Roboskî Katliamı, vicdanı olanların bir kere daha dönüp hangi ülkede yaşadıklarını sorgulamaya iten dönüm noktalarından biri. Türk devletinin ısrarla üzerini kapatmaya çalıştığı katliam, sanatsal yapıtlara da konu oluyor. Sanatın farklı kategorilerinden ortaya çıkan bu ürünler, hem hafızaları tazeliyor, hem de geleceğe yönelik bir belge niteliği taşıyor. Roboskî’yi anlatan önemli çalışmalardan biri de Bajar’ın “Sî û Çar ‘heb’ (otuzdört ‘adet’)” adlı şarkısı. Konuyla ilgili görüştüğümüz Bajar üyesi Vedat Yıldırım, yeni albüm hazırlıkları içindeyken Roboskî Katliamı’nın gerçekleştiğini ve hemen harekete geçerek şarkıyı yazdıklarını belirtiyor. Kürtçe yazdıkları şarkının genel olarak matem havasını yansıttığını belirten Yıldırım, son bölümde ise yaşanan duruma karşı isyanın dile getirildiğini anlatıyor.

‘İnsanlara anlatmak istiyoruz’

Yıldırım, Roboskî Katliamı’nı insanları sarsan büyük bir trajedi şeklinde niteliyor. Bununla Türkiye’de çoğu şeyin daha net anlaşıldığını kaydederek, katliamı sanat yoluyla daha geniş topluluklara ulaştırmayı hedeflediklerini de belirtiyor. Sanatın toplumsal meseleleri içine alan bir üretim süreciyle birlikte ürünlerini ortaya koyması gerektiğine vurgu yapan Yıldırım, bu süreci şöyle ifadelendiriyor: “Toplumsal olaylarla olan bağımızı beste, müzik ya da toplumsal bir eylemle gösterebiliyoruz. Oturup şarkıları hazırladıktan sonra kayda geçirip albüm oluşturma yerine daha aktivist bir üretim biçimi taraftarıyız. Roboskî’yi anlatan şarkıyı da bu çerçevede gerçekleştirdik”

İktidar odakları için ölümler ‘adet’
Yıldırım, yaşadığımız coğrafyada ölümlerin artık sıradanlaştığını belirtmek için şarkının adını “otuzdört ‘adet’” koyduklarını kaydediyor. “İktidar odakları bütün ölümleri artık adet kelimesi ile ifade ediyor” diyerek yaşanan yabancılaşmayı dile getiren Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Gençler ölüyor. Roboskî’de ölenlerin fotoğraflarını bile bulamadık doğru düzgün. Encü ailesi tümden yok edildi. Bu nasıl bir şeydir. Herkesin ayağa kalkması lazım. Başka bir ülkede olsa farklı olurdu.” Yıldırım, şair Sezai Sarıoğlu’nun klibin son bölümündeki metinde yer alan ‘üç öğün korku, beş vakit aç” sözünün de Roboskî’de yaşananları ve yaşanacakları özetlediği görüşünde.

Kafalarında sınır yok
Şarkının atmosferinde genel anlamıyla yas havasının hakim olduğunu söyleyen Yıldırım, şarkıyı daha çok batıda ölülerin ardından söylenen Requemler tarzında oluşturduklarını ifade ediyor. “Şarkının ağıtlardan biraz daha farklı bir özelliğe sahip” olduğunu sözlerine ekleyen Yıldırım, şarkının ikinci ve son bölümde de isyankâr bir havayı yansıttıklarının altını çiziyor. Yıldırım, içeriğe ilişkin de önemli değerlendirmelerde bulunuyor: “Türkçe olarak bu sınır hep geçilir, hep aşılır, bu insanlar bunu hep yapacaklar diyoruz. Çünkü onların kafalarında bir sınır yok. Oradaki sınırlar yapay. Geçmişte bu insanlar hep birlikte yaşıyorlardı çoğu birbirine akraba. Sınırları egemenler koydu. Bu olayların yaşanmaması için tek yol Kürt sorununun çözülmesi.”

Katliamı anlatan albüm çıkarılabilir
Şarkıya albümlerinde de yer vereceklerini ifade eden Yıldırım, Roboskî ile ilgili bestelerin bir araya getirilerek bir albüm yapılabileceğinin önemine de işaret ediyor. “Türkiye’de mağdurlar mutlaka bir şekilde bir araya gelmeli” vurgusunu da yapan Yıldırım, bu bir araya gelmenin ezilenlerin taleplerinin yerine getirlemesi açısından kritik bir noktada durduğunu kaydediyor. Yıldırım, birliğin önemine şu şekilde dikkat çekiyor: “Bu coğrafyada ezilen kesimlerin ortak bir ses yükseltmesi lazım. Yani birbirimize sahip çıkmalı ve daha iyi anlamalıyız. Birimizin kazanılan hakkı hepimizin kazanımı anlamına gelmektedir.” Son olarak Türkiye’deki sanatçıların Roboskî’yi yeterince anlamadıklarına da değinen Yıldırım, buna paralel Roboskî’nin sanatsal ürünlere yeterince yansımadığını da söylüyor.

Bir an önce bitsin diyorsun
Klibin yönetmenliğini ise İlhami Kapıcı ve Evren Aydoğdu yapıyor. Roboskî’nin çok ciddi bir toplumsal mesele olduğunu söyleyen İlhan Kapıcı, Kürtlerin yeni bir 33 kurşun vakası yaşadığını belirtiyor. Şarkıyı dinledikten sonra ilkin kafasında hiçbir şey oluşmadığını ifade eden Kapıcı, şarkıya ilişkin duygularını şu şekilde ifade etti: “İnsanların üzerine bombalar yağıyor, bunu nasıl verebilirsin ki? Konuşa konuşa, görüntüleri toplaya toplaya ortaya bir şeyler çıktı. Epey zorlandım, çalışırken onların yaşamlarının içine giriyorsun. Çocukların fotoğraflarını ararken neşe dolu hayatları görüyorsun. Acı veriyor. Bir an önce bitsin diyorsun.” İnternette önemli bir dinleyici topluluğunu yakalayan klip www.youtube.com adresinden de izlenebiliyor.

Roboskî sistemin göbeği

Yıldırım’ın en kritik ifadelerinden biri de Roboskî ile birlikte Kürtlerin bu düzene iyice yabancılaştığı tespiti. Gelişmelerin bu şekilde sürmesi halinde Kürtlerin bu ülkeden duygusal ve düşünsel olarak tamamen kopacaklarını dile getiriyor. “Birlikte yaşama kültürü gittikçe zedeleniyor” diyen Yıldırım, şarkının aynı zamanda acıyı yüreklerinde hissedebilecek, insanlarda duygudaşlık yaratabilecek bir özelliğe sahip olduğunu belirtiyor. Roboskî ve geçmişte yaşanan bir çok katliamın, sistemin sürdürebilirliğini sağladığını da savunuyor. “Son halka olan Roboskî’dir” tespitini yapan Yıldırım, “Roboskî sistemin göbeğinde dönen bir takım ilişkilerin sonucudur” diyor.

ÖNDER ELALDI