Erdoğan konuşmasında yine büyük laflar etti. Dağlardan gerillaların ineceğini, zindanların boşalacağını söyledi. Türk medyası ve Kürt işbirlikçileri Öcalan'ın başlattığı barış sürecini görmezden gelerek sanki barış süreci bu geziyle başlamış gibi bir algı yaratmaya çalışıyor. Beşir Atalay çok geçmeden bu sözlerin boş laflar olduğunu şu sözlerle ortaya koydu: "Gelip silahlarını teslim etsinler, ondan sonra ne yapacağımızı tartışırız."
Kürtler artık AKP'nin boş sözlerine kanacak bir halk değildir. Kürtler, gerçekten barış ve çözüm isteniyorsa Öcalan ile başlatılan diyalog sürecinin derinlikli müzakereye dönüşmesi gerektiğini söylüyor. Yine halk olmaktan kaynaklı tüm haklarının yasal güvenceye alınmasını istiyor.
AKP ve lideri Erdoğan samimi ise Kürt tarafının talepleri bellidir onları yerine getirerek işe başlayabilir:
* Kürtlerin varlığının, kimliğinin, Kürt kültürünün anayasal ve yasal güvenceye alınması, Kürt kimliğiyle düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün tanınması.
* Kürtlerin bir toplum olarak kabul edilmesinin gereği özyönetiminin, yani Demokratik Özerkliğinin kabulü.
* Kültürel soykırımla yok edilmek istenen bir halk olmasından dolayı her düzeyde anadilde eğitiminin kabul edilmesi.
Mesud Barzani de Amed'deki konuşmasında barış, kardeşlik ve özgürlükten bahsetti. Barzani de bu sözlerinin arkasında durmalı, bireysel çıkarları bir kenara bırakarak Kürt Ulusal Kongresi'nin toplanmasını engellemekten vazgeçmelidir. Yine Rojava üzerindeki siyasi, ekonomik, askeri kuşatmayı kaldırmalıdır.
Kürt sorununun çözümünün muhatabı da yapılması gerekenler de ortadadır. Kürt halkı, üzerindeki soykırım politikalarına son verilmediği sürece boş laflara kanmaz.
Bu halk boş laflara kanmaz
Türk Başbakan Recep T. Erdoğan hafta sonu Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani ve Şivan Perwer'in desteğiyle yerel seçimler öncesi şov yaptı.