
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, ANF’nin sorularını yanıtladı. Söyleşiyi kısaltarak paylaşıyoruz.
Son dönemlerde Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı bir saldırı; kara propaganda var. Özellikle Önderliğinize, eşbaşkanlık sistemine karşı bir saldırı söz konusu. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?
Yapılan saldırlar ve kara propagandalar mücadelemizin gelişme düzeyiyle yakından bağlantılıdır. Hareketimizin güçlenmesini sindiremiyorlar. Hareketimiz, uluslararası komplonun yıldönümünde, beklediklerinin tersine bir konuma kavuşmuştur. Önder Apo ve özgülük mücadelemiz en güçlü dönemini yaşamaktadır. İdeolojik ve siyasi olarak sadece Kürdistan’da değil, Türkiye ve Ortadoğu’da da etkilidir.
Öte yandan Rojava’da, Kürt Özgürlük Hareketi önemli bir gelişme göstermiştir. Önder Apo sadece Kuzey Kürdistan’da değil, bütün Kürdistan parçalarında eskisinden daha fazla etkili bir güce ulaşmıştır.
Baş koparılarak PKK dağıtılacaktı. Önder Apo ile örgüt bütünlüğü daha da geliştiği gibi, Kürt Özgürlük Hareketi de bütün saldırılara rağmen bir kolektif yönetim gücü ortaya çıkarmıştır. Böylece uluslararası komplonun beklentileri gerçekleşmemiştir.
Öte yandan Önder Apo’nun ideolojik-teorik düşünceleri, yine ortaya koyduğu yeni paradigma Kürtleri bir bütün olarak Ortadoğu’da güçlendirdi. Kürt Özgürlük Hareketi’ni Ortadoğu’nun en önemli demokrasi gücü haline getirdi. Ortadoğu gibi bir bölgede yönetimde eşbaşkanlık sistemini pratikleştirdi. Eşbaşkanlık sisteminin pratikleşmesi Ortadoğu’da başlı başına bir devrim niteliğindedir. Kadının güçlü biçimde tarih sahnesine çıkmasını ifade ediyor. Hatta kadın giderek daha başat hale gelecektir. Tüm bu gelişmeler Önder Apo’ya ve örgüt yönetimine yönelik saldırıları arttırmış bulunmaktadır. Bu saldırının uluslararası komplonun amaçladıklarının hiçbirisinin gerçekleşmemesiyle bağı vardır. Komplodan öngördükleri gelişmeleri şimdi farklı biçimde gündeme getirmeye çalışıyorlar.
Uluslararası güçlerin/komplocu güçlerin Öcalan ve PKK’den rahatsızlığı nedir, niye devam ediyor?
Uluslararası güçler, komplocu güçler Önder Apo’nun, PKK’nin halklarla çözüm isteme politikasına karşıydılar, düşmandılar. Önder Apo her fırsatta sorunu Türkiye ile çözme çağrısı yapıyordu, ateşkesler ilan ediyordu. Bu konuda makul yaklaşımlar da gösteriyordu. Uluslararası güçler en fazla da Önder Apo’nun bu tutumundan rahatsızdılar. Onlar açısından Kürt sorununun çözümü değil, çözümsüzlük esastı. Önder Apo’nun dediği gibi tavşana kaç, tazıya tut politikası onların çıkarına geliyordu. İki taraf da kazanmamalı, çözümsüzlük sürmeliydi.
Öcalan bunun farkında mıydı?
Önder Apo dış güçlerin bu politikasını bildiğinden 1990’lı yıllarda, hatta önceleri de Kürt sorununu Türkiye’de siyasal yollarla çözmek istiyordu. Hatta bu konuda yalvarırcasına değerlendirmeler yapıyordu. 1988 yılında Mehmet Ali Birand’la yaptığı görüşmede “Bir memur göndersinler, kendimizi anlatalım” diyordu. Her zaman Türkiye ile diyalog içinde olmayı ve tartışmayı istiyordu. Yalçın Küçük, Mihri Belli ve daha başka gazetecilerle yaptığı röportajlar bu tutumunu açıkça ortaya koymaktaydı. Kürt sorununun çözümsüzlüğünün Türkiye’ye kaybettirdiğini, bu nedenle bu sorunu çözmek gerektiğini anlatmak, Türkiye yetkililerini ikna etmek için çırpınıyordu.
Bunu mu gördüler?
Evet, uluslararası güçler Önder Apo’nun Türkiye ile anlaşabileceği olasılığını görerek uluslararası komployu gerçekleştirdiler. Çünkü böyle bir Kürt önderliği istenmiyordu.
Günümüzde de Önder Apo Türkiye ile bir demokratik siyasal çözüm arayışı içine girmiştir. AKP Hükümeti, Önder Apo’nun çözüm için sunduğu fırsatları, oyalama ve kendi çıkarları için kullansa bile Önder Apo’nun ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin özellikle Türkiye toplumunu Kürt sorununun çözümünü ve Türkiye’nin demokratikleşmesini ister hale getirmesine büyük öfke duyuyorlar. Bu nedenle çözümsüzlükten nemalanan bütün uluslararası güçler, Türkiye içinde çözümsüzlük ortamında kendini var eden güçler, Önder Apo’ya ve Hareketimize karşı bir karalama kampanyasına yeniden başlamışlardır. Kürt sorununun çözümsüzlüğünü bölge politikalarının temeli yapan uluslararası komplocu güçlerle Kürtleri kültürel soykırıma uğratarak yok etmek isteyen kesimler, Önderliğe yönelik saldırıda birleşmişlerdir. Saldırılarının arkasında yatan gerçek budur.
Irkçı İP’in yayınladığı 1999 İmralı sorgu görüntülerinin Fethullah Gülen yanlılarıyla bağlantısı var mı?
Kürt Özgürlük Hareketi, Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu’da etkili olmaktadır. Bu, hem Gülen’i, hem de ulusalcı çevreleri rahatsız etmektedir. Gülen Teşkilatı bir NATO projesidir, CIA ile ilişkilidir. Gülen’in Amerika’ya götürülmesi de bilinçli, planlıdır; kontrol altına alınarak bölge politikalarında kullanılacaktır. Önder Apo’nun esaret altına alınmasından sonra Amerika’ya götürülmesi bu teşkilat üzerinden Türkiye ve Ortadoğu’ya şekil verilmek istenmesiyle ilgilidir. Nitekim Amerika’nın istediği doğrultuda politikalar üretmekte ve tutumlar takınmaktadır…
Fethullah Gülen de Kürt sorununun çözümünü istemiyor. Kürt sorunu çözülür, Türkiye demokratikleşirse kendisi gibi güçler değil de demokratik güçler Türkiye ve Kürdistan’da öne çıkacaktır. O ise Türkiye’de hegemon güç olup buna dayanarak Ortadoğu’da kendi projesini etkili kılıp egemen olmak istiyor. Bu nedenle Kürt Özgürlük Hareketi’ni kendisine engel görüyor… Fetullahçıların Kürt Özgürlük Hareketi’ne düşmanlığı günlük değil, stratejiktir. Bu açıdan da Kürt Özgürlük Hareketi’ni zayıflatacak, başarısızlığa ve yenilgiye götürecek her projenin içinde yer almaktadır.
Hem Fetullahçıların hem de Doğu Perinçek tayfasının hedefi Kürtlerdir. Önder Apo, Kürtleri ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni talepli kıldığı ve Kürt sorununun çözümünü yakınlaştırdığı için düşmandırlar. Ulusalcılar da farklı saiklerle Kürt Özgürlük Hareketi’ne ve Önder Apo’ya düşmandırlar. Önder Apo’nun ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin ideolojisinin, politikasının, toplumsal yaşam projesinin geliştiği bir yerde ulus-devletçi, şovenist, milliyetçi anlayışlara yer yoktur. Bugün Önder Apo, Kürt Özgürlük Hareketi Türkiye’de ulus-devletçi zihniyeti kırdığı için, Kürtlerin varlığını kabul ettirdiği için, Kürt sorununun çözümünü dayattığı için öfkelidirler.
PKK’ye düşmanlıkta ortak oldukları için rahatlıkla PKK’ye karşı birleşebiliyorlar...
Sadece bunlar değil, Kürt cenahında da benzer saldırılar artmaktadır. Onlar da Önder Apo’nun etkisinin, Kürt Özgürlük Hareketi’nin etkisinin ve itibarının güçlenmesini kendilerine tehlike görüyorlar. Dikkat edilirse Fetullahçıların saldırıları, Doğu Perinçek ve tayfasının saldırıları, kendine Kürt diyen yeminli Apo ve PKK düşmanlarının saldırıları ortaktır. Şimdi birbirlerine düşmandırlar, ama birbirlerinin argümanını kullanıyorlar ve böylelikle de ortak düşmana karşı ortak hareket ediyorlar.
Neden böyle bir süreçte bu görüntüler İP eliyle servis edildi?
İktidar mücadelesi Fetullahçılar ile AKP arasında çok şiddetli bir noktaya geldi. Öyle ki, Fetullahçılar CHP ile işbirliği yapıyor. Bunun da dış güçlerle bağı var. Yakın zamanda CHP de ABD’ye gitmişti. CHP ile Fetullahçılar arasında bir ilişki gelişti. Şimdi bu güçlerle AKP arasında da bir iktidar mücadelesi var. Biz bu mücadeleden bağımsız olarak 2012 yılının sonunda çatışmasızlık sürecine girdik.
Kürt Özgürlük Hareketi, AKP’yi sıkıştırmada, adım atmasını sağlamada çok aktif olamadı. Önder Apo’nun başlattığı süreç AKP’nin insafına kaldı. Türkiye demokrasi güçleri de etkili olamadı. Böyle olunca AKP’de bu süreci seçimlere kadar çatışmasızlığı götürmek biçiminde çok basit bir yaklaşımla ele almaya götürdü.
Burada bir hususu belirtmek istiyoruz: sürece, çözüm süreci demek mevcut gerçekliği ifade etmemektedir. Hatta yanlış algılar ortaya çıkmaktadır. Kürt Halk Önderi’nin başlattığı süreci AKP’yi ve devleti çözüm sürecine sokma adımı olarak değerlendirmek daha doğrudur. AKP ile anlaşma yapılmış, tümüyle üzerinde tartışılmış, protokole bağlanmış bir çözüm süreci yoktur...
İktidar çatışmalarının gün yüzüne çıkmasını sağlayan da bu çatışmasızlıktır. Hatta Gezi direnişi gibi olaylar da çatışmasızlık ortamının sonucu ortaya çıkmıştır. Çatışmasızlık hem AKP’ye muhalif olan kesimleri harekete geçirmiş, hem de AKP ile iktidar mücadelesi içinde olanların harekete geçmesini sağlamıştır.
İktidar mücadelesi çok keskin hale geldiği için Kürt Özgürlük Hareketi’nin tavrı çok önemli hale gelmiştir. Bu nedenle herkes Kürt Özgürlük Hareketi’ni kendi yanında tutma çabası içindedir. CHP, Fetullahçılarla işbirliği içindedir, ikisi de iktidar mücadelesi içindedir. Bu nedenle Kürt Özgürlük Hareketi’ni objektif olarak kendi yanlarına alıp iktidar mücadelesinde güçlü konumda olmak istiyorlar. Kürt Özgürlük Hareketi ise kimseden taraf olmak istemiyor. AKP’nin baskıcı, hegemonyacı güç olduğu açıktır.
Türkiye’de trajikomik bir durum vardır.
AKP için Fetullahçıların söylediklerinin tümü doğru olduğu gibi, AKP’nin de Fetullahçılar için söyledikleri doğrudur. Bu durum Kürt Özgürlük Hareketi’nin birinin yanında tavır almasını gerektirmez. Eğer AKP’ye karşı mücadeleyse bunu dün de bugün de en kapsamlı biçimde Kürt Özgürlük Hareketi yürütmektedir. Çatışmasızlık olsa bile AKP’ye karşı duruş, mücadele sürüyor. Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşmenin dayatılması kadar anlamlı ve büyük bir mücadele olabilir mi? AKP’yi destekleyen bir duruş yoktur; bir mücadele vardır ama bu bir iktidar mücadelesi değildir.
AKP ile gerilimin olduğu ve giderek bu gerilimin arttığı bir süreç yaşanmaktadır. Ancak Kürt Özgürlük Hareketi çatışmasızlık ortamını da AKP için başlatmamıştır. Türkiye toplumunun büyük çoğunluğu çözüm ve demokratikleşme istediği için böyle bir çatışmasızlığı sağlayarak demokrasi güçlerine bu ortamı değerlendirmeleri için fırsat tanımıştır. Kuşkusuz bu fırsatı tanıma AKP ve devlet için de geçerlidir. Hala çatışmasızlık son bulmamışsa bu da sorumluluk duygusuyla AKP’ye ve devlete son bir çaba ile adım attırma yaklaşımı olarak ele alınmalıdır.
Kürt Özgürlük Hareketi hiçbir gücün yanında değildir, olması da düşünülemez. Kürt Özgürlük Hareketi ancak demokrasi güçlerinin yanında olabilir.
Bu iktidar mücadelesi fırsattır. Eğer bu güçler kendi aralarında böyle sert bir iktidar mücadelesi içine giriyorsa, demokrasi güçlerine düşen görev bu ortamda kendilerini güçlendirecek adımlar atmalarıdır. O da demokrasi güçlerinin bir araya gelerek bir demokrasi programı ortaya koyup hem hükümete hem de hükümet dışındaki güçlere Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için adım atın, demeleridir. Biz, kim Türkiye’nin demokratikleşmesi yolunda adım atarsa onun yanında oluruz diyebilmelidir. Ama güçlü bir demokrasi ittifakı bunu söylemelidir.
İP’in kasetleri ortaya atması da Kürt Özgürlük Hareketi’nin böyle bir iktidar çatışmasına tarafsız kalmasıyla ilgilidir. Önder Apo’nun ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin Türkiye’nin demokratikleşmesi doğrultusunda Türkiye toplumunda ortaya çıkardığı eğilimi sabote etmek istiyorlar. Türkiye’de PKK ve Önder Apo hakkında değişen, olumlu olan yargıları ortadan kaldırmak istiyorlar. Toplumdaki bu eğilimi kendileri için tehlikeli görenler Önder Apo’yu ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni itibarsızlaştırarak Türkiye halklarında oluşan Kürt Özgürlük Hareketiyle Türk demokratik hareketiyle Önder Apo’yla sorunları çözme yaklaşımını sabote etmek istiyorlar. İşçi Partisi’nin eliyle görüntülerin yayınlamasının en büyük etkeni budur.
Kim yayınlamıştır?
O dönemdeki Genelkurmay istihbaratı, jandarma istihbaratı ve MİT, üçü birlikte bu soruşturma içindedirler. Ya da Önderlikle ilgili görüntüler, bilgiler bu üçü tarafından değerlendirilmektedir. Önderlikle diyaloglardan bu üçünün bilgisi vardır. Özellikle o dönemde ordu içindeki özel bir güç İmralı’yla ilgilenmektedir.
Diğer yandan da Önder Apo’yu ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni bu tür baskılarla kendi yanlarına çekmek isteyen kesimlerin İşçi Partisi eliyle böyle bir provokasyon yarattıklarını söylemek gerekir. Dönemin birçok boyutu var. Bu dönem içinde de Önder Apo’nun, Özgürlük Hareketi’nin rolü çok etkilidir. Açıkça Önder Apo’yu ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni kendilerine göre itibarsızlaştırarak Türkiye siyaseti üzerinde, Türkiye toplumu üzerindeki etkisini kırmak istemişlerdir. Özellikle de kendilerine yedekleyemedikleri için, kendi politik çizgilerine çekemedikleri için de İşçi Partisi’ni kullanmaktadırlar. Zaten İşçi Partisi bu tür kullanılmaya açıktır. Geçmişten beri böyledir. Büyük ihtimalle şu anda içeride olan Atilla Uğur, Doğu Perinçek e çevresiyle ilişki içindedir. Herhalde onlar gönderdiler.
Bununla kamuoyunda nasıl bir algı yaratılmak isteniyor?
Kısırdöngünün, çıkmazın, kör dövüşün, kayıkçı kavgasının olduğu Türkiye’de tek politika üreten, tek yol gösteren, tek çözüm projesi ortaya koyan bu Önderlik oldu, bu Hareket oldu. Bu nedenle de Türkiye’de önemli bir etki yarattı. Önder Apo’ya da Kürt Özgürlük Hareketi’ne de önemli bir itibar kazandırdı. İşte bu görüntülerin yayınlanmasının nedeni esas olarak da Önder Apo’yu itibarsızlaştırmaktır. Önder Apo’nun attığı adımları değersizleştirmektir. Önder Apo’nun Türkiye siyasetindeki etkisini, bölge siyasetindeki etkisini kendilerine göre kırmak istiyorlar.
Yayınlanan görüntülerle Apo devletle çalışabilirim demiş, algısı yaratmaya çalışıyorlar. Ama bunları ne için demiş, neden demiş, nasıl demiş bunun tartışması yok. Önder Apo başından itibaren devlete çağrı yapmıştır, gelin bu sorunu çözelim demiştir. Biz Hareket olarak yıllarca çağrı yaptık, barış projeleri hazırladık, yalvarırcasına gelin sorunu çözelim dedik. Bu sorunun çözümsüzlüğünden herkes yararlanıyor, dedik. Kürt sorununun çözümsüzlüğünden bölgede uluslararası güçler politika yapıyor dedik. Türkiye’nin zayıf karnıdır dedik. Türkiye bu sorunu çözmediği müddetçe, bu zayıf karnıyla herkes oynar dedik. 7. Kongrede Kürt sorununun çözümsüzlüğü kötülük tanrılarının bölge ülkelerine verdiği bir ceza gibidir dedik. Önder Apo’nun da İmralı da söylediği bunlardır. Cımbızlanarak güya kendilerine göre farklı bir algı yaratmak istemişlerdir. Ama işin özü, esası budur. Güya bu tür görüntülerle Önder Apo’nun Türkiye toplumu üzerinde, Kürt halkı üzerinde itibarını kıracaklar. Önder Apo Kürtler üzerinde en itibarlı aktördür. Bu tartışmasızdır...
Hareketimizin de Önderliğimizin de halklar ve demokrasi güçleri karşısında itibar kaybetmesi, etkisizleşmesi mümkün değildir. Tam tersine bu saldırılardan sonra Önderliğimiz daha da büyüyecek, Hareketimiz daha da etkili hale gelecektir. Bunu da herkes yaşayarak görecektir...
DİLGEŞ AZAD/ANF/BEHDİNAN