Diyarbakır Sanayi Ticaret Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, ”Israrla Kürtlerle savaşmayı önüne koyan bir anlayış siyaseten de ekonomik olarak da çökmeye mahkumdur” dedi.

 

EGÎD EREN / HABER MERKEZİ

Diyarbakır Sanayi Ticaret Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, Türkiye’nin Kürt sorununu barışçıl yöntemlerle çözmesinin ekonomiyi hızla büyüteceğini vurgulayarak, şunların altını çizdi: ”Savaşa aktarılan kaynaklar insana, yaşama, bilime, kente aktarılırsa her anlamda başarıya ulaşılır. Ekonomik olarak büyümek istiyorsanız barış içinde olmak zorundasınız.”

Türkiye’nin savaş politikasında ısrarının ekonomiye de büyük zarar verdiğinin altını çizen Kaya, Suriye’nin kuzeyine dönük saldırı planlarına tepki göstererek, bundan vazgeçilmesini istedi. Türkiye’nin Suriye politikasını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini sürekli ifade ettiklerini hatırlatan Kaya, şunları belirtti: ”Orada yerleşik Kürtler var. Orada Kürtlere rağmen demografisine müdahale ederek, başka yapının oturmasını sağlamanız yanlış bir politikadır. Türklerin Kürt yapılarıyla işbirliği geliştirme sorumlulukları vardır. Kürtler ile Türklerin kardeşliği ve birlikteliği Ortadoğu’ya barışı getirecek en önemli unsurlardan bir tanesidir. Israrla orada Kürtlerle savaşmayı önüne koyan bir anlayış siyaseten de ekonomik olarak da çökmeye mahkumdur. Çünkü komşularınızla bir ticaret yapamıyorsanız, dünyanın hiçbir yerinde ticaret yapamazsınız. Şu an dönüp baktığımızda Suriye ve Irak ile ticaret durma noktasına gelmiş.”

İlk kez çözüm sürecinde yükseldi

Savaşta ısrarın Türkiye’ye kaybettirdiğinin altını çizen Kaya, Türkiye ekonomisinin tarihi boyunca Gayrisafi Milli Hasılası’nın (GSMH) 900 milyar doların üzerine çıkmamış olduğu bilgisini vererek, 2013 ile 2015 yılı arasındaki barış sürecinde ilk defa Türkiye’nin GSMH’nın 900 milyar doların üstüne çıktığını hatırlattı. Kaya, “Niçin bölgedeki Kürtlerle işbirliğini geliştirmedi? İçerideki savaş ve çatışmalar bitmişti. Silaha yapılan yatırımlar hepsi durmuştu” diyerek şöyle devam etti: ”Şimdi yine bu hasıla 800 milyar dolar civarına düştü. Bu daha da düşecek. Bu önemli bir nokta, bunu doğru okumak gerekiyor. Türkiye, Kürt sorununu barışçıl yöntemlerle çözerse ekonomisi de o oranda daha hızlı gelişiyor. Savaşa aktarılan kaynaklar insana, yaşama, bilime, kente aktarılırsa her anlamda başarıya ulaşılır. Ekonomik olarak büyümek istiyorsanız barış içinde olmak zorundasınız.”

Yılda 80-90 şirket taşındı

Ekonomik krizin Kürt kentlerinde de ciddi derecede hissedildiğinin altını çizen Kaya, ortaya çıkan tabloyu şöyle özetledi: ”Kürtler çatışma sonrası barış sürecinin bitmesiyle birlikte sorunlar yaşamaya başladı. Barış sürecinde bölgeye yatırım yapanlar, çatışmalı sürecin tekrar başlamasıyla yatırımlarını askıya almaya başladı. Bu kriz de ortaya çıkınca beyin ve sermaye göçü oluştu. İnsanlar iş yerlerini Türkiye’deki diğer merkezlere, Batı’ya doğru kaydırmaya başladı. Birincisi, çözüm sürecinden sonra açılan davalar iş insanlarını ürküttü. İkincisi kriz esnasında bölgedeki bankalar kredilerini minimize edip, kredi vermemeye başladı. Aslında şirketlere bölgeyi terk edin gibi bir mesajdı. Şirketler de merkezlerini taşıdı. En basitinden rakamsal anlamda 2015’e kadar odamıza kayıtlı şirketlerden yılda 20’ye yakın şirket merkezlerini Batı’ya taşıyordu, bu da doğal taşıma süreciydi. 2015’ten bugüne yılda ortalama 80-90 şirket yani dört katı oranında, merkezlerini Batı’ya doğru taşımaya başladı. Kürdistan bölgeden hem sermayenin göç etmesi hem de beyin göçü nedeniyle istihdamda da sorunlar yaşanmaya; işsizlik rakamları yükselmeye başladı.”

Kayyumla yönetim olmaz

Belediyelere kayyumların atanmasıyla birlikte projelerin durdurulduğunu kaydeden Kaya, ”Şöyle bir gerçeklikte var, yerel yönetimler atanmış insanlarla yönetilemez. Bu tür yapılar iş insanlarıyla, sivil toplum kuruluşuyla, kentin dinamikleriyle seçimle geldikleri için ortak çalışmak zorundadır. Şimdi siz bu dengeyi bozduğunuz takdirde yani kayyum atamalarıyla atanan kişinin, orayı yöneten validen çok farkı kalmaz” dedi.

Ekonomik ortaklık gerekli

Kürtler arasında da ekonomik ortaklığın önemine vurgu yapan Kaya, ”Sonuçta Kürtler dört farklı ülkede bulunan farklı sosyal, kültürel ve siyasi yapılara sahip bir halktır. Kürtlerin birlikteliğinden bahsediyoruz, bir türlü gerçekleşmemesini böyle de okumak lazım. Farklı kültürlerde, farklı ortamlarda yetişip aynı siyasi zeminde durmak zordur. Ama ekonomi artık evrensel bir dil haline geldi ve kuralları ekonomi belirler” dedi.

Rojava’ya kapılar açılmalı

Ortak birlikler kurmak istediklerini kaydeden Kaya, şöyle konuştu: ”Sonuçta sermayemizin zayıf olduğu bir bölgede yaşıyoruz. Sermayelerimizi birleştirirsek ancak Rojava’da, Kürdistan bölgesinde iş olanakları ve yardım yapma olanağımız ortaya çıkar. Suriye’deki yapılanmayla birlikte orada çok güçlü imar sektörü, yeni ticari alanlar oluşacak. İnsanların çalışma alanları ortaya çıkacak. Savaştan çok zarar gören o bölgede yarın imarda da çok aktif rol almak isteyen bir yapımız var. Oraya yapılan ambargolardan iş insanları da çok etkileniyor. Bölge iş insanının, oranın yeniden onarımında etkin ve güçlü olması lazım. Burada hükümetle görüşmelerimiz devam etmekle birlikte özellikle Güney Kürdistan’daki yönetim ve iş insanlarıyla o bölgeden Rojava’ya kapı açmalarını zorlayıp, yatırım yapma çalışmalarımız oluyor. Rojava’nın onarımında, yapımında ve şu anki ticari ilişkilerde de bu güç birliği anonim şirketlerini onlar için kullanacağız, biraz da o amaçla kuruldu.”

Ekonomi siyasi birlikteliği de sağlar 

Ekonomik birliktelik sağlandığı takdirde siyasetteki riskler ve açmazların da daha rahat aşılabileceğine vurgu yapan Kaya, bu eksiklikten dolayı ayrışmaların daha da derinleştiğine işaret etti. Kaya, şöyle devam etti: “Bunu eksik yaptığımız için ayrışmalarımız daha da derinleşiyor. Ekonomik güç yaratılarak etrafında bir araya gelerek sermayeyi birleştirirsiniz. Akılları, bilimi ve kimliği de birleştirirsiniz. Kimlik üzerinde ekonomik bir model oluşturmak tek başına yeterli değil. Ekonomideki fırsatları doğru değerlendirip Kürtlerin bu kadar olumsuz ve dağınık yapılarına rağmen nasıl ortaklıklar kurabiliriz? Nasıl ekonomik modellerde birliktelik sağlayabiliriz? Doğru araştırıp, doğru çalışma yapmamız lazım. Bölgenin kendine özgü dinamikleri var. Bölge, yatırım iklimi anlamında çok önemli bir yapıya sahip. Diyarbakır bölge olarak Ortadoğu’ya açılan önemli bir kapıdır. Tarımda, ticarette, sanayide, turizmde yenilenebilir enerjide ve insan kaynağında çok önemli fırsatlar vardır.”

 
 

Avrupa’ya güvence gerekiyor

 

Kürt bölgesinin finansa ulaşma sorununa dikkat çeken Kaya, şunları vurguladı: ”Bölgede bu yatırımları yapmak için sermayeli insan kaynağını bölgede tutmak zordur. Avrupa’da tam da böyle bir ortaklaşmanın yapılabileceği kuruluş ve yapılara zemin vardır. Bölgede insan gücü ve yatırım alanları çok güçlü. Avrupa da ise kapı aralayan finans vardır. Avrupa’da finans varken Türkiye’de finans yok. Bölgede yatırım yapılması için güvence vermemiz lazım ve iş alanlarını açmamız gerekiyor. Onlarla ortaklıklar yapmamız lazım. Ortaklıklar kurup Avrupa’daki yatırım sermayelerini ülkemize çekmemiz lazım.

 
 

AKEE ve DTSO işbirliğiyle

 

Özellikle hangi alanda birleşmemiz gerektiğini doğru oturtmak lazım. Bu işin koordinasyonunu Avrupa Kürt İşverenler Derneği (AKKE) burada yapmalı, bölgedeki ayağını da Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası yapmalı. İki koordinasyonlu yapının birbiriyle doğru alanlarda birliktelik kurması lazım. Buradaki sermayeyi bölgedeki yatırıma dönüştürürken en az riskle yapılmalı. Ticaret ve Sanayi Odası olarak bütün bunların alt yapısını yapmak için hem taahhüt hem de destek vereceğiz.”