Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Xerabê Bava (Koruköy) köyü, 90’lı yıllarda olduğu gibi yeniden Türk zulmüyle karşı karşıya. Günlerdir abluka altında olan köy, 1995 yılında boşaltıldı. Göçe zorlanan 185 hane, Nusaybin, Kızıltepe, İstanbul, İzmir hatta Kıbrıs’a kadar yayıldı. 7 yıl aradan sonra 60 hanenin dönüş yaptığı köyde, faili meçhuller, tutuklama ve gözaltılarla ilgili herkesin bir hikayesi var. Bunlardan birisi olan 71 yaşındaki Ebubekir Koçhan, adeta devlet ile köy arasındaki yaşanmışlıkların fotoğrafı. Köyün en yaşlılarından Koçhan, “Ben kendimi bildim bileli çok şey geldi başımıza. Devlet bize çok büyük zorluklar yaşattı. Sadece bana da değil, herkes yaşadı” dedi.

Kürtler esaret altında olunca

Koçhan’ın kendisiyle birlikte Xerabê’nın tarihini özetlediği anlatımlarından kesitler şöyle:

“Bizim durumumuz iyiydi. Hayvan alıp satardık, fıstık bahçelerimiz vardı. Ama tüm bunlardan bir hayır görmedik. Her vakit bir şey oluyordu… Mesela bu yıl yaşananlar, gelecek yıl da ne olur belli değil. Bütün bunlar, Kürtlerin esaret altında lomasıyla ilgili.

Ne zulüm varsa yaşattılar

1986 yılında devletle tanıştım, sonrası hiç bitmeyen silsiledir. Ne zulüm varsa gördük bu devletten. 1991 yılında gözaltına alındığımda işkenceden kulağım patladı. Şimdi pek duyamıyorum. 2005 yılında gözaltına alınarak tutuklandım ve 4 ay hapis kaldım. Hapis, para cezaları... Geçen yıl kızımı kaybettim, sokağa çıkma yasaklarından. Hala cenazesini alabilmiş değilim. Koruculuğu kabul etmediğimiz için 1995’te köy tamamen boşaltıldı. Nusaybin, Kızıltepe, İzmir, İstanbul, Kıbrıs her birimiz bir yere dağıldı…  

Katmerli acılara ağlamıyor

1995’te gözaltında öldürülen Hamit ve Bayram Bal’ın cesetlerinin bulunduğu Akarsu’ya ilk ulaşanlardandım. O gün Hamit’in babasının ağlamadığını gördüm. Dişleri çekilmişti, kafalarına kurşun sıkılmıştı, işkence edilmişti... Ağlamadı… Ben de artık acılarıma ağlamıyorum.

Köy boşaltıldı

Bir hafta içinde boşaltacaksınız, dediler. Köylüler hayvancılık ve tarımla geçimlerini sağlıyordu. Bağ, bahçelerimiz vardı. 4-5 milyona (eski para ile) giden hayvan çiftini fırsatçılar bir milyona elimizden aldı. Büyük zararlar gördük. Tüccar bir milyona verecek misin vermeyecek misin diyordu. Verdik… Kızıltepe’ye yerleştim, olmadı geri döndük 2002 yılında. 

Tamamı tahrip olmuştu

Köy boşaltıldıktan sonra evler ateşe verilmişti. Döndüğümüzde evlerin tamamı tahrip olmuştu. Yakılmış, yıkılmıştı… Zaten onların umurunda değil, bizim durumumuz. Geri döndüğümüzde yeniden inşa ettik. Tamir ettim. Şimdi yeniden yıktılar, gidip yeniden tamir edeceğim.

Üzüldüğüm tek şey, yitirdiğimiz canlardır. Gerisi yıkılır, yeniden yapılır.

Torunlarımız görsün

Biz eşit olsaydık, zulüm bu kadar zoruma gitmezdi. Bu hayatta eşit değiliz. Biz yaşamdan bir tat alamadık. Biz göremesek de çocuklarımız ve torunlarımız görecek. Bir kişi, bir şey için çaba, emek harcadıysa sonunda ona ulaşır. Emekleri boşa gitmez.  

Kötülük kısa ömürlüdür

Yasak kalktığı gibi döneceğim. Bahçelerimiz, hayvanlarımız orada, toprağımız orada. Bu durumlar da bitecek. İyi şeyler belki bir ömür sürer ama kötü şeyler bir ömür sürmez. Bir kişinin emekleri boşa giderse moralsiz olur ama ben biliyorum ki bizim emeklerimiz boşa gitmeyecek. O yüzden yüzüm hala gülüyor. Kime karşı bir zulüm uygulanırsa insan olarak içimiz acıyor. Kim zora düşerse onun için üzülüyoruz. Biz devletten bir şey istemiyoruz. Tek söyleyeceğim; biz de insanız, haklarımız var. 71 yıldır insan olarak görmediler. Ben inanıyorum her şey düzelecek, güzel olacak.”


Can ve mal güvenliği yok

Xerabê Bava’da devam eden ablukanın kaldırılması için bölgeye gelen HDK heyetinde yer alan Alevi Dernekleri Yöneticisi Cihangir Alim, “Köylerimizde yoğunlaştırılmış baskıyı, ablukayı asla kabul etmiyoruz ve rızalık vermiyoruz. Alevi hukuku buna rızalık vermez” dedi. 

Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Xerabê Bava köyünde 18 gündür devam eden ablukaya dikkat çekmek için tutulan nöbete katılan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) heyetinden Alevi Dernekleri Yöneticisi Cihangir Alim, köy halkı için endişeli olduğunu ifade etti. Baskının, ablukanın kabul edilebilir bir tarafının olmadığını kaydeden Alim, “Alevi yaşamsallığı, Alevi hukuku hiçbir şiddetin yaşanmasını öngörmez. Aleviliğin yaklaşımı özgürlükçüdür ve köylerimizde bu şekilde yoğunlaştırılmış baskıyı, ablukayı asla kabul etmiyoruz ve rızalık vermiyoruz, hiçbir Alevi hukuku buna rızalık vermez. Kürt iradesinin bu şekilde soykırımdan geçirilmesinin hiç bir hukukta yeri yoktur” dedi.

HDK Yönetim Kurulu Üyesi Benazir Coşkun da köy halkının yalnız olmadığını göstermek için nöbete katıldıklarını dile getirdi. MGK tarafından hazırlanıp 2014’te ortaya çıkan belgelerin herkes tarafından görüldüğünü hatırlatan Coşkun, şöyle devam etti: “Şuan referandum sürecindeyiz ve bu basit bir referandum süreci değil. Bu MGK maddeleri bir bir uygulanıyor ve bugüne kadar hemen hemen uygulanmayan bir maddesi kalmadı. Sistematik bir plan var ortada ve bu planın Kürt şehirlerindeki uygulanışını da gördük. Bizim tek endişemiz bugün Koruköy ile başlayan bu sürecin başka yerlere sıçrayarak devam etmesi.” 

Köyde can ve mal güvenliğinin olmadığını ifade eden Kaldıraç Dergisi okuru Tamer Markoç da son bir senedir diğer kentlerde yapılan yıkım ve katliamların başka bir versiyonunun bugün köylerde yaşatıldığını söyledi. Yaşananları 7 Haziran seçimleri sonrası gelişmelere bağlayan Markoç, şöyle devam etti: “Devlet başlattığı çöktürme planını bugün sonlandırmaya çalışıyor. Bir taraftan da kendi sıkışıklığını gidermek için referandum süreciyle birlikte her şey dümdüz ederek bu sıkışmışlığı geçirmeye çalışıyor. Bugün devam eden özelikle Kürt özgürlük hareketine dönük saldırılar bununla ilişkilidir.” 


Xerabê Bava’da 3 tutuklama

Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Xerabê Bava köyünde, 11 Şubat’ta ilan edilen yasağın ardından 43 kişi işkence edilerek gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan isimlerden Vasfi Doğan, İsmail Ay, Mecit Bal, Mehmet Bal ve Şükrü Koçhan, savcılık tarafından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Nusaybin Sulh ve Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan Mehmet Bal ve Şükrü Koçhan adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Vasfi Doğan, İsmail Ay ve Mecit Bal ise ‘Örgüte yardım ve yataklık” iddiası ile tutuklandı. 



DİCLE MÜFTÜOÐLU / SEDAT YILMAZ / DİHABER / MARDİN