İnşaat sektöründe yaklaşık 15 yıldır tekniker olarak çalışan Derya Ulu, dayatılan toplumsal cinsiyet rollerine karşı verdikleri mücadeleyi anlatarak, “Sahip olduğumuz haklar inanılmaz törpüleniyor, gasp ediliyor. Buna karşı 8 Mart’ta haklarımızı savunalım” çağrısında bulundu.
Toplumsal cinsiyet rollerinin en çok hissedildiği mesleklerin başında gelen inşaat sektöründeki kadınlar, emek sömürüsü, ücret eşitsizliği ve mobbinge karşı mücadele veriyor. Üst kademe, karar alma ya da şantiye gibi yerlerde erkeklerin çalıştırıldığı bilinen sektörde, kadınlar yıllar içerisinde bu kalıpları da yıktı. Yaklaşık 15 yıldır inşaat teknikerliği yapan Derya Ulu ile kadınların inşaat sektöründe yaşadıkları zorlukları ve verdikleri mücadeleyi konuştuk.
‘Kadınsın, ne işin var’
İnşaat teknikerliğinden 2002 yılında mezun olan Ulu, sektörde iş bulma konusunda ciddi zorluklarla karşılaşan kadınlardan. İlk olarak makine imalatında çalışan ve kadın olmasından kaynaklı sigortası yatırılmayan Ulu, “Kısacası psikolojik baskıyla ‘sen bu işi yapamazsın’ diyerek geri adım atmamı istediler” dedi.
Bu sektörde çalışan kadınların işi bırakıp eve gitmeleri için her türlü psikolojik baskı ile karşı karşıya kaldığını vurgulayan Ulu, “Kadınsın, inşaatta ne işin var? Anlamazsın, git başka meslekler tercih et” söylemleriyle yıllarca çalıştığını kaydetti. Kadınların daha çok ofis kısmında çalıştırıldığını ve şantiye gibi yerlerden uzak tutulduğunu aktaran Ulu, projelendirme, fiyat teklifleri verme, satış, danışmanlığı ya da mimarlık ve mühendislik kısmın da yer aldıklarını ifade etti.
Kendini kanıtlamanı bekliyorlar
Ulu, “Bir erkek gibi sert, bağırıp çağıran, kendisini gürültü ile kabul ettiren biri olmalısın. Naif kadın kişiliğinle inşaat sektöründe rahatlıkla çalışamazsın. Senin erkekleşmeni bekliyorlar. Örneğin ben ilk işe başladığımda kadın olarak bu işi yapabileceğimi ispatlamaya çalıştım. Erkekler yapamasa bile kendini kabul ettirme gibi bir sorunları yok. Ancak kadınlar yapabilse bile bunları erkeklerin gözünün içine sokmak zorunda kalabiliyor ne yazık ki” şeklinde sektördeki zorlukları anlattı.
Erkekleştiğimi farkettim
Verdikleri mücadeleye rağmen toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklı yaşanan sorunların devam ettiğini sözlerine ekleyen Ulu, alandaki zorlukları şöyle anlattı: “Bu kendimi mutsuz hissetmeme neden oluyordu. Sürekli ezilen ve dışlanan biri olarak görülüyordum. Bir süre sonra bu durumu aşabilmek için erkekler gibi davranmaya başladım. Ne kadar çok bağırıp çağırırsam dikkate alındığımı hissediyordum. Ancak işi tam olarak öğrenip hakim olduğumda erkekleştiğimi fark ettim. Bunun farkına varır varmaz, bu kez tam tersi kadın kimliğimi ön plana çıkararak, işimi yaptım. Bu bana ayrıca gurur ve güven veriyordu. Hem bir kadın olarak hem de bir işçi olarak haklarını bilmek önemli. Bir erkek bir mesleğin eğitimini görür ve yapar. Ancak bir kadının kendi mesleği dışında en az 3 mesleği daha başarıyor olması lazım. Örneğin ben makine teknikeriyim. Ama aynı zamanda muhasebe ve satışı da yapmam gerekir. Hiçbir şey yapmamış olsam bile çay kaynatıp büroyu temizlememi istiyorlar. Halbuki bir erkekten bunu beklemezler. Kadınlar inşaat sektöründe de 3-5 iş yaparak ancak bir yerde tutunabilir ve genel olarak yaşanan bu sorunlardan kaynaklı mesleği tercih etmiyorlar.”
Kadınlar bu sektörde yer almalı
İnşaat sektöründe şantiye müdürü olarak çalışan çok az sayıda kadının olduğu bilgisini de veren Ulu, “Genelde bunu yapan erkeklerdir. İnşaat sektöründe çalışan kadınların öncelikle cesur olması gerekiyor. İnşaat sektöründe kadınların aktif olması güzel işler başarmasına neden olacaktır. Kadınlar her zaman düzenleyici ve toparlayıcıdır. Kadınların eli değdiği her yer daha verimli ve güzeldir. Kadınlar insanların geleceğini düşünerekten inşaat tasarlaması yapar. İnşaat yapımının her boyutunun titizlikle inceleyip örneğin doğanın talan edilmemesi ve engellemesine kadar ince düşünür öyle bir tasarım yaparlar” diyerek kadınların bu alanda daha aktif rol almasını istedi.
Haklarımız için 8 Mart’a
Yaklaşan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne de değinen Ulu’nun mesajı ise şöyle: “Kadınların çalışma hayatına aktif olarak katılmalarını istiyorum. Kadınların ikinci sınıf olması, köleleşmesi ve üretimden koparılması amaçlanıyor. O nedenle üretim içerisinde aktif rol oynaması gerekir. Bunu yapmamız için de örgütlü olmamız gerekiyor. Örgütlülük 8 Mart’tır. Şu anda sadece kadın işçiler değil, hayatın her alanında sahip olduğumuz haklar inanılmaz törpüleniyor. Gasp ediliyor. Bu büyük bir tehlike. Buna karşı 8 Mart’ta alanları doldurup, haklarımızı savunalım.”
MA/İSTANBUL