1999'daki geri çekilme sürecinde iyi niyet göstergesi olarak Avrupa'dan Türkiye'ye giden İkinci Barış Grubu içerisinde yer alan İmam Canpolat, operasyon yapılırsa sürecin tıkanacağı uyarısında bulunarak, "Bugün 45-50 bin kayıptan bahsediliyor. 1999’da 30 bin kayıptan bahsediliyordu. Bir can kaybı bile 1999 ile 2013 yılları arasında yaşanan çatışmaları aşan ve geride bırakan ağır sonuçları beraberinde getirir" dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, 2 Ağustos 1999’da ateşkesin sürdürülmesini ve silahlı güçlerin Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırlarının dışına çekilerek, sembolik barış gruplarının iyi niyetin bir göstergesi olarak Türkiye’ye gelmelerini istemişti. 8 kişiden oluşan Birinci Barış Grubu, 1 Ekim 1999 yılında Kandil’den, İkinci Barış Grubu da 8 kişiyle 29 Ekim 1999’da Avrupa’dan gitti. Grup üyeleri tutuklanarak cezaevine konuldu. Buna rağmen Öcalan, 1 Eylül 1998’de ilan ettiği ateşkes sürecini, yargılandığı dönemde süresiz ateşkese çevirdi. Bu ateşkes durumu 1 Haziran 2004 tarihinde bozuldu. 1 Ekim 2006’da ilan edilen 5. ateşkes çağrısıyla siyasi ve demokratik zeminde çözüm için bir kez daha adım atıldı, ancak bu ateşkes de operasyonların devam etmesi sonucu tek taraflı olarak sona erdi. KCK, 13 Nisan 2009’da “meşru savunma” temelinde ateşkes kararı aldığını açıklamasıyla tek taraflı ilan edilen ateşkes sayısı 6 oldu. 14 Nisan 2009’da 'KCK operasyonları'nın startı verildi. Siyasi soykırım operasyonlaru sonucu seçilmiş Kürt siyasetçilerinin de aralarında bulunduğu 10 bini aşkın kişi tutuklandı. Öcalan’ın çağrısı üzerine 19 Ekim 2009 tarihinde Kandil ve Maxmur Mülteci Kampı’ndan 4’ü çocuk 34 kişiden oluşan Barış ve Demokratik Çözüm Grubu Silopi’deki Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptı. İlk başlarda yaşanan olumlu gelişme daha sonra grup üyelerini tutuklanmasıyla sonuçlandı. Yaşanan baskıların ardından bazı barış grubu üyeleri yeniden Kandil’e döndü. KCK yetkililerinin 2012 yılında "devrimci halk savaşı" stratejisini başlattıklarını duyurması ile yoğun bir çatışma sürecine girildi.

Yeni süreç başladı

Eylül 2012’de PKK’li ve PAJK’lı tutsakları Öcalan’ın koşullarının iyileştirilmesi, anadilde savunma, temel hak ve özgürlüklerin tanınması talebiyle başlattığı ve 68 gün süren süresiz dönüşümsüz açlık grevi Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine sonlandırıldı. Aralık 2012’de MİT heyetinin İmralı Adası’na giderek Öcalan ile görüşmesi yeni sürecin başlamasına vesile oldu. 3 Ocak 2013 tarihinde DTK Eşaşkanı Ahmet Türk ile BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, İmralı Adası’na giderek Öcalan ile ilk görüşmeye gerçekleştirdi. Daha sonra BDP’lilerden oluşan heyetler Öcalan ile görüşmelerini sürdürdü.
İmralı’daki görüşmelerin ardından 21 Mart’ta milyonların huzurunda Abdullah Öcalan, yeni bir dönemin başlangıcında olunduğunu açıklayarak, KCK’ye silahlı güçleri sınır dışına çekmesi çağrısında bulundu. Çağrıya ateşkes ile karşılık veren KCK yetkilileri, Kandil Dağı'nda yaptıkları basın açıklaması ile silahlı güçlerinin 8 Mayıs’tan itibaren geri çekileceğini duyurdu.

Canpolat değerlendirdi

1999 sürecinde PKK’nin sınır dışına çekilmesinden sonra iyi niyet adımı olarak Türkiye’ye giden İkinci Barış Grubu içerisinde yer alan ve uzun süre cezaevinde yatan İmam Canpolat, 14 yıl sonra yeniden gündemde olan gerilla güçlerinin geri çekilme sürecini değerlendirdi. Türkiye Barış Meclisi aktivisti olan İmam Canpolat, Kürt sorununda yeni bir aşamaya gelindiğini ifade ederek, “Bu aşama bundan önceki süreçlerden bir adım daha ileri bir aşama. Çünkü daha önce Kürt hareketi ve Kürt Halk Önderi ile devlet yetkililerinin yaptığı görüşmeler açıktan yapılmıyordu. Bugün aleni bir şekilde Kürt Halk Önderi muhatap alınıyor, Kürt halkı muhatap alınıyor. Bu çok önemli bir aşama" dedi. Kürt Halk Önderi Öcalan'ın 1999'da da böylesi bir süreç başlattığını, PKK'nin de bu karara uyarak bir dizi karar aldığına vurgu yapan Canpolat, "14 yıl sonra aynı noktaya gelindi. Deyim yerindeyse 14 yıldır Kürt Halk Hareketi, Kürt Halk Önderi devleti bu çizgiye çekmek için, bu diyalogu geliştirmek için bir mücadele verdi. 14 yıllık mücadelenin sonucunda devlet bugün barış noktasında adım atmaya geldi. Ama daha işin başındayız. Şimdi Kürt Hareketi, Kürt Halk Önderi öncü rolünü yine oynamaya devam ediyor. Sürecin gelişmesi için tekrar güçlerini sınır dışına çekiyor. Şimdi bu sürecin heba olmaması gerekir. Çünkü 14 yıl içinde çok bedel ödendi" dedi.

15 bine yakın insan kaybedildi

Canpolat, Kürt Hareketi'nin başlattığı sürecin 1999 yılı ile sınırlı olmadığını, sürecin 1993 yılında başlatıldığını sözlerine ekleyerek, şöyle devam etti: “Tam 20 yıllık bir süreçtir. Fakat 1999 yılında çok ciddi bir adım atıldı, stratejik değişikliğe gidildi ve o stratejik değişikliği bugün ancak kabul etmiş ve muhatap almış durumdadır. Dolayısıyla 14 yıl önce geri çekilme oldu yine. Barış grupları geldi. Benim de içinde yer aldığım barış grupları geldi o zaman. Bunlar iyi niyet adımlarıydı. Dönüp dolaştığımız yer, bugün önerdiğimiz nokta olacak, siyaset olacak demiştik. Şimdi bizim geldiğimiz dönemde 1999 yılında gerilla geriye çekildi, barış grupları geldi. Geriye çekilmeyi imhaya dönüştürmeye çalıştılar. Yüzlerce gerilla şehit olmuştu. Bugün 45-50 bin kayıptan bahsediliyor. 1999’da 30 bin kayıptan bahsediliyordu. Bugün aynı sonucun, acıların yaşanmaması gerekir. Onun için de yeni karara göre 8 Mayıs’ta geri çekilme başlayacak. Kürt silahlı kuvvetleri sınır ötesine çekilecek. Yine aynı politikanın uygulanmaması gerekir."
Geri çekilmenin sağlıklı yürüyebilmesi için TSK'nın talimatla kışlalarına çekilmesi gerektiğini belirten Canpolat, operasyonların olması ve 1999'daki gibi imha hareketine dönüştürülmesi durumunda sürecin tıkanacağı uyarısında bulundu. Canpolat, bir can kaybının bile 1999 ile 2013 yılları arasında yaşanan çatışmaları aşan ve geride bırakan ağır sonuçları beraberinde getireceğini söyledi.
Bu süreçte sivil toplum örgütlerine de önemli roller düştüğünü belirten Canpolat, Barış Meclisi olarak oluşturalacak heyetler içinde yer alacaklarıni söyledi. Canpolat, "Geri çekilmeyi izleme sürecinde hangi taraftan ihlaller oluyorsa bunun açığa çıkarılması için çalışma yürütülecek. Böyle olursa daha sağlıklı bir geri çekilmenin koşulları sağlanmış olur” şeklinde konuştu.


SERKAN KURT/DİHA/ANKARA