Şeker bayramı vesilesiyle her yerde bayrama ilişkin haberler, mesajlar, kutlamalar görmek mümkün. 

Televizyon kanallarının hemen hepsinde yüzlerinde kocaman bir tebessüm ile “tüm İslam aleminin bayramını kutlarız” diyen spikerlerin ardından “bayram tatili nedeniyle, tatilcilerin yol çilesi başladı” haberleri ilk sırada yerini alıyor.

Sonraki haberde, sokakta yüzlerine zorla tutulmuş mikrofonlara konuşan insanları görürüz. Arkasından bir sürü insanın bu ülkede hiçbir sorun yokmuş gibi davranıp, yaptığı akıl üstü açıklamalar gelir.  Ha, bir de sos niyetine araya sıkıştırılan şeker, çikolata reklamları. 

Doğru, İslam aleminin bir bayramı, ama bu alemin içinde yer alan büyük bir kesim için bayram, uzun zamandır bayram değil. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan konumu itibariyle bayrama ilişkin kardeşlik, eşitlik mesajları yerine ‘daha çok operasyon, daha çok ölüm, daha çok katliam’ dedi. Elbette artık şaşırmıyoruz bu türden açıklamalara. Erdoğan’ı dinlerken Pir Sultan Abdal’ın, “Yürü bre Hızır Paşa, senin de çarkın kırılır. Güvendiğin padişahın, o da bir gün devrilir” dizeleri geliyor ama bizimkinin güvendiği bir padişah yok, kendisini padişah sanıyor. 

Konuyu dağıtmayayım. Geleyim bayrama… 

Nazım ne güzel söylemiş “çocuklar şeker de yiyebilsinler” diye. Yesinler tabii, hem de en güzellerini, en tatlılarını ama bu ülkenin doğusundaki çocuklara reva görülen şeker değil, mermi. 

Kürdistan’da tanklar, toplar, kazan bombaları, savaş uçakları eşliğinde nasıl bir bayram kutlanacak? Bir kış boyu evleri bombalanan, bağları, bahçeleri, ormanları yakılan, yakınları, sevdikleri, komşuları katledilen insanlardan geriye kalanlara Türk-İslam devleti, “daha çok ölüm” naraları atıyor, ağzında salya ve kanla… Hadi gel de bayram kutla… 

Peki, bu kimin bayramı? 

Bayramlar barış demekse eğer, silah sesleri, ölüm çığlıkları arasında barışın ve eşitliğin sesi nasıl duyurulacak? 

Çocukları gözleri önünde yakılan anneler, annelerinin ölü bedeninin bir hafta boyunca sokak ortasında kaldırılmasına izin verilmeyen çocuklar nasıl bir bayram kutlayacak?  Evladının ölü bedenini kokmasın diye buzdolabında saklayan anne, bir mezar taşı dahi olmayan insanlar, bayramda kimin mezarını sulayacak? 

Kin, nefret, düşmanlık ülkenin batısında büyük bir kesimi sarmış durumdayken, nasıl olacak bu bayram? Tek adamın etrafında zulme alkış tutanlar, özellikle biat kültürünün etkisindeki muhafazakar kesimler nasıl bir bayram kutluyor? Sadece onlar mı? “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyen kesim, bayramda yedikleri şekerden ne kadar tat alabiliyor? 

Kürtlerle eşit çözüm oluşturulmadan, Kürt halkına yönelik düşmanlık politikalarından vazgeçilmeden bu ülkede gerçek bir bayram kutlanamaz. 

Erdoğan ve hükümeti istediği kadar Kürtlerle savaşmayı sevimli hale dönüştürmeye çalışsın ama biz, savaşın daha çok kadın cinayeti, daha çok evlat ölümü, daha çok yoksullaşma olduğunu çok iyi biliyoruz.   

Siyasetin kirli, nefret dilinin hiçbir karşılığı yok, olamaz da…  İnsanların yüreğine dokunmayı öğrendiğimizde, insanlar eşit olduğu sürece bayram, bayram olur… Hem de çok güzel olur… Diğer türlü sadece bir kesimin bayramı olur. Nitekim öyle de oluyor.