Açıklanan karar kamuoyunun gündeminde tepkilere neden oldu. Bir kısım politikacılar, köşe yazarları ve hukukçular uygulanan çifte standartan bahsediyorlar. Türkiye’de çifte standart bir asırdan beridir devam ediyor. Hukuk minevvelinden beridir Batı‘da ayrı, Kürdistan’da ayrı olarak uygulanıyor.
Yüz yıla yaklaşan TC tarihinde Kürdistan tam 27 yıl “Umumi Müfettişler”, yani sömürge valileri tarafından idare edildi. Yine tam onbeş yıl “Olağanüstü Hal Bölge Valileri”, yani sömürge valileri tarafından idare edildi. Ettimi size kırkiki yıl.
Kürdistan’da başta 1925 Kürt Milli Hareketi sonrasında ilan edilen 2 yıl süren sıkıyönetim rejimi, 12 Mart ve 12 Eylül’de de 12 yıl olmak üzere tam 14 yıl sıkıyönetim rejimi ile idare edildi. Benim hatırladığım 56 yıl Kürdistan sömürge valileri ve sıkıyönetim komutanları tarafından idare edildi.
Takrir-i Sükun kanunu iki yıl, meşhur “Tunceli Yasası” ise beş yıl yürürlükte kaldı. Her iki yasaya görede temyiz hakkı yoktu. Şark İstiklal Mahkemesi, Dersim’deki mahkemelerden çıkan idam kararları bölgedeki sıkıyönetim komutanının onaması ile anında infaz ediliyordu.
Ankara İstiklal Mahkemesi, İzmir suikastı davasında 13, “İtthatçilar davasında 4 olmak üzere 17 kişiyi idam etti. Kürdistan’da ise sadece 203 kişi 1925’te idam edildi. Seyit Rıza ve arkadaşları (7 kişi), Ağrı ayaklanması davasında Adana’da idam edilenlerin sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte Kürdistan’da idam edilenlerin sayısı 500’lere tırmanıyordu.
Şimdi gelelim benim bizzat yaşadığım ve hukukçu olarak tanık olduğum çifte standart uygulamalarına 15 Ağustos 1984 tarihine kadar Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanan örgüt davalarında TCK 125. maddesi sadece PKK davalarında uygulanıyordu. DDKD, Özgürlük Yolu, Rizgari, Kawa davalarında ise TCK 146, 171, 141 ve 142 maddeleri uygulanıyordu. 15 Ağustos atılımından sonra TCK eski 125. maddesi tüm Kürt örgütlerinin davasında uygulanmaya başlandı.
12 Nisan 1991 tarihinde çıkartılan 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası kısmı bir iyileştirme getirdi. Bu kısmı iyileştirmeye göre TCK 146/1 Mad. İdam cezası alanlar 10, yine TCK 146/1 maddesine göre müebbet ağır hapis cezası alanlar 8 yıllarını ceza evinde geçirmişler ise tahliye edildiler. Türkiye’deki tüm sol örgüt davalarından idam cezası alıpta cezası infaz edilmeyenler ve müebbet hapis cezası alanlar bu indirimden yararlandılar. Sıra Kürt örgütlerine gelince TCK 125 maddesine göre idam cezası alanlar 20 yılını ve müebbet ağır hapis cezası alanlar ise 15 yılını cezaevinde geçirdikten sonra tahliye olabildiler.
Askeri ve sivil Yargıtay’ın uygulamaları ise yerel sıkıyönetim mahkemelerinin uygulamalarından farklı değildi. TC kuruluşundan itibaren mahkemelerin siyasi davalarda verdikleri kararlar sanıkların etnik kimliğine göre oluşturulmuştur. Türkiye Mahkemeleri her zaman çifte standartlı davranmışlardır.
Geçen haftaki yazımda paralel devletin süreci dinamitlemek için yaptığı ve yapacağı provokasyonlardan bahsetmiştim. Paralel devlet sadece güvenlik güçleri içerisinde örgütlenmemiş, mahkemelerde, TBMM’de de örgütlenmiştir. Cemaat’in KCK davalarındaki tutumu ortadadır. Bakın AKP İstanbul Milletvekili Hakan Şükür’ün istifa gerekçesine “Başbakan’ın benim bulunduğum bir ortamda cemaat ile KCK’yi aynı yere koyması vicdanımı sızlattı” diyor. Ayn gün Diyarbekir’de BDP milletvekillerinin tahliye talepleri ret ediliyor!
Provokasyon devam ediyor. Paralel devlet Türkiye’nin huzura kavuşmasına, çözüm sürecinin ağır, hantal, inişli-çıkışlı devamına dahi tahammül göstermiyor. Onun içinde Kürtlere uygulanan bir asırlık çifte standart devam ediyor.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 16 Aralık 1959 günü İstanbul ve Ankara Üniversitesinde okuyan Kürt öğrenciler, işadamları, hukukçular, doktorlar, gazeteci ve esnaflardan oluşan 49 Kürt ‘Kürt Devleti Kurmaya teşebbüs etmek iddiası‘ ile tutuklandı. Siyasal tarihe “49”lar davası olarak geçen dava 1968 yılına kadar sürdü.
* 17 Aralık 1947 tarihinde Sovyetlerin geri çekilmesi, ABD ve İngiltere’nin İran’ı desteklemesi sonucu Muhabbat Kürt Cumhuriyeti yıkıldı.
* Kürt halk sanatkarı Mihemed Arif Cezrawi 17 Aralık 1986’da Kürdistan’ın güneyinde yaşamını yitirdi.
* Kürt halk sanatkarı Ayşe Şan 18 Aralık 1996’da İzmir’de aramızdan ayrıldı.
* Kürt yazarı ve politikacısı Mahmut Baksi 19 Aralık 2000 yılında Stockholm’da yaşamını yitirdi
* 21 Aralık 1990 günü yapılan baskıları şikayet etmek için Lice Kaymakamlığına giden kitlenin üzerine açılan ateş sonucu biri çocuk, biri kadın 2 Kürt yaşamını yitirdi.