• DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Faik Özgür Erol, 'çerçeve yasa'nın, bu haliyle bir 'barış yasası'na tekabül etmediğini ama bütün eksikliklerine rağmen yeni bir hukuki ve siyasi zemin oluşturduğunu savundu.

 

Rêber Apo ile İmralı'da yaptıkları son görüşmede, bu yasaya dönük yaklaşımını ifade ettiğini belirten DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Faik Özgür Erol, esasen bunu, bir “centilmenlik sözleşmesi” olarak değerlendirdiğini söyledi. Oluşturulacak 'üst kurul'un yetkisine ve muhtemelen adı 'Barış ve Siyasallaşma' olacak kurulun bileşimine dikkat çeken Erol, yasanın kapsamının genişleyebileceğini, Rêber Apo'nun da bu kurulda olabileceğini belirtti.

DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Faik Özgür Erol, MA'dan Selman Güzelyüz ve Sema Bingöl'ün sorularını yanıtladı. 'Çerçeve yasa'nın, bu haliyle bir 'barış yasası'na tekabül etmediğini vurgulayarak, şöyle izah etti:

* Barış yasasının formatı gereği daha kapsayıcı, soruna dönük, çözümleyici ve bütünlüklü olmalı.

* Sorunun neyden kaynaklandığının adını koymalı ve çözüm yollarına dair bir harita çizebilmeliydi. En azından Meclis Komisyonu raporunda belirlenen aşamaları, oradaki tespitleri içermeliydi.

* Yasanın en önemli eksikliği, “Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 01.06.2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar kapsam dışı tutulmaktadır” kısmıdır. Belli refleksler, siyasi kaygılar, kendi kamuoyuna izahat gibi kaygılar kanaatimce böylesi bir sınırlandırmaya yol açmış olabilir. Yasanın başta Sayın Öcalan olmak üzere, herkesi kapsaması gerekirdi.

Giriş adımı niteliğinde

Belki birebir 'barış yasası' olmasa da çok önemli bir sürece giriş adımı niteliğinde olduğunu savunan Erol, şunların altını çizdi: 

* Bu yasayla birlikte Cumhuriyet tarihinde ilk kez Kürtlerin hukuk kapısından Cumhuriyet'e dahil olma ihtimali ortaya çıktı. Bu kapı aralandı.

* Bu yasa, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinin belki de bugüne kadarki en demokratik hamlesidir.

* Yasanın Meclis’te 468 oyla kabul edilmesi, bu ülkenin neye ihtiyacı olduğunun da çok açık bir göstergesidir. Bu açıdan toplumsal mutabakat ve destek yönüyle başarılı bir süreçtir.

Uygulanma süreci

Yasanın uygulanmasının, bir teyit, tespit ve MGK kararı gerektirdiğini, ancak bu süreçlerin karşılıklı bir yol haritası oluşturulduktan sonra çok zamana yayılmadan tamamlanacağı kanaatinde olan Erol, kapsamıyla ilgili şunları söyledi: "Sadece yurt dışındakilerin ya da kırsal alandakilerin hukuka dahiliyeti, ülkeye dönüşüyle sınırlı değil, cezaevindeki binlerce kişinin özgürlüğüne kavuşması anlamına gelecek. Yaklaşık 75-80 bin civarında soruşturma ve dava dosyasının da ertelenmesi anlamına gelecek. Bu, neredeyse yüz binlerce kişinin hayatına dokunacak bir yasayı ifade ediyor."

Üst kurul ve diğerleri

Yasa çıktıktan sonra bir 'üst kurul' ve bununla beraber diğer kurulların da oluşacağını anımsatan Erol, üç temel kurulu şöyle tarif etti:

* Bunlardan birisi 'üst kurul' niteliğinde. Takip ve Değerlendirme Kurulu olarak nitelendirilen; Türkiye'nin neredeyse güvenlik yürütmesi diye tabir edebileceğimiz temel kurumlarının yer alacağı bir kurul.

* Bununla birlikte Meclis'te bir İzleme Komisyonu. Meclis İzleme Komisyonu, bu yasanın yürürlüğe girmesi ve uygulanması sürecinin hem izlemesini hem denetimini, kurul çalışmalarının izlemesini ve denetimin yapabilecektir. Buradan edineceği sonuçları, kamuoyuyla paylaşma, kamuoyunu bilgilendirme, devam edecek sürecin yasal ihtiyaçlarının neler olduğunu tespit etme ve bu yasal ihtiyaç gereğini yerine getirmek de yasama organı olarak Meclis'e düştüğü için bunların tümünü yerine getirmek gibi bir misyonu var. Komisyon, kendi çalışmalarını kendisi örgütleyecektir.

* Bir de yine bu kurullarla beraber çalışacak ve bu sürecin hem teyit ve tespit hem de taahhüt aşamasında rolünü yerine getirecek bir Barış ve Siyasallaşma Kurulu'nun oluşturulmasını önemli görüyoruz.

Üst kurulun yetkisi

Bu kurulların çalışma sürecinde tanınan çeşitli yetkiler var. MGK kararı Resmî Gazete'de yayımlanıp bu kapsam içerisinde öncelikli olarak cezaevinden tahliyeler ve yurt dışından gelişler başladıktan sonra belli dönemsel olarak değerlendirme yapma yetkisi veriliyor. Kurulun dönemsel olarak yapacağı bu değerlendirmeler, hem adli ve idari hem de yasal düzenleme talebinde bulunma hakkını veriyor.

Amaç ve kapsama bile

Kurul, bu süre içerisinde bu yasanın amacı ve kapsamı doğrultusunda bu tip taleplerde bulunabilecek, çünkü yasanın amacı ve kapsamında herhangi bir istisna yok. İstisna tutulmuş herhangi bir kesim yok. Kurul, yasada istisna tutulanları da kapsayan bir hukuksal yaklaşımı ortaya çıkarabiliyor. Bu da sürecin rayında ilerlemesiyle olur. Böylece hem Sayın Öcalan'ı hem de istisna tutulan herkesi kapsar.

Rêber Apo ve kurul

Barış ve Siyasallaşma Kurulu ya da komisyonu, adına ne dersek diyelim, aynı zamanda Sayın Öcalan'ın rolünü oynayacağı kuruldur. Hem barışçıl rolü hem de siyasallaşmaya dönük rolü ifade eden bir çalışmadır. Sayın Öcalan, yaklaşık 27 yıldır İmralı Adası'nda ve hep 'Havuz var, su yok' diyerek, yapmak istedikleri olmasına rağmen olanaklarının ortaya çıkmadığını söylüyordu. Bu yasayla birlikte bu olanakların zemini hem resmi ve hukuksal düzlemde hem de siyasal düzlemde ortaya çıkacak. Yasanın en önemli kazanımlarından birisinin bu olduğunu düşünüyorum." HABER MERKEZİ

***

Rêber Apo'ya göre; yasa, 'centilmenlik sözleşmesi'

DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Faik Özgür Erol, Rêber Apo ile İmralı'da yaptıkları son görüşmede, bu yasaya dönük yaklaşımını ifade ettiğini belirterek, esasen bunu, bir “centilmenlik sözleşmesi” olarak değerlendirdiğini söylediğini aktardı.

Erol'a göre; bu, her şeyin belki yazıya dökülmediği fakat güvene ve güvenceye dayalı bir sözleşme tarzını ifade ediyor. Sayın Öcalan'ın bugüne kadarki bütün yaklaşımlarında da gördük. Herhangi bir konuda bir söz verdiği zaman sonuna kadar gereklerini yerine getirdi. Şimdi bu yasa içerisinde de yasayla beraber ortaya çıkacak en önemli sonuçlardan biri, Sayın Öcalan'ın özgür çalışma olanaklarının ortaya çıkması olacak. 

Başkan Öcalan'a saygı

Siyasetsizliğin siyaset sayıldığı bir ülkede Başkan Öcalan, gerçekten ince ince yol açmaya çalışıyor. Bunun hakkını teslim etmek, saygı duymak ve saygılı olmak gerekir. Bunun da aynı zamanda karşılığını bulması için demokratik mücadelenin ve siyasal mücadelenin gereklerini yerine getirmemiz gerekir. Bu kolay bir yol değildir ama bu zorluklarla baş edecek güce ve öz iradeye de sahibiz.

***

Finale yürümek değil, yeni mücadele dönemi

Erol, yasanın bir 'giriş adımı' olması nitelemesinin temel anlamını, Rêber Apo'ya da atıfta bulunarak, şöyle ifade etti: "Bu yasayla birlikte çok temel bir hukukilik ve yasa dışılık sorununu belli bir çözüme kavuşturmakla birlikte artık Kürt sorununun çözüm tartışmalarına başlıyor. Kürt sorununu ihtiva eden bir bütün olarak eşit yurttaşlık talebi, ana dil hakkı talebi, ifade ve örgütlenme özgürlüğü hakkı, yerel demokrasi talepleri; bunların tümünün tartışılması gereken bir sürece geçiyoruz. Sayın Öcalan, bunu görüşmede direkt '35 yıldır söylediğim noktadayım. Bu hiç değişmedi. O zaman da söylüyordum, şimdi de söylüyorum. Silahlı mücadeleye son, siyasal mücadeleye devam' şeklinde ifade etti. Dolayısıyla bu yasayla beraber içine gireceğimiz süreç, öyle herhangi bir finale yürüme süreci değildir. Bu yeni bir mücadele döneminin başlangıcıdır. Bu yasayla beraber ortaya çıkacak olan siyasal mücadele süreci, bütün bunların tartışılacağı ve hayata geçirileceği bir dönem olacaktır. Komisyon raporundaki süreci daha da derinleştirecek, daha da bizim gerçekliğimize uyarlayacak bir sürece giriyoruz. Kayyum meselesi, görevinden alınan belediye başkanlarının yerlerine iadesi, kamu görevinden uzaklaştırılanların görevlerine iadesi gibi, bunların da peyderpey ve hızlı bir biçimde peş peşe düzenlemelerle rahatlatılması ve temizlenmesi gereken sorunlu alanlar olduğunu düşünüyorum."