1- 2012 yılı gerillanın askeri açıdan Türk ordusuna karşı yenilemeyeceğini ve böyle giderse daha da güçleneceğini kanıtlaması.
2- Halkın mücadeleye bağlılığını, kararlılığını ve çok daha bilinçlendiğini, mücadele etrafında kenetlendiğini göstermesi.
3- Türkiye’nin “sınırlarım” dediği coğrafyada Kürt Hareketi’nin öncülük ettiği, henüz resmi olmasada defakto olan Rojava’da özerk bir Kürdistan’ın doğmasıdır. Bu üç ana unsur Türk devletinin çözüm sürecini başlatmak istemesini beraberinde getiren unsurlardır.
Türk Dışişleri Bakanı Davutoğlu, NTV’de Türkiye’nin kendi derdini çözmesinin vaktinin geldiğini, bu çözümün daha fazla gecikmesinin Türkiye’nin dışındaki travmaların Türkiye’yi, Türkiye’deki sıkıntıların ise Türkiye’nin dışını olumsuz etkilemesini mümkün kıldığını dillendirmesi çözüme zorunlu olduklarını gösterselerde, henüz Roboskî katliamını kabul etmemiş iktidarın samimiyetinden şüphe etmemizden daha doğal ne olabilir ki?
Newroz, esaret altına alınmış Kürt halkının zafere ulaşmak istemesinin bayramıdır. Gri bir atmosferden aydınlık günlere ulaşmanın, yeni yaşamın ve dirilişin adıdır. Tabiatın uyanışıyla insanın özgürlüğe olan özlemidir Newroz.
Kolonyalizm yıllardır Kürt halkının özgürlük umudunu ve bayramını engellemeye çalıştı. Yapılan katliamların ardı arkası kesilmezken, en doğal kültürel yaşama bile tahammül edilememesi ne akla ne de mantığa sığabilirdi. Kültürler arası etkileşim ve iletişimin, birbirlerini beslemelerinin önüne nasıl geçilemezse, kendi kültürüyle yaşama isteği adına mücadele eden halkları sindirmek ve yok etmek istemek asla başarılı olamazdı olamayacak da.
Kürt halkı korkuyu, ölümü ve cezaevlerini aşmıştır; devlet ve iktidar da bunu çok iyi biliyor ve bu öfkesi, baskısı korkularından değil miydi?
Bugünlere gelmek öncü gücün rolü, örgütlenmek ve bilinçlenmekle mümkündü ve bu önemli ölçüde gerçekleşti. Artık milyonların sahiplendiği dört parçada örgütlü bir ulusal hareket var. Rojava’da hiç kimsenin tahmin edemediği bir gelişme yaşandı, kan akıtmamaya özen göstererek, farklı halkların da desteğini alarak çok sayıda kent kurtarılmış durumda. Gurur duyulan bir dayanışma ve savunma yapılanması var.
Türkiye’nin yeni bir komşu görülmek istenmeyen Kürdistan’ı doğdu; ilkin bir şok yaşadılar sonra çeteleri eliyle Serekaniyê gibi en zayıf noktasından bölmeye çalıştılar olmadı ve bu gidişle kabullenmek zorundalar. Rojava’ya karşı emperyal güçler henüz sessiz.
Zagroslarda zalim Dehak’a karşı Demirci Kawa’nın önderliğinde gerçekleşmiş halk ayaklanmasını çarpıtmak, anlamından saptırmak, kentlerde ateş yakıp birtakım göbekli ve kravatlı bürokratları ateşin üzerinden atlatmak Newroz’dan korkmanın ifadesiydi. Kurtuluşu, özgürlüğü ve zaferi muştulayan efsanevi bir günü engellemeye çalışmak ve çarpıtmakla ne komik bir duruma düşüyorlardı. Bir ara yumuşama eğilimi göstererek, havuç ve sopa politikasında ısrar ederken, çok şey kaybedeceklerinin farkında değiller. Bu halk korkar mı, bu halk siner mi bunca acı ve felaketi yaşadıktan sonra!
Özünde Türkiye’de şekillenen tüm siyasi parti ve düşünce sistemi birbirinin uzantısı, bugüne kadar güçlü mühalefetin örgütlenememesi ve gerçek bir demokratik anlayışın yerleşememesi bunun en önemli göstergesi değil mi? Neden Türk aydınları, hümanist ve sol güçleri böylesi faşizan bir yönetime karşı örgütlenemiyordu, neden bu ölümler ve cinayetler karşısında kuvvetli sesler çıkmıyordu?
Bilinmeli ki hiç bir güç, bilinçle bilenmiş, davasında haklı bir halkı zincirleyemez. Saldırganlığı halk püskürttü ve bahar Newroz’la bu yıl muhteşem başladı.
AKP, Kürt Ulusal Hareketi’ni, Tamil Ulusal Hareketi’nin kanla bastırılmış biçimiyle bastırmak istiyordu, fakat jeopolitik açıdan ve Kürt Ulusal Hareketin sahip olduğu potansiyelin hesapları hep yanlış yapıldı ve bu durum çok yönlü kayıplara neden oldu. Kürt Ulusal Hareketi, ne demografik, ne de sosyolojik, ne önderliksel konumu ne de farklı potansiyelleri açısından Tamil Hareketi’ne benziyordu. Kürt Hareketi ölümlerden yaşam yaratan bir hareketti.
Barış ve çözüm istemesi sürekli suistimal edildi. Umarız iktidar bu kez bunu doğru değerlendirir. En önemli olgulardan biri de; sürecin sağlıklı gelişmesi için Kürt Halk Önderi Öcalan’ın izolasyon koşullarından çıkarılması gerekmez mi? Newroz pîroz be!
dere@bluewin.ch