türk devletinin her türlü desteğini alıyor. Ancak bunlar kendi içlerinde bile birlik oluşturamıyor. Birlik oluşturmadıkları için de Suriye adına konuşamayacaklarını gösterdiler" dedi.
Konuşması büyük alkışlarla karşılanan Dr. Xalit İsa daha sonra katılımcıların sorularını yanıtladı. Bu arada Suriye rejimi yanlısı bir kişinin provokatif yaklaşımı salonda kısa süreli gerginliğe sebep oldu.
Kürtler devrimi 2004'te başlattı
Konferansın birinci bölümünün sonunda moderatörlüğünü tarihçi Dr. Gundi Dilberz'in yaptığı 'Suriye'deki Kürtlerin Son Durumu ve Kuzey Suriye'deki Etnik ve Dini Grupların Durumu' konulu oturum yapıldı. Oturuma konuşmacı olarak PYD Eşbaşkanı Salih Muslim ve gazeteci Dilşah Osman katıldı.
Oturumda ilk olarak söz alan Salih Muslim, konferansı düzenleyen ve destek verenlere teşekkür ederek konuşmasına başladı. Muslim, Rojava'daki devrimin tarihçesine değindi. Suriye'deki Kürt halkının devrimi 2004 yılında başlattığını anımsatan Muslim, "Kürtler özgürlük ve demokrasiye muhtaç oldukları için bu devrim başladı. Rejim Kürtleri hep boyunduruk altında tutmak istiyordu. Qamişlo direnişi, bu nedenle oldu. Yaklaşık bin 550 insanımız rejimin zindanlarında baskı ve işkence altındaydı. Çok sayıda şehit verdik" dedi.
'Başkalarının askeri olmayacağız'
Kürtlerin tarihte hep başkalarının askeri olduğunu bunu değiştirmek için devrimi başlattıklarını kaydeden Muslim, "Biz artık başkalarının askeri olmayacağız. Kendi sesimizle, kendi rengimizle kendi öz irademizle devrimimizi gerçekleştireceğiz. Bu devrim ve demokraitik inşaa, sadece Suriye için değil bölge halkları içinde örnek bir modeldir" dedi.
Kürt nüfusun Suriye'nin yüzde 15'ine tekabül ettiğini ancak 35 bin kilometrelik bir alanı denetim altında tuttuklarını belirten Muslim "Etnik ve dini olarak çok renkli bir coğrafyayız. Süryani, Hıristiyan, Ermeni, Alevi, Êzîdî, Arap etnik ve dini grupları da içimizde. Onlarla bir surunumuz yok" diye konuştu.
'Cami ve kilise bir arada olmalı'
Muslim, Kürt illerinde cami ve kiliselerin bir arada olmasını arzu ettiklerini de sözlerine ekledi. Muslim konuşmasının sonunda Êzîdîlerin Çarşema Sor Bayramı'nı kutladı.
Konferansa Hollanda'dan katılan gazeteci Dilşah Osman da Suriye devriminin aynı zamanda bir kadın devrimi olduğunu söyledi ve Kürt kadınının devrimdeki rolünü anlattı.
Haber yayına hazırlandığı sıralarda konferans devam ediyordu.
3 aşamalı çözüm süreci
Alman ve Kürt basınını yoğun ilgi gösterdiği 'Geleceğin Suriyesi’nde Kürt Sorununun Çözümü için Diyaloga, Demokrasiye ve Barışa Bir Katkı' başlıklı konferans, saat 13:00'te BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve PYD Başkanı Salih Muslim'in ortak basın toplantısı ile devam etti. Demirtaş ve Muslim, basın mensuplarının Türkiye'deki çözüm süreci ve Suriye devrimi ile ilgili sorularını yanıtladı.
Türkiye'deki açılım süreci ile ilgili sorulara yanıt veren Selahattin Demirtaş, 3 aşamalı bir açılımın ilk aşamasının başlangıcında olduklarını söyledi. Demirtaş bu aşamaları, geri çekilme, anayasal reform ve silahların bırakıldığı normalleşme süreci olarak sıraladı.
Demirtaş, "Eğer bu açılım başarılı şekilde gelişirse Sayın Öcalan'ın geri çekilme çağrısı yapmasını bekliyoruz" dedi. Demirtaş, bu aşamada sürecin sekteye uğuramaması için alınacak tedbirleri konuştuklarını söyledi.
"En büyük zorluk güven sorunudur" diyen Demirtaş, "Tarihi kökleri olan bir güvensizlik durumu var. Bunu aşmak kolay olmuyor. Sağlam adımlarla ilerlemekten başka şansımız yok. Ancak bu güven sorunu, pratik adımların atılmasıyla aşılabilir" ifadesini kullandı.
Basın toplantısında Almanya'daki temasları hakkında da bilgi veren Demirtaş, son iki günde aralarında Almanya Dışişleri Bakanlığı olmak üzere 10'un üzerinde temsilciyle görüştüğünü açıkladı. Bu temasların verimli geçtiğini belirten Demirtaş, Almanya'nın yeni ve gerçekçi bir Kürt ve Kürdistan politikası oluşturması gerektiğinin altını çizdi. Demirtaş, "Kürt halkı kimseye düşmanlık yapmadan kendi özgürlüğünü ve özgünlüğünü elde etmek istiyor. Bütün büyük devletlerin de bu yüzyılda Kürt ve Kürdistan ile nasıl bir stratejiyle ilişkilerinin olacağı şimdiden belirlemeli" dedi.
'İki güce de karşıyız'
Basın toplantısında PYD Eşbaşkanı Salih Muslim ise Türkiye, Suriye muhalefeti ve Esad rejimi ile ilişkiler konusundaki sorularla karşılaştı. Muslim, "Batılı güçlerle ilişkilerimiz var. Fakat galiba şansızlığımızdır, biz daha görüşmelere başlamadan bize karşı anti-propagandalar başlıyor. Bunun başında da Türkiye geliyor. Bizim PKK'ye bağlı olduğumuzu ve rejim yanlısı olduğumuzu söylüyorlar. Bu yüzden gittiğimiz her yerde kendimizi anlatıyoruz" dedi.
Suriye'deki iç savaşın Arap Birliği'nin kararıyla arttığına dikkat çeken Müslüm "Saldırılar, Esad rejiminin yüzüdür. Suriye'de şimdiki kavga bir iktidar kavgasıdır. Bir yandan gitmek istemeyen rejim var, diğer yandan ise buna karşı direnen rejim var. Biz kendimizi iki güce karşı savunuyoruz; hem muhaliflere ve hem de rejime karşı" diye konuştu.
"Türkiye ile herhangi bir görüşmeniz var mı" şeklinde soruya yanıt veren Müslüm, "Davutoğlu bazen medya yoluyla mesaj gönderiyor, biz de buna yine medya üzerinden yanıt veriyoruz" dedi. Muhaliflerin Kürtleri bir halk olarak kabul etmek istemediğine dikkat çeken PYD lideri, devamla şöyle konuştu: "Arap muhalefeti Kürtlerin haklarının anayasada yer almasından yana değiller. Demokrasinin savunulması gerekiyor. Bu yüzden demokrasiyi savunacak kimse yoksa o zaman demokrasi daha tohumken yok edecek birçok güç ortaya çıkar. Bunu koruyacak olanlar da halktır. Bunun için de bütün halkı örgütlemişiz. Silahlarımız da halkımızdandır. İstesek de kimse silah vermiyor."
'Türkiye'deki görüşmeleri destekliyoruz'
Konferansı izleyenler arasında İran Büyükelçiliği Kültür Sorumlusu Hüseyin Kiyanfer de bulunuyordu. Kiyanfer, kendisinin İran Büyükelçiliği adına konferansa katıldığını belirtti. Kiyanfer gazetemize şu açıklamada bulundu: "Biz İran olarak Suriye'ye reform yapmaları konusunda onları teşvik ettik. Bizim bir parti ya da bir şahsı desteklemek gibi bir niyetimiz yok. Daha çok bütün toplumsal grupların bir masa etrafında toplanması çabası veriyoruz. Suriye'de savaşın desteklenmesi ise halen Esad'ın desteklendiğini gösteriyor. Suriye'nin birliğini destekliyoruz. Ayrılma ve bölünmeler yeni bir Yugoslavya'yı gündeme getirir. Suriye'deki durumun bütün Kürtleri etkileyeceğini düşünüyorum. İran'daki Kürtler de Suriye'deki Kürtleri takip ediyor. Türkiye'deki görüşmeleri de olumlu buluyoruz. Her zaman diyalog iyidir. Zarar vermez."
MURAT ALPAVUT/DENİZ BAŞPENİR / BERLİN