Tarihi, hem katliamlar hem direnişler tarihi olan bir halktır Kürtler. Ortadoğu’nun en kadim, kökleri, bu dağlar taşlar kadar eski ve derin olan bir halk. Kürtlerin Êzîdî olanları, 74. fermanı Temmuz 2014’de yaşadılar; sonra da aynı DAİŞ çeteleri tarafından Kobanê’ye en insanlık dışı yöntemlerle saldırıldığında, önce tüm dünya sessiz kalmaya devam etti her zamanki gibi.
Dağ taş çocuk ve kadın çığlıklarıyla sus pus oldu.
Zaman tükendi.
Şengal dağlarında susuzluktan can verdi kimileri; 1938 Dersim Katliamında olduğu gibi, her yaştan kız çocukları ve kadınlar kaçırıldı. Halen onbinlercesi kayıp.
Geçtiğimiz günlerde Musul’un Baadre Köyü’ne giderek DAİŞ’in elinden kurtarılan kadınlarla röportaj yapan Nurcan Baysal’a aktarılanlar, bir kez daha DAİŞ meselesinde Türkiye’nin rolünü ortaya koydu. Birkaç cümleyi olduğu gibi aktarıyorum:
"30 yaşlarındaki genç IŞİD ile pazarlığı anlatıyor: "Kızları DAİŞ’ten satın almaya gittim. Dediler ki Türk sınırına gel. Pazarlığı sınırda yaptım DAİŞ’le." Adam DAİŞ’le yaptığı pazarlığın sesini telefona kaydetmiş. Bana dinletiyor. DAİŞ’li 'Ben bu kızları 1500 Dolara aldım, her birine 7.500 Dolar isterim’ diyor. Adam '.. kızlarımızı vereceğini nerden bileceğiz’ diyor. 'Kızları Türk sınırına getir, parayı verip kızları alacağım’ diyor. DAİŞ’li, 'kızları Türkiye’de teslim ederiz’ diye cevaplıyor.
O ana kadar bizi dinleyen İrvin söze giriyor. 2 ay 16 gün DAİŞ’in elinde kaldıktan sonra DAİŞ’ten satın alınmış. İrvin: "Türk hududu çok yakın. DAİŞ’in Türkiye ile ilişkisi var. Biz sabah 7:30’da çıktık tutulduğumuz evden, 11’de Türkiye hududuna ulaştık. Türkiye ve DAİŞ birlikte hareket ediyor... DAİŞ, satışımızı Viranşehir’de yaptı. Orda DAİŞ’e çalışan çok. Bizi Rakka’dan Viranşehir’e getirdiler. 7 kızdık, sınırdan kimliksiz geçirdiler. 4 saate yakın yürüdük. Viranşehir’de bir eve getirdiler. Sonra yakınımız geldi Viranşehir’e, parayı verdi, bizi aldı, ama son anda DAİŞ bir kızı satmaktan vazgeçti (Burada 7 kız birlikte kaldıkları evde çektikleri bir fotoğrafı ve DAİŞ’in satmaktan son anda vazgeçtiği kızın fotoğrafını gösteriyor). DAİŞ’in elindeyken, DAİŞ bize sürekli 'Gücümüzü Türkiye’den alıyoruz' diyordu. 'Herkese bir kadın satın, ama gelen Türk ise 3 kadına kadar satabilirsiniz’ diyordu. 3 yaşından 15 yaşına kadar kızlar var DAİŞ’in elinde…"
Fazla söze gerek var mı bilmiyorum.
İnsanlık suçunun birçoğunun isim ve adresleri belli bu satır aralarında. Aslında bu röportajın kendisi bile bir suç ihbarıdır. Yeri ve zamanı bir gün mutlaka gelecek; inanıyorum. Bu korkunç suçların failleri bir gün mutlaka insanlık ailesi önünde hesap verecekler.
4.5 aydır bu vahşi çetelere karşı insanüstü bir direnişle mücadele eden Kobanê’nin yiğit insanları; Kürt ve Türk devrimciler, Kobanê’yi bu çetelerden temizlediler. Kobanê’den sonra tarih ikiye yarıldı adeta; Kobanê öncesi ve sonrası diye. Şimdi bütün dünya YPG-YPJ’li savaşçılardan bahsediyor. Onların Ağustos sıcağına, Ocak soğuğuna, açlığa, susuzluğa ve uykusuzluğa karşın gösterdikleri insanüstü direnişten bahsediyor. "Ha düştü, ha düşecek" sevinç nidaları birilerinin kursağında kalmış olmalı ki, Kobanê semalarında bugün dalgalanan direniş bayraklarına karşılık, çareyi sınırın öte tarafında bayrak dikmekte bulmuşlar.
Başta evlatları bu uğurda toprağa düşen anne-babalar olmak üzere, bu halkın haklı gururunu ve hüzünle karışık sevinç gözyaşlarına bile tahammül edemiyorlar.
Erdoğan, "şimdi de sevinçten çiftetelli oynuyorlar; neymiş küçücük bir kasaba DAİŞ’den kurtulmuş!" diyor.
Halkların derin zengin kültürünü bilmemek işte budur. Emeğin, ortaklığın, sevinçte ve tasada bir olmanın adına halay dendiğini bilmiyor Erdoğan. Büyük bir hayalkırıklığının dışavurumudur bu açıklama. Kürtlerin kendi özyönetimlerine, vatanlarına, köklerine ne kadar bağlı olduklarını göstermeleri karşısında aslında hisedilen mahcubiyeti gizlemek amacıyla söylenen sözlerdir.
4.5 aylık direniş boyunca 426 devrimci ve direnişçi, yıldız olup gökyüzüne karıştılar.
Işıklar içinde uyuyun. İnsanlık ailesi size çok şey borçlu; asla unutulmayacağınızdan emin olun. Şimdi sıra Kobanê’nin, sizin izinizde yeniden inşa edilmesinde.
Biliyoruz ki, DAİŞ vahşilerinin elinde tek bir çocuğumuz, tek bir kadın kaldığı sürece, hiçbirşey tam anlamıyla bitmiş olmayacak bizim için. Bu da bizim size sözümüz, borcumuz olsun.